15 Temmuz'un acı hikayesi: Biri şehit, biri gazi

15 Temmuz'un acı hikayesi: Biri şehit, biri gazi
15 Temmuz gecesi ağabeyi Onur Ensar Ayanoğlu ile birlikte darbecilere karşı 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde direnen Oğuz Ayanoğlu, vurularak gazi oldu, ağabeyi ise şehit düştü. Ayanoğlu, o gece yaşananları ve acısını anlattı.

15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişimini engellemek amacıyla ağabeyiyle birlikte o dönem Boğaziçi Köprüsü olarak adlandırılan 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'nde darbecilere direnen 36 yaşındaki Oğuz Ayanoğlu, açılan ateş sonucu kasık bölgesinden vurularak ağır yaralandı, ağabeyi Onur Ensar Ayanoğlu ise şehit oldu.

Gazi Ayanoğlu, ağabeyinin şehit olduğu gece köprüde yaşanan destansı direnişi, 15 Temmuz Şehitler Anıtı'nda anlattı.

O gece kasığından vurularak bir milimle hayatta kaldığını, ağabeyinin ise şehit olduğunu dile getiren Ayanoğlu, bir kardeşe şehitliğin, bir kardeşe de gaziliğin nasip olduğunu söyledi.

Ayanoğlu, o gece işten eve dönerken darbeyle ilgili haberleri duyduğunu ve ilk olarak Kısıklı'ya gittiğini belirtti.

Boğaziçi Köprüsü'nde yaşanan olayları duyduktan sonra oraya yöneldiğini dile getiren Ayanoğlu, şöyle konuştu:

"Durumun vahim olduğunu görünce sokağa çıkıp liderimize destek olalım dedik. Köprüden haberler gelmeye başladı. 'İnsanlar vuruluyor.' diye. Biz de 'Burada duracak bir şey yok, köprüye gidelim.' dedik. Yolda ağabeyimi aradım. Meğer benden önce gitmiş. Telefonu açtığında 'Kapat telefonu, burada yaralılar var, onlara yardım ediyorum, beni meşgul etme.' dedi ve suratıma kapattı. Endişelendim. Onur çok iyiliksever, yardımsever bir çocuktu, böyle şeylerde hemen öne atılırdı. 'Başına bir iş gelir.' diye korktum. Köprüye vardığımda anıtın hemen altındaki ATM'lerin yanında buluştuk. Üstü başı kan içindeydi. 'İyi misin, bir şeyin var mı?' dedim. 'Benim bir şeyim yok. Bu taşıdığımız yaralıların kanı.' dedi. Tam o sırada ateş edilmeye başlandı. Hemen bir arabanın arkasına sığındık."

"Bir anda üzerimize ateş açtılar"

O gece vatandaşların canları pahasına darbecilere karşı direndiğini ifade eden Ayanoğlu, "Ateş durunca kalabalığın arasından bir vatandaş çıktı. Bağırmaya başladı, 'Hep beraber gidelim. Bunların ne kadar mermileri var. Bunlar kaçımızı öldürebilir?' diye. İnsanları etrafına toplamaya çalışıyordu. Ben onu görünce ona kilitlendim. Onur'a, 'Biz niye gitmiyoruz. Bizde onlara katılalım.' dedim. Kalabalıkla eski gişelerin oraya kadar geldik. Adam elleri havada, hainlere doğru ilerlemeye başladı. Onlarla konuşmak istiyordu. Kızı yanımızdaydı, 'Baba gitme, baba yapma.' diye feryat ediyordu. Adam duymadı. Tam o anda vuruldu, sırtüstü yere düştü. Kız kendini kaybetti, babasının yanına gitmek istedi. Onur, onu tuttu 'Sen dur bacım, biz alırız babanı, bekle burada.' dedi. Ben o esnada videoya çekiyordum. Videoyu kapatıp peşinden gittim. Niyetimiz yerdeki yaralıyı almaktı." ifadelerini kullandı.

Ayanoğlu, şehit olan ağabeyiyle birlikte vuruldukları anı şöyle anlattı:

"Sol çaprazdan ilerlerken bir anda üzerimize ateş açtılar. Ben refleksle kendimi yere atmak istedim ama kurşun beni yaklaşık 1-1,5 metre fırlattı. Dizlerimin üzerine düştüm. İlk anda vurulduğumu hissetmedim. Ayağa kalkıp devam etmek istedim ama bacağım, kasığımdan oluk oluk kan boşalıyordu. Baktım bacağım yok. Sürüne sürüne gişelerin altına geldim. Orada vatandaşlar pansuman yaptı, yardım etti. O ateş sırasında Onur'la göz temasını da kaybettik. Ateş durunca beni arabaların olduğu yere taşıdılar. Yaklaşık 1,5-2 dakika sonra önüme Onur'u getirdiler. Onur, hareketsiz yatıyordu. Boynundan, şah damarından vurulmuştu. Kendimi kaybettim. 'Kardeşim ölüyor, yardım edin.' diye feryat ettim. Vatandaşlar hemen bir araba ayarladılar. Onu arabaya bindirdiler, ben de sürüne sürüne ön koltuğa atladım. Hastaneye gittik."

"5 gün boyunca ağabeyimin şehit olduğunu benden sakladılar"

Ağabeyinin şehit olduğunu 5 gün sonra öğrendiğini söyleyen Ayanoğlu, "Hastanede beni hemen ameliyata aldılar. Ameliyattan çıktığımda ilk 'Baba Onur nasıl?' diye sormuşum. Doktorlar, 'Oğuz'un durumu kritik öğrenmesin.' demişler. 5 gün boyunca ağabeyimin şehit olduğunu benden sakladılar. Beşinci gece bir arkadaşın telefonuna bakarken öğrendim. Çok ağır bir an oldu ama bu güzel vatanımız için hem kanımız hem canımız feda olsun." diye konuştu.

Ayanoğlu, olayın birinci haftasında sosyal medyadan bir vatandaşın kendisine ulaştığını belirterek, "'Ağabeyin vurulduğunda yanında olan kişiyim.' dedi. Konuştuk, 'Ağabeyine şehadet getirtmeye çalıştım ama gücü yetmiyordu. Ellerimi semaya kaldırdım. Allah'ım bu kulunun şehadetine şahit ol, ben şahidim sen de şahit ol ya Rabbi dedim. O anda ağabeyin başını hareket ettirdi ve şehit oldu.' dedi. Allah razı olsun vatan sağolsun dedim." şeklinde konuştu.

"Türk milleti dünyadaki hiçbir millete benzemez"

Türk milletine kimsenin pranga vuramayacağını vurgulayan Ayanoğlu, şunları kaydetti:

"Türk milleti dünyadaki hiçbir millete benzemez. Her anlamda farklıdır. Söz konusu vatan olduğunda fedakarlıkta sınır tanımaz. O gece yaşlısıyla, genciyle, kadınıyla, erkeğiyle herkes bunu ispatladı. Bu vatanı kimseye teslim etmeyeceğimizi, kimsenin bize pranga vuramayacağını bir kez daha gösterdik. Geçmişte yaşananlardan ders alarak bugünlere geldik. O gece de direne direne hainlere geçit vermedik. İnşallah bir daha yaşamayız ama yaşayacak olsak da bu vatan ve bu devlet için her zaman hazır ve nazır olacağız. Hainlere asla fırsat vermeyeceğiz."

Ayanoğlu, şehit ağabeyinin vinç operatörü olarak çalıştığını belirterek, "Onur, nişanlıydı. O hafta sonu babamla düğün yeri bakmaya gideceklerdi. Yıl sonu gibi düğününü yapmayı planlıyorduk. Nasip olmadı. Düğünü cennete kaldı inşallah." dedi.

Kaynak:Anadolu Ajansı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.