Sivas ve çevresinde sık görülüyor! Kritik uyarı
Erciyes Üniversitesi İç Hastalıkları Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Abdurrahman Soner Şenel, Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) hastalarına tavsiyelerde bulundu.
Şenel, FMF'nin çok eski genetik geçişli bir hastalık olduğunu, hastaların yüzde 90'ının 20 yaş altında tanı aldığını söyledi.
Hastalığın Sivas, Kayseri, Nevşehir, Tokat, Yozgat, Çankırı, Ankara gibi şehirlerde yoğun olarak görüldüğüne dikkati çeken Şenel, şiddetli karın ağrısı, ateş, eklemlerde ağrı ve şişlik gibi belirtilerin hastalığın göstergeleri arasında yer aldığını vurguladı.
Bu tür şikayetleri olan hastalara laboratuvar testleri, ultrason görüntüleme, fiziki muayene ve aile öyküsüne göre tanı konulduğunu anlatan Şenel, "Tekrarlayan ataklar olması bu anlamda çok önemli bir ipucu. Atakların üç günü geçmemesi, üç gün içerisinde kendiliğinden geçiyor olması hastalığın tipik özelliklerinden. Tekrarlayan karın, yan ve göğüs ağrıları, FMF'nin serozit dediğimiz kalp, akciğer ve karın zarında tutulum yapmasıyla alakalıdır. En tipik tutulumları böyledir." diye konuştu.
Şenel, e-Nabız uygulamasının hastaların tekrarlayan şikayetlerinin takibi konusunda büyük kolaylık sağladığına dikkati çekti.
Ailedeki öykünün önemli olduğunu dile getiren Şenel, "Sorguladığınızda çıkmayabiliyor ama sonradan hasta 'Benim kuzenimde, dayımın kızında, halamın oğlunda FMF varmış' diyor. O zaman şüphelenmemiz gerekiyor. Bu anlamda kolşisin (vücuttaki iltihaplanmayı ve ağrıyı azaltan, özellikle FMF ve gut hastalığının tedavisinde kullanılan güçlü bir ilaç) başlamakta bir beis yok. Bir hekim şüphelendiği zaman ilaç başlayabilir. İlaç toksik bir ilaç değil. Terapötik dozda ilaç verildiği ve takip edildiği zaman ilaca yanıt alınıyor olması da hastalığın teşhisi için önemli bir kriterdir." ifadelerini kullandı.
Şenel, hastalığın tedavi edilmediği takdirde ataklar sırasında vücutta artan proteinin karaciğer, böbrek, dalak gibi organlarda birikmesiyle bu organların fonksiyonel işleyişlerini etkilediğini, böbrekte protein kaçağı gibi sorunların ortaya çıkabildiğini belirtti.
Hastalığın seyrinde verilen ilacın düzenli kullanılmasının önem taşıdığını vurgulayan Şenel, şunları kaydetti:
"Bitkisel, ulaşılabilir, taşınması kolay bir ilaç. Hasta tanı aldıktan sonra eğer ilacını düzenli bir şekilde kullanıyorsa yüzde 80 oranında hem amiloidozdan (böbrek yetmezliğine yol açabilen protein birikimi) hem de ataklardan korunuyor. Çocukluk döneminde çocuklar haliyle ilaç uyumu konusunda sıkıntı yaşıyor. Burada ebeveynlere iş düşüyor ama biz erişkin kısmında olmamıza rağmen yine de ilaç uyumunda hastalarımızda sorun yaşayabiliyoruz. Bizden ziyade burada sorumluluk hastaya kalıyor çünkü ilacını yazıyoruz, 3 ay sonra kontrole çağırıyoruz. Bu 3 ay zarfında hasta ilacını düzenli olarak kullanmış olması gerekiyor."
Şenel, FMF ataklarını ilaç kullanmamanın dışında mevsim geçişleri, enfeksiyonlar, öğrenci ise sınav stresi gibi faktörlerin de tetikleyebildiğini ifade etti.
İlacın zamanında ve dozunda kullanılması gerektiğine dikkati çeken Şenel, "Gebelikte ve emzirirken dahi kesmiyoruz, herhangi bir sıkıntısı yok. Anneler gebeyken çocuğa zarar verir diye düşünebiliyor. Öyle bir bilimsel kanıt yok. Dolayısıyla gebelikte bile kesmiyoruz." dedi.
Şenel, hastalıkla ilgili özellikle sosyal medya yayılan yanlış bilgileri önlemek amacıyla çıkardıkları "Sorularla FMF" kitabını da hem sağlık camiasına hem de hastalara ulaştırdıklarını sözlerine ekledi.
Kaynak:Anadolu Ajansı
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.