100 yıl içinde yok olacak şehirler açıklandı! Türkiye'den iki il listede
19
İklim krizi, dünya genelinde kıyı kentlerinin geleceğini tehdit etmeye devam ediyor. Bilim insanları tarafından yapılan araştırmalar, önümüzdeki 100 yıl içinde deniz seviyesindeki yükselme ve su taşkınları nedeniyle yok olma riski taşıyan 37 metropolü ortaya koyuyor. Türkiye’den İstanbul 5’inci, İzmir ise 6’ncı sırada yer alarak en yüksek tehdit altındaki şehirler arasında gösteriliyor. Peki bu şehirleri bekleyen tehlike ne kadar yakın? Deniz seviyesi neden yükseliyor ve alınabilecek önlemler neler?
29
Deniz seviyesi neden yükseliyor?
İklim bilimcilerin genel değerlendirmelerine göre, deniz seviyelerindeki artış temel olarak küresel sıcaklık artışıyla birlikte kutuplardaki buzulların erimesi ve ısınan okyanus sularının genleşmesinden kaynaklanıyor. Atmosferdeki sera gazı birikimi, dünya genelinde ortalama sıcaklıkları yükseltiyor. Bu durum, buzulların daha hızlı erimesine ve okyanus sularının hacimsel olarak genişlemesine yol açıyor. Sonuç olarak deniz seviyesi her geçen yıl biraz daha yükseliyor.
Kıyı şehirleri bu tehdide karşı devasa deniz duvarları inşa etmek, taşkın bariyerleri kurmak ve drenaj sistemlerini modernize etmek zorunda kalıyor. Ancak bu adaptasyon süreçleri yüksek bütçeler gerektirdiği için her ülke tarafından eşzamanlı olarak uygulanamıyor. Önlem alınmadığı takdirde birçok kıyı kentinin önümüzdeki yüzyıl içinde yaşanmaz hale geleceği öngörülüyor.
39
Risk altındaki 37 şehir
Araştırmalara göre önümüzdeki 100 yıl içinde sular altında kalma ve yok olma riski taşıyan metropoller şunlar:
49
- Tokyo | Japonya
- Mumbai | Hindistan
- New York City | ABD
- Osaka | Japonya
- İstanbul | Türkiye
- İzmir | Türkiye
- Kolkata | Hindistan
- Bangkok | Tayland
- Jakarta | Endonezya
- Londra | İngiltere
- Dakka | Bangladeş
- Ho Chi Minh Kenti | Vietnam
- San Francisco | ABD
- Miami | ABD
- İskenderiye | Mısır
- Sydney | Avustralya
- Boston | ABD
- Lizbon | Portekiz
- Dubai | Birleşik Arap Emirlikleri
- Vancouver | Kanada
- Abu Dabi | Birleşik Arap Emirlikleri
- Kopenhag | Danimarka
- New Orleans | ABD
- Dublin | İrlanda
- Honolulu | ABD
- Amsterdam | Hollanda
- Cancun | Meksika
- Venedik | İtalya
- Charleston | ABD
- Macau | Çin
- Male | Maldivler
- Long Beach | ABD
- Savannah | ABD
- Nassau | Bahamalar
- Punta Cana | Dominik Cumhuriyeti
- Key West | ABD
- Cockburn Town | Turks ve Caicos Adaları
Listede Londra, Amsterdam, Venedik, Dubai ve Sidney gibi dünyanın önde gelen turizm ve ticaret merkezleri de bulunuyor. Bu şehirlerin birçoğu, ekonomik ve kültürel açıdan küresel öneme sahip. Dolayısıyla deniz seviyesindeki yükselme yalnızca yerel bir sorun değil, küresel ekonomiyi ve insan hareketliliğini de doğrudan etkileyecek bir kriz olarak değerlendiriliyor.
59
Türkiye’nin iki dev kenti ilk 10’da
Raporun en dikkat çekici detaylarından biri, Türkiye’nin en büyük iki kıyı kenti olan İstanbul ve İzmir’in risk sıralamasında üst basamaklarda bulunması. İstanbul 5’inci, İzmir ise 6’ncı sırada yer alıyor.
İstanbul’un özellikle tarihî yarımada ve alçak sahil şeritlerinin yükselen sular karşısında savunmasız olduğu vurgulanıyor. Boğaz çevresi, Haliç kıyıları ve Marmara Denizi’ne bakan alçak bölgeler, olası su baskınlarından en çok etkilenecek alanlar arasında gösteriliyor. İzmir’in ise Körfez çevresindeki yerleşim alanlarının ciddi bir su baskını riski altında olduğu belirtiliyor. Kordon boyu ve körfeze yakın mahalleler, deniz seviyesindeki yükselmeden doğrudan etkilenebilecek bölgeler olarak öne çıkıyor.
Uzmanlar, bu kentlerin jeopolitik konumları gereği iklim değişikliğine karşı acil kentsel adaptasyon planları geliştirmesi gerektiğini belirtiyor. Altyapı yatırımlarının hızlandırılması, kıyı şeritlerinde yapılaşmanın kontrol altına alınması ve drenaj sistemlerinin güçlendirilmesi bu planların başında geliyor.
69
Şehirleri bekleyen tehlikeler neler?
Deniz seviyesindeki yükselme, yalnızca kıyıların sular altında kalması anlamına gelmiyor. Beraberinde bir dizi çevresel, ekonomik ve sosyal sorunu da getiriyor. Öne çıkan tehlikeler şunlar:
- Su baskınları: Kıyı bölgelerinde yaşanan taşkınlar, can ve mal kaybına yol açabilir.
- Altyapı hasarı: Kanalizasyon, ulaşım, enerji ve iletişim sistemleri su altında kalabilir.
- Tarım arazilerinin kaybı: Tuzlu suyun tatlı su kaynaklarına karışması, tarımsal üretimi olumsuz etkileyebilir.
- Göç: Yaşanmaz hale gelen bölgelerden iç bölgelere doğru kitlesel göç yaşanabilir.
- Ekonomik kayıplar: Turizm, ticaret ve liman faaliyetleri ciddi zarar görebilir.
- Salgın hastalıklar: Su baskınları sonrası temiz suya erişim sorunları ve hijyen koşullarının bozulması, salgın riskini artırabilir.
Bu tehlikeler, yalnızca kıyı kentlerini değil, o kentlerle ekonomik ve sosyal bağlantısı olan diğer bölgeleri de etkileyebilir. Örneğin İstanbul’da yaşanabilecek büyük bir su baskını, Türkiye ekonomisinin genelini olumsuz etkileyebilir.
79
Kıyı kentleri için ne yapılmalı?
Araştırma bulguları, kıyı metropollerinin iklim değişikliğine adaptasyon sürecini hızlandırması gerektiğini gösteriyor. Şehir planlamalarının deniz seviyesi projeksiyonlarına göre revize edilmesi, taşkın yataklarındaki yapılaşma politikalarının yeniden düzenlenmesi ve altyapı yatırımlarının artırılması, bu şehirlerin uzun vadede korunabilmesi için temel adımlar olarak değerlendiriliyor.
İstanbul ve İzmir özelinde öne çıkan öneriler şunlar:
- Kıyı şeritlerinde yapılaşmanın sınırlandırılması
- Drenaj ve kanalizasyon sistemlerinin iklim değişikliğine uyumlu hale getirilmesi
- Deniz seviyesi yükselmesine karşı bariyer sistemlerinin kurulması
- Kentsel dönüşüm projelerinde iklim risklerinin göz önünde bulundurulması
- Toplumun iklim krizi konusunda bilinçlendirilmesi
- Yenilenebilir enerji kullanımının yaygınlaştırılması
- Karbon emisyonlarının azaltılması için ulusal ve uluslararası iş birliğinin güçlendirilmesi
Bu önlemlerin birçoğu yüksek maliyet gerektiriyor. Ancak uzmanlar, önlem alınmaması durumunda ortaya çıkacak ekonomik kayıpların, adaptasyon maliyetlerinden çok daha yüksek olacağını vurguluyor.
89
Uzmanlardan uyarı: “Kesin bir yok oluş değil, ancak ciddi bir uyarı”
Araştırmayı değerlendiren iklim bilimciler, rapordaki sıralamanın kentlerin 100 yıl içinde kesin olarak tamamen yok olacağı anlamına gelmediğini, ancak ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını belirtiyor. Deniz seviyesindeki yükselme ve taşkın riskinin, kıyı kentlerinin yaşanabilirliğini ve ekonomik sürdürülebilirliğini doğrudan etkileyeceği ifade ediliyor.
Özellikle İstanbul ve İzmir gibi nüfus ve ticaret yoğunluğunun yüksek olduğu kentlerde, altyapı hasarı, su baskınları, tarım arazilerinin kaybı ve göç gibi sorunların önümüzdeki yıllarda daha sık gündeme gelmesi bekleniyor. Bu nedenle hem yerel yönetimlerin hem de merkezî hükümetlerin iklim adaptasyon planlarını hızlandırması gerekiyor.
99
İklim krizi kapıda, hazırlık şart
İklim krizi, yalnızca uzak bir gelecek senaryosu değil; önümüzdeki 100 yıl içinde dünya genelinde onlarca kenti doğrudan etkileyecek somut bir tehdit olarak karşımızda duruyor. Türkiye’den İstanbul ve İzmir’in bu listede üst sıralarda yer alması, ülke için önemli bir uyarı niteliği taşıyor. Deniz seviyesindeki yükselme ve taşkın riskine karşı acil önlemler alınmadığı takdirde, bu şehirlerin gelecekte ciddi çevresel, ekonomik ve sosyal sorunlarla karşı karşıya kalması kaçınılmaz görünüyor.
Bilim insanları, karbon emisyonlarının azaltılması, yenilenebilir enerjiye geçiş ve kıyı kentlerinin iklim direncinin artırılması konusunda küresel iş birliğinin şart olduğunu vurguluyor. Aksi halde, 100 yıl sonra dünya haritasının bugünkünden çok farklı bir görünüme sahip olabileceği belirtiliyor. İstanbul ve İzmir gibi şehirlerin geleceği ise bugünden alınacak kararlara bağlı.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.