Abdullah Peker: Emekli açlıkla, çalışan yoksullukla sınanıyor
Türkiye’de hayat pahalılığının vatandaşın günlük yaşamını doğrudan etkilediğini ifade eden Peker, emeklilerin açlık sınırının altında, çalışan memurların ise aileleriyle birlikte yoksulluk sınırının altında yaşam mücadelesi verdiğini söyledi.
Peker, vatandaşın bugün en temel sorusunun “Ben bu maaşla nasıl geçineceğim?” olduğunu belirterek, artan gıda, kira, ulaşım, eğitim ve sağlık giderlerinin aile bütçelerini her geçen gün daha fazla zorladığını ifade etti.
Dört kişilik bir ailenin yalnızca sağlıklı beslenebilmesi için gereken aylık gıda harcamasının 36 bin liranın üzerine çıktığına dikkat çeken Peker, temel ihtiyaçların tamamı hesaba katıldığında bir ailenin geçinebilmesi için gereken gelirin 100 bin liranın üzerine yükseldiğini kaydetti.
“Rakamların arkasında milyonlarca insanın hayatı var”
Ekonomik verilerin yalnızca tablolardaki rakamlardan ibaret olmadığını vurgulayan Peker, “Bu rakamların arkasında pazara giden annenin filesi, markette fiyat etiketleri karşısında hesabını yapan baba, kirasını, faturasını ve mutfak masrafını aynı anda düşünmek zorunda kalan milyonlarca vatandaşımız var” dedi.
Emeklilerin yıllarca çalışarak prim ödediğini ve ülkeye hizmet ettiğini belirten Peker, buna rağmen bugün birçok emeklinin temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını söyledi. Çalışan memurların da düzenli bir gelire sahip olmalarına rağmen kira, gıda, ulaşım, eğitim ve sağlık giderleri karşısında her ay daha fazla zorlandığını ifade etti.
“Vatandaşın derdi seçim değil, geçim”
Toplumun adeta bir ekonomik mücadele verdiğini dile getiren Peker, siyasetin vatandaşın yaşadığı geçim sıkıntısını görmesi gerektiğini belirtti.
Peker, “Bugün vatandaşın siyasilerden beklentisi yeni bir seçim sloganı değil; geçinebileceği bir ücret, insanca yaşayabileceği bir emekli aylığı ve geleceğe güvenle bakabileceği ekonomik bir düzendir. Vatandaşın derdi seçim değil, geçimdir” ifadelerini kullandı.
Siyasetçilerin seçim dönemlerinde vatandaşın kapısını çaldığını ancak seçimler arasındaki dönemde de vatandaşın ekonomik sorunlarının gündemde tutulması gerektiğini belirten Peker, ekonomik göstergelerin yanı sıra market ve pazar fiyatlarının, kira bedellerinin ve ay sonunda vatandaşın cebinde kalan paranın da değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“Güçlü ekonomi vatandaşın hayatına yansımalıdır”
Güçlü ekonominin yalnızca büyüme rakamlarıyla ölçülemeyeceğini ifade eden Peker, emeklinin açlık sınırının altında kalmadığı, çalışanların yoksulluk sınırına mahkûm olmadığı ve insanların ay sonunu borçlanmadan getirebildiği bir ekonomik düzenin oluşturulması gerektiğini kaydetti.
Peker, siyasetin başarısının yalnızca seçim kazanmakla ölçülmemesi gerektiğini belirterek, “Asıl başarı vatandaşın evine huzur, sofrasına bereket ve geleceğine güven götürebilmektir” dedi.
Siyasilerin birbirleriyle polemik yarışına girmek yerine vatandaşın geçim sorununa çözüm üretme konusunda yarışması gerektiğini vurgulayan Peker, sözlerini şöyle tamamladı:
“Önemli olan kimin daha iyi polemik yaptığı değil, kimin daha fazla insanın hayatını kolaylaştırdığıdır. Çünkü sandık bir gün gelir. Ama geçim derdi her gün vardır.”
Kaynak:Aydın DELİKTAŞ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.