Metin ÇAĞAN
Sivas’ın Gönül Köprüleri: Tecer’den Canozan’a Bir Vefa Yolculuğu
Sivas, tarih boyunca sadece aşıkların değil, o aşıkları keşfedip dünyaya duyuran ariflerin de yurdu olmuştur. Bu zincirin en güçlü halkalarından biri, 1930’lu yıllarda Sivas Maarif Müdürlüğü görevini yürüten edebiyatçı Ahmet Kutsi Tecer’dir.
Tecer, sadece bir bürokrat değil, Anadolu’nun ruhunu keşfe çıkmış bir kültür adamıydı. Onun bu keşif yolculuğundaki en büyük armağanı ise kuşkusuz büyük ozanımız Âşık Veysel’dir.
Tecer’in Veysel’i keşfetme süreci, 1930’ların başında Sivas’ta düzenlenen şairler gecelerine kadar uzanır. Veysel’in sesindeki derinliği ve sözündeki hikmeti fark eden Tecer, bu cevherin Sivrialan köyünde saklı kalmasına müsaade etmemiştir.
1931 yılında kurduğu "Halk Şairlerini Koruma Derneği" ile ozanlarımıza sahip çıkmış, aynı yılın Kasım ayında düzenlenen I. Sivas Halk Şairleri Bayramı ile Veysel’i ilk kez geniş kitlelerin huzuruna çıkarmıştır.
Bu etkinlik, Veysel için dünyaya açılan kapının ilk anahtarı olmuştur. Tecer, Veysel’i Ankara ve İstanbul gibi kültür merkezlerine taşıyarak, radyolarda sesinin yankılanmasını ve köy enstitülerinde saz öğretmenliği yapmasını sağlayarak onu tüm Türkiye’nin, hatta dünyanın tanıdığı bir "uzun ince yol" yolcusu haline getirmiştir.
Bu büyük hizmetin hatırasını yaşatmak, benim için de bir görevdi. 1989 yılında kurucusu olduğum ve beş yıl boyunca büyük bir özveriyle görev yaptığım zihinsel engelliler okulunun isimlendirilmesi sürecinde, Ahmet Kutsi Tecer’in ismini Millî Eğitim Komisyonu’na büyük bir onurla sundum. Bu teklifin kabul edilmesiyle, Tecer’in adı Sivas’ta eğitimle yeniden taçlanmış oldu.
İşte bu okulun çatısı altında, Sivas’ın bir diğer kıymetli değeri olan Sivas folklorunun önemli temsilcilerinden araştırmacı, yazar, şair Ali Şahin Canozan ile çok önceleri kesişen yollarımız daha da derinleşti.
1991 yılıydı... Rahmetli Canozan, Halk Eğitim Merkezi’nde sürdürdüğü o meşhur "Dostlar Meclisi" sohbetlerinden birini Ahmet Kutsi Tecer’e ayırmak istediğini belirterek o okulun müdürü olduğumdan benden bir konuşma rica etti. Gerçekleştirdiğimiz o program, sadece bir anma değil, Sivas’ın kültür hafızasını tazeleyen muazzam bir buluşmaya dönüştü.
Sivas için önemli bir değer olan 9 Mayıs 2016’da kaybettiğimiz Ali Şahin Canozan, sadece bir araştırmacı, yazar, şair değil; sohbetiyle düşündüren, şiirleriyle millî ve sosyal duygularımızı besleyen, yüreği sevgi dolu bir kültür insanıydı. Sivas’ın edebiyat hayatına kattığı değerler, yetiştirdiği öğrenciler ve o naif kişiliğiyle hafızalarımızda her daim yaşayacaktır.
Bugün bizlere düşen; Tecer’in Veysel’i keşfettiği o hassasiyeti korumak ve Canozan gibi ömrünü Sivas’ın kültürel dokusuna adamış değerlerimizi unutmamaktır. Bu vesileyle hem Ahmet Kutsi Tecer’i hem de kıymetli Ali Şahin Canozan’ı rahmet ve minnetle anıyorum. Ruhları şâd olsun.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.