Metin ÇAĞAN
Medeniyet, Sessiz Komşularımıza Gösterdiğimiz Merhamette Gizlidir
Bir kentin gerçek hikâyesi, caddelerindeki asfaltın kalınlığında ya da göğe uzanan binaların yüksekliğinde yazılmaz.
O hikâye; sabahın ilk ışığında kaldırım kenarında sessizce güneşlenen bir kedinin huzurunda, mahallenin köşesinde ürkek gözlerle etrafı izleyen bir köpeğin varlığında saklıdır. Çünkü şehir dediğimiz şey, yalnızca insanların yaşadığı bir alan değil; farklı canlıların aynı gökyüzünü paylaştığı ortak bir yaşamdır.
Son günlerde sokak hayvanları üzerine yükselen sesler, aslında çok daha derin bir soruyu önümüze koyuyor:
Nasıl bir şehirde, nasıl bir toplum olarak yaşamak istiyoruz?
Bu sorunun cevabı öfkenin içinde değil; aklın, bilimin ve vicdanın buluştuğu yerde aranmalıdır.
Doğa kusursuz bir denge üzerine kuruludur. Biz bazen yalnızca gördüğümüzü önemseriz; oysa görünmeyen görevler, çoğu zaman hayatın devamını sağlayan en önemli halkalardır. Kent yaşamında kediler ve köpekler de bu görünmeyen dengenin sessiz bekçileridir. Özellikle kemirgen popülasyonunun doğal kontrolünde üstlendikleri rol, şehir sağlığı açısından küçümsenmeyecek kadar önemlidir.
Ekolojik denge, saat mekanizması gibidir. Bir dişliyi yerinden çektiğinizde yalnızca bir parçayı değil, bütün sistemi etkilemiş olursunuz. Doğa boş kalan hiçbir alanı uzun süre boş bırakmaz. Siz bir halkayı kopardığınızda, onun yerine çoğu zaman daha büyük bir sorun gelir.
Elbette bu gerçekleri dile getirmek, vatandaşlarımızın güvenlik kaygılarını yok saymak anlamına gelmez. Bir annenin çocuğunu okula huzur içinde göndermek istemesi de yaşlı bir insanın sokağında korkmadan yürüyebilmesi de en doğal hakkıdır. Temiz, sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşamak herkesin ortak talebidir.
Ancak burada durup şu soruyu sormamız gerekir:
Gerçek sorun sokakta yaşayan canlılar mı, yoksa yıllardır ertelenen çözümler mi?
Çünkü bugün yaşanan sıkıntılar bir günde ortaya çıkmadı. Kontrolsüz üreme, yetersiz kısırlaştırma, eksik aşılama çalışmaları, sınırlı rehabilitasyon merkezleri ve sürdürülebilir politikaların hayata geçirilememesi, bugünkü tablonun temel nedenleridir.
Başka bir ifadeyle mesele hayvanların varlığı değil; sistemin eksikliğidir.
Sorunların kaynağı doğru teşhis edilmediğinde, çözümler de kalıcı olmaz.
Dünyanın birçok ülkesinde başarıya ulaşan uygulamalara baktığımızda ortak noktayı görüyoruz: Bilimsel planlama, etkin kısırlaştırma, düzenli aşılama, kayıt sistemi, sahiplendirme, rehabilitasyon ve toplumun bilinçlendirilmesi…
Kalıcı çözüm, yaşamı ortadan kaldırmakta değil; yaşamı doğru yönetebilmektedir.
Çünkü hiçbir canlı türü, bu dünyanın fazlalığı değildir.
İnsan, doğanın sahibi değil; onun emanetçisidir.
Doğaya hükmetmeye çalıştığımız her dönemde, bozduğumuz denge dönüp dolaşıp yine insanlığın karşısına çıkmıştır. Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.
Gerçek medeniyet; kendinden güçsüz olana gösterdiği tavırda kendini belli eder.
Merhamet, sadece duygusal bir erdem değildir; aynı zamanda güçlü toplumların ortak aklıdır.
Bugün ihtiyaç duyduğumuz şey, birbirimizi suçlamak değil; ortak çözümler üretmektir. Belediyeler, veteriner hekimler, gönüllüler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar aynı hedefte buluşabildiğinde hem insanın güvenliği sağlanır hem de yaşam hakkı korunur.
Çünkü bu mesele, bir tarafın kazanacağı bir tartışma değildir.
Bu mesele, birlikte yaşayabilmenin sınavıdır.
Ve unutmayalım…
Bir şehir, en çok konuşanlarıyla değil; sesi duyulmayanlara gösterdiği özen kadar gelişmiştir.
Bir çocuğun güvenle yürüdüğü sokak da bir kedinin korkmadan yaşayabildiği mahalle de aynı medeniyetin eseridir.
Bir gün çocuklarımız bize, "Bu şehirde birlikte yaşadığınız canlılara nasıl davrandınız?" diye sorduğunda vereceğimiz cevap, yalnızca onları değil; bizi de anlatacaktır.
Çünkü geriye binalar değil, bıraktığımız vicdan kalacaktır.
Bir kentin gerçek zenginliği, betonunun yüksekliğiyle değil; vicdanının derinliğiyle ölçülür. Sessiz komşularına sahip çıkabilen şehirler, geleceğine de sahip çıkar.
İnsan doğaya hükmettiğini sandığı gün kaybetmeye başlar; onunla uyum içinde yaşamayı öğrendiği gün ise gerçekten kazanır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.