Sıcak Çermik'in Üvey Evlatları Olmamalı…

Bir şehrin gerçek zenginliği, sahip olduğu değerleri nasıl koruduğuyla ölçülür.

Bir şehir düşünün… Yeni havuzlar yapılıyor, konserler düzenleniyor, kurdeleler kesiliyor. Ama o şehrin yıllar önce yatırım yapan insanları, kendi yatırımlarının gölgesinde unutulduklarını hissediyor.

Yeni yatırımlar yapmak elbette önemlidir. Ancak asıl maharet, yıllardır var olanı unutmadan yeniyi inşa edebilmektir.

Sivas Belediyesi'nin Sıcak Çermik'te son dönemde gerçekleştirdiği yatırımlar bu açıdan umut verici. Yeniden hizmete açılan aquapark, kadın ve erkeklere özel açık havuzlar, yürüyüş yolları, yeşil alanlar, çocuk şenlikleri, konserler ve sosyal etkinlikler…

Bütün bunlar, Sivas'ın termal turizmde hak ettiği yere ulaşması adına değerli adımlardır.

Fakat aynı samimiyetle şu soruyu da sormak gerekir:

Sıcak Çermik büyürken, yıllardır orayı yaşatan insanlar neden küçülen bir ilginin içinde bırakılıyor? Çünkü Sıcak Çermik sadece yeni tesislerden ibaret değildir.

Orası aynı zamanda yıllar önce bu bölgeye güvenen, yatırım yapan, yazını kışını orada geçiren yüzlerce Sivaslı ailenin de yaşam alanıdır. İşte tam da bu yüzden, konuşulması gereken başka bir gerçek var.

Yaklaşık 22- 23 yıl önce termal banyolu evler satışa sunulduğunda insanlar sadece bir konut almadılar. Şehrin geleceğine ortak oldular. Turizm gelişsin… Sivas kazansın… Sıcak Çermik büyüsün… diye düşündüler. Ama ne yazık ki unutulanlar, bölgenin en eski sahipleri oldu.

Aradan geçen yıllarda değişen yönetimler oldu, projeler değişti, tabelalar değişti.

Ama değişmeyen tek şey, bu ev sahiplerinin "bir gün burası hak ettiği değeri görecek" umudu oldu.

Ne yazık ki bugün o umut, yerini "Acaba biz istenmiyor muyuz?" sorusuna bırakmaya başladı.

Bu, üzerinde durulması gereken ciddi bir duygudur. Çünkü vatandaşın devlete karşı güveni, önce hislerle zedelenir.

Bir turizm merkezi sadece vitrinle değil, hizmetle ayakta kalır. Başka illerde termal bölgeler şehrin lokomotifi yapılırken, Sıcak Çermik’teki yüzlerce ev yok sayılıyor neredeyse. Sessizce erimesi isteniyor gibi duruyor.

Başka illerde benzer termal bölgelerdeki evler şehrin gelişimine katkı sağlasın diye desteklenir, altyapısı güçlendirilir, tanıtımı yapılır. Yetkililer kâr değil, hizmet odaklı yaklaşır. Burada adeta harap olup ortadan kalkması isteniyor gibi bir tavır görünüyor yıllardır. Oysa turizm, tabela ve projeyle değil, günlük hizmetle büyür.

Turizm; kurdele kesmekle başlamaz. Turizm; musluğu açtığınızda suyun akmasıyla başlar. Çöpün zamanında toplanmasıyla devam eder. Yolun bozuk olmamasıyla güçlenir. Aydınlatmanın çalışmasıyla güven verir. Vatandaşın "Ben burada değer görüyorum." demesiyle kalıcı hâle gelir.

İşte tam da burada Sıcak Çermik'teki ev sahiplerinin yıllardır dile getirdiği sorunlar dikkat çekiyor.

Temizlikte yaşanan aksaklıklar…

Altyapı eksiklikleri…

Çevre düzeni…

Ve en önemlisi, termal su konusunda yaşanan belirsizlikler…

İl etapta hizmet anlayışıyla ücretsiz olan termal su hizmeti, yıllar sonra İl Özel İdaresi tarafından ücret karşılığında verilmeye başlandı. 2025 yılında Sivas Belediyesi'ne devredildi.

Bu süreçten sonra birçok ev sahibinin ortak serzenişi aynı oldu:

Termal su bazen kesiliyor…

Bazen yeterince akmıyor…

Bazen de hiç ulaşmıyor.

Bunun nedeni olarak yeni havuzlar ve yeni kullanım alanları gösteriliyor.

Oysa burada sorulması gereken soru çok basit:

Yeni yatırımlar yapılırken mevcut kullanıcıların mağdur olmaması için gerekli kapasite planlaması neden aynı hızla yapılmıyor?

Çünkü çağdaş belediyecilik, bir hizmeti başka bir hizmetten eksilterek değil, kapasiteyi artırarak yönetmeyi gerektirir.

İnsan bazen yaşadığı eksiklikten çok, kendisine nasıl davranıldığını hatırlar. O yüzden sorun sadece hizmet değil, hissedilen yaklaşımda.

Geçmiş yıllarda İl Özel İdaresi’nin ilgilendiği dönemlerde bazı kamu görevlilerinden duyulduğu ifade edilen, "Oranın nimetlerinden yararlanan bir grup insan olarak sizin orada eviniz var, bizim yok." şeklindeki sözler, doğruysa üzerinde düşünülmesi gereken bir anlayışı gösteriyor.

Kamu hizmetinde kıskançlık olmaz. Kamu hizmetinde ayrım hiç olmaz. Devlet, vatandaşın neye sahip olduğuna göre değil, vatandaş olduğu için hizmet eder. Çünkü adaletin başladığı yer tam da burasıdır.

Sıcak Çermik'in en büyük sermayesi insanıdır. Bugün o evler boş beton yapılar değildir. Her birinin içinde yılların emeği vardır. Hatıralar vardır. Tasarrufla biriktirilmiş paralar vardır. Çocuklarını orada büyüten aileler vardır. Şehrine güvenerek yatırım yapmış insanlar vardır. Onlar Sivas'ın rakibi değil, tanıtım elçileridir. Bölgenin canlı kalmasını sağlayan en önemli unsurlardan biridir. Bu nedenle yapılması gereken, onları sistemin dışına itmek değil; çözümün ortağı hâline getirmektir.

Bugün yapılacak en doğru iş; mevcut ev sahipleri için açık ve şeffaf bir yol haritası oluşturmaktır. Termal su kapasitesi artırılmalıdır. Altyapı güçlendirilmelidir. Temizlik, çevre düzeni, yol ve bakım hizmetleri kesintisiz yürütülmelidir.

Ve en önemlisi…

Sıcak Çermik'teki evlerine yıllardır gidip gelen insanlar, artık yalnızca zaman zaman hatırlanan vatandaşlar değil; bu bölgenin geleceğini birlikte kuracağımız paydaşlar olarak görülmelidir.

Sivas, Cumhuriyet'in kurucu şehridir. Bu unvan, sadece geçmişle övünmeyi değil; vatandaşına eşit davranmayı da gerektirir. Sıcak Çermik'in gerçek potansiyeli, yeni yapılan havuzlarla olduğu kadar yıllardır orada yaşayan insanların yüzündeki memnuniyetle de ölçülecektir. Çünkü bir şehir, en güzel reklamını mutlu vatandaşlarıyla yapar.

Ve unutulmamalıdır ki;

Vefa gösterilmeyen yatırım büyümez.

Dinlenmeyen, varlığı unutulan vatandaş küser.

İhmal edilen değer ise gün gelir sessizce yok olur.

Sıcak Çermik'in buna değil; ortak akla, güçlü hizmete ve herkesi kucaklayan bir anlayışa ihtiyacı var. Çünkü bir şehir, ancak kendi insanına sahip çıktığı kadar büyüktür.

Çermiğin dışında değil içinde olan bu evlerin bulunduğu bölgeyi de ihya etmek, kaderine terk etmemek, yok etmemek gerek. Çünkü bir şehir, vatandaşıyla birlikte gelişir ve büyür.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Metin ÇAĞAN Arşivi

Kalbin En Sessiz Hastalığı: Kibir

07 Temmuz 2026 Salı 10:46

Sedası Güzel Olanın Sözü Tesir Eder

30 Haziran 2026 Salı 09:09

Kubbede Kalan Sada: İnsan ve İzi

11 Haziran 2026 Perşembe 11:11