Merdivenin Basamaklarını Kırma

İnsanın gerçek değeri oturduğu makamla değil, o makamdan ayrıldığında arkasında bıraktığı izlerle ölçülür.

Yükseklere çıkarken kullandığın merdivenin basamaklarını kırma. Çünkü bir gün o merdivenden yeniden inmek zorunda kalabilirsin. Eğer o basamakları kırarsan, dönüş yolunda tutunacak bir yer bulamaz, tepetaklak düşersin. Hayatta insanın unutmaması gereken en önemli gerçeklerden biri, geldiği yeri unutmamaktır.

"Nereden nereye..." sözü boşuna söylenmemiştir. İnsan, hayatının bir döneminde mutlaka geçmişine dönüp bakar ve bu cümleyi kurar. Kimi zaman gururla, kimi zaman pişmanlıkla... Ama her hâlükârda geçmiş, bugünün en büyük öğretmenidir.

Bir makama geldiysen kimseye tepeden bakma, üst perdeden konuşma. Sana güvenen, inanan ve seni o göreve layık gören insanları hayal kırıklığına uğratma. Unutma; seni o makama taşıyanlar, günü geldiğinde oradan indirmesini de bilir. Makamlar kalıcı değildir, kalıcı olan insanın karakteridir.

Kimileri alın teriyle, sabırla ve emek vererek yükselir. Kimileri ise başkalarının desteğiyle, torpille makam, mevki ve imkân sahibi olur. Oysa emeksiz kazanılanın kıymeti bilinmez. Halk arasında "Ucuz etin yahnisi olmaz." denir. Aynı şekilde, kolay elde edilen başarı da kolay kaybedilir. Çünkü ortada ne emek vardır ne de fedakârlık. Torpille gelen, yine torpille gider. Unutulmamalıdır ki her zaman daha güçlü bir torpili olan biri vardır.

İnsan bütün gücünü oturduğu koltuktan alıyorsa, o koltuk elinden gittiğinde geriye pek bir şey kalmaz. Gerçek güç makamda değil, karakterdedir. Kimi insanlar gittikleri yeri güzelleştirir; kimileri ise ayrıldıkları yeri...

Önemli olan günü kurtarmak ya da geçici bir saltanat sürmek değildir. Asıl mesele, dürüstlüğü, adaleti ve emeği hayatın her gününe taşıyabilmektir. İnsan, sahip olduğu her şeyin bir gün elinden çıkabileceğini bilmeli; hak yemeden, adaletle ve vicdanıyla yaşamayı ilke edinmelidir.

Hayatın garantisi yoktur. Malınla, mülkünle, makamınla övünme. Bir deprem, bir afet ya da beklenmedik bir felaket, yılların birikimini bir anda yok edebilir. Yakın geçmişte yaşadığımız acılar bize bunu fazlasıyla gösterdi. İnsanlar canlarını zor kurtardı, nice sevdiklerini enkaz altında bıraktı. O gün anladık ki ne servetin ne de makamın gerçek bir anlamı var. En büyük zenginlik sağlık, huzur ve sevdiklerimizin yanımızda olmasıdır. Ne yazık ki bunu hâlâ anlamayanlar var.

Kendi çıkarı uğruna başkasının hakkını yiyen, bir başkasının evladının geleceğini çalarak kendine gelecek kurmaya çalışan kimse gerçek huzuru bulamaz. Belki kısa süreli bir refah yaşar; ama sonunda vicdanını, itibarını ve huzurunu kaybeder. Bu dünya, "etme bulma dünyasıdır." İnsan çoğu zaman yaşattığını yaşamadan bu dünyadan göçmez.

Hayat hepimize zaman zaman aynaya bakma fırsatı verir. O aynada makamı, serveti ya da unvanı değil; karakterimizi görürüz. İşte asıl muhasebe de o zaman başlar.

Zararın neresinden dönülürse kârdır. Bugün hâlâ elimizde olanların kıymetini bilmek, yarın pişman olmaktan daha değerlidir.

Çünkü hayat kısa…

Ve kefenin cebi yoktur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nevin KILIÇ Arşivi

ON BİR AYIN SULTANI HOŞ GELDİN

17 Şubat 2026 Salı 11:50

Asalet Doğuştan Gelir

07 Ocak 2026 Çarşamba 13:08

Hayatımızın Çöpleri

12 Eylül 2025 Cuma 16:39