ON BİR AYIN SULTANI HOŞ GELDİN

Ayrı bir telaşı, ayrı bir sevinci vardır Ramazan’ın. Ekonomik sıkıntıların gölgesinde karşılansa da yine de kalplerde başka bir heyecan uyandırır. Eskisi gibi komşular bir araya gelip günlerce hazırlık yapmasa da her evde bir kıpırtı, bir heyecan başlar.

Bugün çarşıya pazara çıktığımızda pahalılık ve fırsatçılıkla karşılaşıyoruz. Alım gücü düşmüş, gelir dağılımı adaletsiz; asgari ücretle ya da hiç geliri olmadan yaşamaya çalışan milyonlar için hayat zaten zorken, Ramazan öncesi gelen zamlar yarayı daha da derinleştiriyor. “Ramazan’da zam var” düşüncesiyle insanlar toplu alışverişe yöneliyor. Oysa Ramazan bolluk ve bereket ayıdır. Bu ayı fırsata çevirip fiyat artırmak, inanç üzerinden kazanç sağlamaya çalışmak vicdanlara ve bu mübarek günün inancına sığmaz.

Sebzeye, meyveye, ete ve bütün gıdalara gelen fahiş zamların açıklaması arz-talep olamaz. Oruçlu insanın canı çeker elbette; fakat bunu bilerek fiyat yükseltmek fırsatçılıktır. İnançsızlıktır. Dün 5 liraya satılan ürünün bugün 25 liraya çıkıp sonra küçük bir indirimle “ucuz” gösterilmesi akılla hatta inancıyla alay etmektir.

Eskiden Ramazan’ın gelişiyle evlere bereket yağardı. İftar sofraları özenle hazırlanır, aile bireyleri bir araya gelirdi. Sıcak pide kuyrukları, top sesini bekleyen çocuklar, hurmayla açılan oruçlar… Çorba, ana yemek ve tatlıyla tamamlanan sofralar sadece yemek değil, paylaşmanın da simgesiydi. Güllaç, baklava, hoşaf… Her biri Ramazan’ın tadıydı.

Sahurun da ayrı bir bereketi vardı. Davul manileriyle uyanılır, daha hafif ama özenli sofralar kurulurdu. İlk ve son sahurda pişirilen bulgur pilavı bereket niyeti taşırdı. Ölçülü yemek, sofradan doymadan kalkmak ise hem inancımızın hem sağlığın gereğiydi.

Ramazan’ın en güzel geleneklerinden biri de misafir ağırlamaktı. Anadolu’nun birçok yerinde hâlâ iftar davetleri verilir; ekonomik sıkıntıya rağmen herkes gücü nispetinde sofrasını paylaşır. Bu sofralar akrabayı yakınlaştırır, gönülleri birleştirir.

Unutmamalıyız ki dünyada milyonlarca insan aç ve susuz. Ramazan’ın anlamı biraz da budur: Zengin fakirin halinden anlasın. Yapılan küçük bir yardım, edilen bir tasarruf, önlenen bir israf bile bir hayatı değiştirebilir.

Bugün ne yazık ki aynı evde yaşayanlar bile aynı sofrada buluşmakta zorlanıyor. Gelenekler zayıflıyor, misafirlik azalıyor, gönül bağları kopuyor. Oysa Ramazan sadece aç kalmak değildir; değerleri hatırlamak, paylaşmak, yakınlaşmaktır.

Ramazan’ı bir başlangıç sayalım. Birbirimize, örf ve adetlerimize, inancımızın özüne sahip çıkalım.

Hayırlı Ramazanlar.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Nevin KILIÇ Arşivi

Asalet Doğuştan Gelir

07 Ocak 2026 Çarşamba 13:08

Hayatımızın Çöpleri

12 Eylül 2025 Cuma 16:39

Özel Hayatı Rezil Hayata Çevirenler

19 Ağustos 2025 Salı 13:40

Etkim mi? Tepki mi?

23 Haziran 2025 Pazartesi 10:15