Eyüp YENEROĞLU
Hz. Nuh : Utanma Çekilince
Tufan başlamadan önce sessizlik başlar.
Eşik geçildiğinde su yükselmez önce; utanma çekilir, geriye sessizlik kalır.
Her medeniyetin kendini düzeltme kapasitesi vardır. Yanlışlar yapılır, krizler yaşanır, güç yozlaşır. Eğer sistem içinde hâlâ eleştiri mümkünse, erdemli insanlar tamamen dışlanmamışsa ve adalet tümüyle askıya alınmamışsa reform mümkündür.
Ancak bir eşik vardır.
O eşik geçildiğinde sistem kendi hatasını düzeltemez. Çünkü düzeltme mekanizması çökmüştür. Uyarı marjinalleşmiş, çoğunluk rahatlamış, güç sınır tanımaz hale gelmiştir. Bu noktada kriz artık geçici değildir; yapısaldır.
Nuh kıssasında tufan bu eşiğin ardından gelir.
Tufan bir başlangıç değil, bir sonuçtur. Uzun süren inkârın, ertelenen adaletin ve normalleşen yanlışın sonucudur. Çöküş dışarıdan gelmez. Çöküş içeride tamamlanır.
Bir medeniyet önce erdemli bireylerini kaybeder.
Sonra uyarı mekanizmasını.
Sonra adalet duygusunu.
Bu üç kayıp tamamlandığında kırılma kaçınılmazdır.
Tufan bu kırılmanın adıdır.
Eşik dediğimiz şey bir kapı değildir; bir kilitlenme anıdır.
Vicdanın dili çözülür ama utanma çözüldüğünde, artık hiçbir yasa toplayamaz.
Reform mu, Kırılma mı
Toplumlar çoğu zaman krizi yönetebileceklerini düşünür. Yeni yasalar çıkarılır, yeni söylemler üretilir, yüzeysel değişiklikler yapılır. Fakat eğer ahlaki zemin aşınmışsa bu müdahaleler geçicidir.
Çünkü sorun yapıdaysa, tamir yüzeyde yapılamaz.
Nuh kıssasında artık reform ihtimali yoktur. Uyarı yapılmış, inkâr edilmiş, sistem değişmemiştir. Bu yüzden kırılma gelir.
Her medeniyet için bu soru geçerlidir:
Hâlâ kendini düzeltebiliyor mu
Yoksa yalnızca çöküşü erteliyor mu
Eğer bir toplum adaleti sürekli erteliyorsa, çöküşü yalnızca zamana yayar.
Ve bazen erteleme, zaman kazanmak değildir; vicdanı geciktirmektir.
Vicdan geciktiğinde, felaket hızlanır.
Sessizlik
Tufan sona erdiğinde büyük bir gürültü yoktur. Sular çekilir. Toprak görünür. Ama geriye yalnız kurtuluş değil, kayıp kalır.
Bir çağ bitmiştir.
Nuh kıssası zafer anlatmaz. Bu kıssa bir temizlik masalı değildir. Bu kıssa bir kayıp bilançosudur. Çünkü bir medeniyet yok olmuştur. Ve yok oluş bir günde olmamıştır; yıllar süren tercihlerle hazırlanmıştır.
Su yalnızca son perdedir.
Asıl çöküş, insanlar yanlışla aralarındaki mesafeyi kaybettiklerinde başlamıştı.
O gün sessizlik, her şey düzeldi demedi.
Sessizlik, artık kimse konuşmayacak dedi.
Çünkü bazı toplumlar gürültüyle değil; utanmanın çekildiği o ince boşlukla ölür.
Nuh’un gözünün önünde bir manzara vardı:
Suyun altından çıkmış taşlar, kırılmış eşyalar, yarım kalmış izler
Ve insanın içinde çınlayan tek soru: Bu kadar yıl, hangi cümleyle başladık.
Çöküş bir cümleyle başlar:
Ne olacak ki
Tufan, o cümlenin sonuna konan noktadır
Bugün
Bugün de toplumlar aynı eşikle karşı karşıya olabilir. Güç yoğunlaşabilir. Adalet ertelenebilir. Uyarı yapanlar susturulabilir. Çoğunluk rahatlayabilir.
Bunların hiçbiri tek başına tufan değildir.
Ama birlikte olduklarında eşik yaklaşır.
Bir toplum kendini düzeltebildiği sürece ayakta kalır. Kendini savunmaya başladığında değil, kendini sorgulayabildiğinde güçlenir.
Bugün tufanı su sanıyoruz.
Oysa tufanın ilk habercisi yağmur değil; cümlelerdir:
Abartıyorsun.
Şimdi sırası değil.
Herkes böyle.
Bu cümleler çoğaldıkça, su yükselmeden önce vicdan çekilir.
Son
Tufan gökten düşmez.
Tufan hazırlanır.
Erdem yalnızlaşırsa,
Adalet ertelenirse,
Yanlış normalleşirse,
Su yükselir.
Su çekildiğinde geriye yalnız kurtulanlar değil, bir çağın hesabı kalır.
Asıl soru şudur:
Biz hâlâ eşiğin bu tarafında mıyız,
yoksa çoktan geçtik mi
Ve daha zor bir soru daha var:
Eğer geçtikse. bunu hangi gün normal sandık.
Yanlış güvenin sonu eşiktir: utanma çekilir, sessizlik kalır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.