Eyüp YENEROĞLU
Felek Eski Felektir Dünya Değişiyor Gibi Yapıyor
Felek Eski Felektir
Dünya Değişiyor Gibi Yapıyor
Modern insanın en büyük yanılgılarından biri, çağının önceki çağlardan tamamen farklı olduğuna inanması. Teknolojinin değiştiğini görüyor, şehirlerin büyüdüğünü, araçların hızlandığını, dillerin dönüştüğünü görüyor ama insanın içindeki temel zaafların aynı kaldığını fark etmiyor.
Oysa tarih yalnız ilerleme hikâyesi değildir. Tekrar hikâyesidir biraz da.
Güç değişir, hırs değişmez. Düzen değişir, çıkar değişmez. Yüzler değişir, ikiyüzlülük aynı kalır.
Ziya Paşa’nın sözü tam bu büyük yanılgının ortasına düşüyor:
Pek rengine aldanma felek eski felektir
Zîrâ feleğin meşreb-i nâsâzı dönektir
Bu yalnız kaderden şikâyet eden bir insanın sözü değildir. Bu, dünyanın makyaj değiştirip özünü koruduğunu görmüş bir bilincin cümlesidir. Çünkü insan bazen yenilik sandığı şeyin yalnız ambalaj olduğunu geç fark eder.
Ve çağın insanı bugün biraz da bu yüzden hayal kırıklığı yaşıyor:
Yeni sandığı dünyanın eski arzularla çalıştığını unutuyor.
Pek Rengine Aldanma
Modern dünya görüntüyle çalışıyor.
Parlak sloganlarla, güçlü vitrinlerle, büyük vaatlerle, dikkat çekici yüzlerle… İnsan artık hakikati değil, sunumu satın alıyor. Çünkü çağımız görünene hızla inanıyor.
Bir şirket “değer” diyor, çıkar peşinde koşuyor.
Bir siyasetçi “adalet” diyor, güç istiyor.
Bir insan “samimiyet” diyor, alkış arıyor.
Ve bütün bunlar öyle ustaca yapılıyor ki insan bir süre gerçekten değişim olduğuna inanıyor.
Muhyi’de insan kendi içine yabancılaşmıştı. Ziya Paşa’da ise toplum kendi hakikatine yabancılaşmış durumda.
Çünkü çağımızda sahicilik değil, temsil büyüyor.
Bu yüzden Ziya Paşa’nın ilk uyarısı çok sert:
Aldanma.
Çünkü dünya en çok, güzel görünen yalanlarla insanı avlıyor.
Felek Eski Felektir
Buradaki “felek” yalnız kader değildir. Düzenin kendisi. Güç ilişkileri. İnsan tabiatı. Dünyanın dönme biçimi.
Ve Ziya Paşa şunu söylüyor aslında:
Biçimler değişse de insanın zaafları aynı kalıyor.
Bugün de insanlar:
- Güce tapıyor,
- Çıkarı ahlakın önüne koyuyor,
- Menfaat için yön değiştiriyor,
- Zayıfı ezip güçlüye yaklaşıyor,
- Hakikati değil kazancı büyütüyor.
Yalnız yöntemler daha modern artık.
Eskiden saray vardı, bugün ekran var.Eskiden dalkavuk vardı, bugün algı uzmanı.Eskiden methiye vardı, bugün marka dili.
Ama insanın içindeki eğilim çok değişmedi.
Bu yüzden modern insan sürekli şaşırıyor. Çünkü teknolojinin gelişmesini insanlığın olgunlaşması sanıyor.
Oysa bilgi arttı diye karakter büyümüyor.
Feleğin Meşreb-i Nâsâzı
Nâsâz bozuk demek. Uyumsuz. Problemli. Eğri.
Ziya Paşa burada dünyayı romantikleştirmiyor. Hayatı pembe bir yer gibi anlatmıyor. Çünkü insanın en büyük kırılmalarından biri, dünyadan olması gerekenden fazla iyilik beklemesi.
Modern insan biraz da bu yüzden sürekli hayal kırıklığı yaşıyor.
Çünkü sistemi vicdanlı sanıyor.
Gücü adil sanıyor.
Kalabalığı bilinçli sanıyor.
Başarıyı ahlaklı sanıyor.
Sonra gerçekle karşılaşıyor.
Ve anlıyor ki dünya çoğu zaman hak edenle değil, güçlü olanla çalışıyor. Görünenle çalışıyor. Gürültüyle çalışıyor.
Bu yüzden insanın olgunlaşması biraz da dünyanın kusurlu olduğunu kabul etmesiyle başlıyor.
Ziya Paşa’nın yaptığı şey karamsarlık değil aslında. Ayıklık.
Dönektir
Bu kelime şiirin en sert yerlerinden biri.
Çünkü döneklik burada yalnız fikir değiştirmek değil. Menfaate göre yön değiştirmek. Güce göre karakter değiştirmek.
Modern çağ bunu daha da büyüttü.
Bugün insanlar:
- Ilkeye göre değil kazanca göre konuşuyor,
- Hakikate göre değil alkışa göre tavır alıyor,
- Vicdana göre değil trende göre yön değiştiriyor.
Bu yüzden çağımızda istikrar değil, pozisyonculuk büyüyor.
Bir insan dün söylediğinin tersini bugün rahatlıkla söyleyebiliyor. Çünkü artık tutarlılık değil, görünür başarı önemli.
Ve insan sürekli yön değiştirdikçe karakterini kaybetmeye başlıyor.
Ziya Paşa’nın “dönektir” kelimesi bu yüzden yalnız bireysel değil, medeniyet teşhisi.
Modern İnsan Neden Sürekli Hayal Kırıklığı Yaşıyor
Çünkü dünyayı olduğu gibi değil, görmek istediği gibi görüyor.
İnsan hâlâ:
- Gücün merhametli olacağını,
- Kalabalığın vicdanlı davranacağını,
- Sistemin adalet dağıtacağını,
- Başarının karakter üreteceğini sanıyor.
Sonra her çağ yeniden aynı kırılmayı yaşıyor.
Çünkü insan değişimle dönüşümü karıştırıyor.
Teknoloji dönüşebilir. Şehirler dönüşebilir. Diller dönüşebilir.
Ama insanın iç terbiyesi büyümedikçe dünya yalnız kostüm değiştiriyor.
Çağın En Büyük Saflığı
Belki de çağın en büyük saflığı şu:
Yeni olanın daha ahlaklı olduğuna inanmak.
Oysa kötülük de çağın dilini öğreniyor.
İkiyüzlülük de modernleşiyor.
Sömürü de kendini güncelliyor.
Bu yüzden insan yalnız yeniliğe değil, karaktere bakmayı öğrenmek zorunda.
Çünkü dünya bazen ilerlemiyor. Sadece makyaj değiştiriyor.
Asıl Soru
İnsan neden hâlâ dünyanın görüntüsüne aldanıyor? Neden her yeni düzenin daha adil olacağını sanıyor? Neden teknolojinin gelişmesini insanlığın olgunlaşması gibi okuyor? Ve neden çağ değiştikçe insanın içindeki boşluk aynı kalıyor?
Belki de insanı asıl yoran şey dünyanın kötülüğü değil; onun hâlâ değiştiğine inanmasıdır.
Ve belki de bugün gönle en çok lazım olan şey yeni bir umut değil, eski bir hakikattir:
Felek eski felektir.
Çünkü dünya bazen yüzünü değiştirir ama insanın imtihanı aynı kalır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.