Eyüp YENEROĞLU

Eyüp YENEROĞLU

Ashâb-ı Merâtib

İnsan Adaletin Herkese Eşit İşlediğine İnanmak İstiyor.

İnsanın en büyük ihtiyaçlarından biri adalet duygusu. İnsan dünyadaki bütün kusurlara bir yere kadar dayanabiliyor; yoksulluğa, zorluğa, acıya, eşitsizliğe. Ama adaletin bozulduğunu hissettiğinde içten kırılıyor.

Çünkü insanın ruhu yalnız ekmekle değil, hakkaniyet hissiyle de ayakta duruyor.

Ziya Paşa’nın sözü tam bu büyük kırılmanın ortasına düşüyor.

Afv ile mübeşşer midir ashâb-ı merâtib.
Kânûn-ı ceza âcize mi has demektir.

Bu yalnız hukuk üzerine söylenmiş bir beyit değildir. Bu, gücün adaletle ilişkisini sorgulayan büyük bir medeniyet eleştirisidir. Çünkü insanlık tarihinin en eski yaralarından biri şudur:
Kanunun güçlüye başka, zayıfa başka işlemesi.

Ve çağın insanı bugün biraz da bu yüzden öfkeli.
Adaletin terazisinin eşit tartmadığını hissediyor.

Ashâb-ı Merâtib

Ashâb-ı merâtib makam sahipleri demektir. Güçlüler. Yüksek mevkide olanlar. Sistemin üst katında duranlar.

Ziya Paşa burada çok sert bir soru soruyor.
Makam sahipleri affedilmiş insanlar mı.

Yani güç sahibi olanlar gerçekten hesap vermekten muaf mı.

Modern dünyada da insanlar tam olarak bunu hissediyor. Çünkü çoğu zaman.

Güçlü olan korunuyor. Bağlantısı olan kurtuluyor.Itibarlı olan aklanıyor. Sistemin içinde duran zarar görmüyor.Ama zayıf olan aynı rahatlığa sahip değil.

Bu yüzden çağımızda insanlar yalnız hukuka değil, adalet fikrine güven kaybetmeye başlıyor.

Çünkü insan bazen suçun büyüklüğüne değil, suçlunun gücüne göre muamele görüyor.

Afv

Afv bağışlanma demek.

Elbette merhamet insanlığın büyük erdemlerinden biridir. Ama burada Ziya Paşa’nın işaret ettiği şey başka.
Affın seçici hâle gelmesi.

Yani bazı insanların sürekli korunması, bazı insanların ise en küçük hatada ezilmesi.

Modern toplumlarda da bu hissiyat çok güçlü. Büyük yanlışlar yapan insanlar bazen yollarına devam ediyor. Güçleri, çevreleri, bağlantıları onları koruyor. Ama sıradan insan küçük bir hata yaptığında bütün sistem ağırlığıyla üzerine çökebiliyor.

Bu yüzden toplumun vicdanı yaralanıyor.

Çünkü insanlar yalnız adaletsizliğe değil, adaletsizliğin normalleşmesine öfkeleniyor.

Kânûn-ı Ceza

Ceza kanunu yalnız suçluyu cezalandırmak için değildir. Topluma ölçü vermek içindir. İnsanlara şu hissi vermek için:
Herkes hukuk karşısında eşittir.

Ama bu duygu kaybolduğunda toplum içten çözülmeye başlar.

Çünkü insanlar şunu hissetmeye başlar:
Kurallar herkese aynı uygulanmıyor.

Ve bir toplumda bu duygu büyüdüğünde yalnız hukuk zayıflamaz; ahlak da çözülür.

Çünkü insan adalete güvenmediğinde vicdanını da geri çekmeye başlar.

Nasıl olsa güçlü olan kurtuluyor düşüncesi yayıldığında, toplumun iç dengesi bozulur.

Âciz

Âciz burada güçsüz olan demek. Korumasız insan. Sistemin dışında duran.

Ziya Paşa’nın sorusu çok ağır:
Ceza yalnız zayıfa mı ait.

Modern çağın en büyük kırılmalarından biri de bu aslında. İnsanlar artık yalnız eşitsizlik yaşamıyor; eşitsiz muamele hissi yaşıyor.

Çünkü güçlü hata yaptığında kriz deniyor.
Zayıf hata yaptığında suç.

Güçlü yanlış yaptığında “strateji” deniyor.
Zayıf aynı şeyi yaptığında “ahlaksızlık.”

Ve insan bir yerden sonra sistemin diliyle vicdanın dili arasındaki farkı görmeye başlıyor.

İşte güven kaybı orada başlıyor.

İnsan Neden Sisteme Güvenmiyor

Çünkü adaletin tarafsız olmadığına inanıyor.

İnsanlar artık yalnız neyin doğru olduğuna değil, kimin yaptığına bakıldığını düşünüyor. Bu yüzden toplumun içinde görünmez bir öfke büyüyor.

Çünkü hukuk yalnız kararlarla değil, güven hissiyle ayakta durur.

Ve insanlar sistemin güçlüye yumuşak, zayıfa sert davrandığını düşündüğünde, yalnız devlete değil; birbirine olan güvenini de kaybetmeye başlıyor.

Bu yüzden çağımızda insanlar daha gergin, daha öfkeli, daha kırılgan.

Çünkü haksızlık hissi insan ruhunu içten kemiriyor.

Çağın En Büyük Çürümesi

Belki de çağımızın en büyük çürümesi yoksulluk değil; adalet duygusunun aşınması.

İnsan açlığa bazen dayanır.
Yokluğa dayanır.
Zorluğa dayanır.

Ama kayırmacılığa uzun süre dayanamaz.

Çünkü adalet yalnız mahkeme meselesi değildir. İnsan onurunun temelidir.

Ve insan kendisini değersiz hissetmeye başladığında, toplum çözülmeye başlar.

Güç Neden Hesaptan Kaçıyor

Çünkü güç kendisini çoğu zaman hukuk üstü görmeye meyleder.

Tarih boyunca da böyle oldu. Güç büyüdükçe kendisini istisna saymaya başladı. Kuralları başkaları için gerekli gördü ama kendisi için esnetilebilir kabul etti.

Modern dünya bunu daha sofistike biçimde yapıyor yalnız.

Artık açık zorbalık kadar görünmüyor belki. Ama ilişkiler, bağlantılar, medya, imaj, ekonomik güç ve siyasal koruma üzerinden benzer mekanizmalar devam ediyor.

Bu yüzden insanlar artık yalnız suçtan değil, dokunulmazlıktan korkuyor.

Asıl Soru

İnsan neden bugün adaletin herkese eşit işlemediğini hissediyor. Neden güç büyüdükçe hesap küçülüyor. Neden çağın bütün hukuk dili insanın içindeki adalet duygusunu tamir edemiyor. Ve neden insanlar artık suçtan çok ayrıcalığa öfkeleniyor.

Belki de toplumu asıl çürüten şey kötülük değil; kötülüğün korunmasıdır.

Ve belki de bugün gönle en çok lazım olan şey yeni bir yasa değil, eski bir hakikattir:

Kânûn-ı ceza âcize mi has demektir.

Çünkü adalet yalnız zayıfa işlediğinde, toplum yalnız düzenini değil; vicdanını da kaybeder.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Eyüp YENEROĞLU Arşivi

Nadan

21 Ağustos 2026 Cuma 11:02

Nush

17 Ağustos 2026 Pazartesi 10:34

BED-MÂYE

10 Ağustos 2026 Pazartesi 10:42

Necâbet

07 Ağustos 2026 Cuma 12:19

Nezaketle Tebessüm

03 Ağustos 2026 Pazartesi 11:59

Şahs-ı Halîm

01 Ağustos 2026 Cumartesi 10:37

Bây ü Gedâ

29 Temmuz 2026 Çarşamba 09:33

Açlığın Ortasında Tok Dindarlık

23 Temmuz 2026 Perşembe 10:53

Sivas'a Açık Mektup

21 Temmuz 2026 Salı 10:42