Eyüp YENEROĞLU
Nush
İnsan Bugün Özgürlüğü Sınırsızlık Sanıyor.
Modern çağın en büyük yanılgılarından biri, insanın tamamen serbest bırakıldığında daha iyi biri olacağına inanması. Sanki bütün sınırlar kalkarsa insan olgunlaşacak, bütün otoriteler zayıflarsa vicdan güçlenecek, herkes istediği gibi yaşarsa toplum daha huzurlu olacakmış gibi düşünülüyor.
Oysa insan yalnız özgürlükle büyümüyor. Ölçüyle büyüyor. Sınırla. Sorumlulukla. Hesap duygusuyla.
Ziya Paşa’nın sözü tam bu büyük modern yanılsamanın ortasına düşüyor:
Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir
Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir
Bu yalnız sert bir terbiye anlayışı değildir. Bu, insan tabiatının sınırsız bırakıldığında nasıl bozulabileceğini bilen eski bir medeniyet tecrübesidir. Çünkü insan bazen iyiliği sevdiği için değil, sınırı hissettiği için kötülükten uzak durur.
Ve çağın insanı bugün biraz da bu yüzden savruluyor:
Hiçbir sınırı kabul etmek istemiyor.
Nush
Nush öğüt demektir. Uyarı. Yol gösterme. İnsanı kırmadan, ezmeden, aşağılamadan hakikate çağıran söz.
İnsanlık uzun zaman boyunca sözü önemseyen medeniyetler kurdu. Büyüklerin sözü, yaşanmışlığın ağırlığı, tecrübenin uyarısı, insanın içini hizaya çağıran bir ölçüydü.
Bugün ise öğüt değersizleşti.
Çünkü modern insan artık dinlemek istemiyor. Eleştirilmeyi saldırı, uyarılmayı küçültülme, sınırlandırılmayı özgürlüğüne müdahale gibi görüyor. Herkes kendi hayatının tek hakimi olmak istiyor ama kendi nefsinin ne kadar güçlü olduğunu görmek istemiyor.
Bu yüzden çağımızda bilgi arttı ama hikmet azaldı. İnsan çok şey biliyor, ama kendine söz geçiremiyor.
Öğüt dinleme kültürü kaybolduğunda insan yalnız bilgisiz kalmaz; aynı zamanda başıboş kalır.
Tekdir
Tekdir sert uyarıdır. Sözün yetmediği yerde sınır koymak, insanı kendi taşkınlığından durdurmaktır.
Modern çağ bunu çoğu zaman baskı gibi okuyor. Çünkü bugün her sınır otoriterlik, her disiplin müdahale, her eleştiri tehdit gibi algılanıyor.
Oysa insan tamamen sınırsız yaşadığında derinleşmiyor; dağılıyor.
Çocuk terbiyesinde de böyledir, toplum düzeninde de, devlet yönetiminde de, insanın kendi nefsiyle ilişkisinde de. Sınır kaybolduğunda dürtüler büyür. İnsan iç disiplinini kaybettiğinde, dışarıdaki bütün özgürlükler onu daha olgun değil, daha savrulmuş hâle getirir.
Ziya Paşa’nın söylediği şey tam burada sertleşir:
Bazı insanlar yalnız güzel sözle durmaz.
Uslanmayan İnsan
Modern insanın en büyük problemlerinden biri, sorumluluk olmadan hak talep etmesidir.
Herkes özgür olmak istiyor ama kimse özgürlüğün ahlakını taşımak istemiyor. Herkes konuşmak istiyor ama sözünün ağırlığını üstlenmek istemiyor. Herkes görünür olmak istiyor ama görünürlüğün getirdiği sorumluluğu kabul etmek istemiyor.
Bu yüzden çağımızda sınırlar zayıflıyor, utanma azalıyor, sorumluluk duygusu küçülüyor.
Ve insan kendisini sınırlayan hiçbir şey kalmadığında, özgürleştiğini sanırken kendi nefsinin esiri olmaya başlıyor.
Çünkü insan yalnız baskıyla değil, arzularıyla da bozulabilir.
Hakkı Kötektir
Bu beyit bugün ilk okunduğunda sert gelebilir. Ama Ziya Paşa’nın meselesi şiddeti övmek değildir. Onun söylediği şey, insan tabiatının yalnız iyi niyetle yönetilemeyeceğidir.
Bazı insanlar iyiliği zayıflık sanır. Öğütten etkilenmez. Vicdanın sesini duymaz. Sınır görmediğinde taşkınlaşır. Böyle zamanlarda toplumun yalnız merhamete değil, adaletin caydırıcılığına da ihtiyacı vardır.
Çünkü merhamet ölçüsüzleşirse kötülüğü cesaretlendirebilir.
Modern dünya bu konuda çoğu zaman iki uç arasında savruluyor. Ya insanı ezip yok eden bir sertlik kuruyor ya da her şeyi serbest bırakan bir başıboşluk üretiyor.
Oysa medeniyet dediğimiz şey biraz da ölçü kurabilme sanatıdır.
Ne sınırsız sertlik. Ne sınırsız serbestlik.
İnsanı ve toplumu taşıyacak adil bir denge.
Modern İnsan Neden Kendine Söz Geçiremiyor
Çünkü çağımız sürekli dürtüyü büyütüyor. İnsana beklemeyi değil, hemen istemeyi öğretiyor. Düşünmeden konuşmayı, taşımadan tüketmeyi, derinleşmeden göstermeyi, sabretmeden sahip olmayı teşvik ediyor.
Böyle bir çağda insanın iç disiplini zayıflıyor.
Bekleyemeyen insan olgunlaşamaz. Kendini tutamayan insan özgürleşemez. Her arzusunu hak sanan insan, sonunda kendi nefsinin emrine girer.
Bu yüzden modern insanın en büyük krizi özgürlük eksikliği değil; öz denetim eksikliğidir.
Canı ne isterse yapabiliyor ama kendini yönetemiyor.
Çağın En Büyük Çöküşü
Belki de çağımızın en büyük çöküşü otorite kaybı değil; iç otorite kaybıdır.
İnsan artık kendi nefsine bile söz geçiremiyor. Dikkati dağılıyor, arzuları çoğalıyor, öfkesi hızlanıyor, sabrı azalıyor. Sürekli dışarıdan özgür görünmeye çalışırken içeride bağımlı hâle geliyor.
Ve kendini yönetemeyen insan, zamanla hayatını da yönetemiyor.
Çünkü hürriyet yalnız dış engellerin kalkması değildir. İnsanın kendi iç taşkınlığını da hizaya getirebilmesidir.
Asıl Soru
İnsan neden bugün her sınırı baskı sanıyor? Neden özgürlüğü ölçüsüzlükle karıştırıyor? Neden çağın bütün serbestliği insanı daha huzurlu değil, daha savrulmuş hâle getiriyor? Ve neden insan artık başkasına değil, kendi nefsine yeniliyor?
Belki de insanı asıl bozan şey yasaklar değil; sınırsızlıktır.
Ve belki de bugün gönle en çok lazım olan şey yeni bir özgürlük değil, eski bir ölçüdür:
Nush ile yola gelmeyeni etmeli tekdir.
Çünkü insan bazen yalnız sevgiyle değil, sınırla da korunur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.