Cemalettin Özyalçın

Cemalettin Özyalçın

1970’Lİ ve 1980’Lİ YILLARDA SICAK ÇERMİK

Kaplıca kelimesi, kapalı ve ılıca kelimelerinin bir araya gelmesiyle günümüzdeki halini almıştır. Kaplıca; yeraltından çıkan sıcak ve mineralli doğal suların banyo ve kür amaçlı olarak kullanıldığı yerlerin, tesislerin genel adıdır. Sivas yöresinde kaplıca, ılıca ve benzeri termal kaynaklara halk arasında “Çermik” adı verilmektedir. Sivas’ta; Sıcak Çermik, Soğuk Çermik ve Yılanlı Çermik olmak üzere üç kaplıca, değişik özelliklerinden dolayı öne çıkmaktadır. Yılanlı Çermik’in bir diğer adı da Balıklı Kaplıca’dır.

Sivas’ın batısında, Ankara karayolu üzerinde, Sivas’a yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan Sıcak Çermik, yaz aylarında Sivaslıların şifa bulmak amacıyla gittikleri ve aynı zamanda tatillerini geçirdikleri bir yerdi. Çok eski tarihi bir geçmişe sahip olan, salnamelerde de adı geçen kaplıca, en çok rağbeti de 1970’li yıllarda gördü. Gençlik, çocukluk günleri o yıllara denk gelen Sivaslıların muhakkak Sıcak Çermik’le ilgili birçok hatırası vardır. Yaz aylarında büyük bir nüfusa sahip çadır kent görünümünde olan kaplıca, özellikle okulların tatil günlerine denk gelen temmuz ve ağustos aylarında çok aşırı kalabalık olurdu. Çermiğe günü birlik misafir olarak gelenler, aradıkları kişiyi çermiğin tek oteli olan Karlıpınar Oteli’nin altındaki PTT acentesinden ismini anons ettirerek bulurlardı.

Sıcak Çermiği ailece çok sever, her yaz çadır kurardık. Okulların tatilde olduğu dönemi çermikte geçirirdik. Çadırla gelen akrabalarımız, komşularımız çok olurdu. Bu nedenle biz ailece o yıllarda çermikte yaşananları, çermikte her yıl ortaya çıkan değişimleri çok iyi gözlemleme imkânına sahip olduk. Rahmetli annem; çocukluk yıllarında, o zaman yaylı adı verilen bir çeşit at arabaları ile geldiklerini, rahmetli olanların oradaki mezarlıkta defnedildiğini, tepede topraktan yapılmış küçük havuzların olduğu Tepe Çermik’te yıkanan babasına ve amcalarına yiyecek içecek götürdüğünü uzun uzun anlatırdı.

Yaz mevsiminin iple çekildiği, çermiğe gidilecek zamanın hasretle beklendiği o günlerde, çermik yoluna hazırlık çalışmalarının oluşturduğu heyecan herkes için mutluluk kaynağıydı. Çermiğe gidileceği zaman çadır ve çermik eşyaları gün öncesinden çıkarılır, gözden geçirilir, havalandırılır, eksikler tamamlanır, daha sonra araçlara yüklenirdi. Bazı aileler ortaklaşa kamyon tutar, çadırlarını ve eşyalarını birlikte götürürlerdi.

Yaz mevsimi gelmeden çadırlarını kuran, kar yağana kadar çadırını toplamayan aileler de vardı. Bazı çermik müdavimlerinin çok güzel çadır düzenleri vardı. Çadırları dışarıdaki sıcaktan, soğuktan yağıştan kolay kolay etkilenmezdi. Büyük dayım Lütfü Fikri Kömürlüoğlu gibi çadırını kurduktan sonra önüne çeşitli bitki tohumlarını ekenler de çok olurdu.

Çermikte çadır çeşidi çoktu. Beşik çadır adı verilen direksiz çadırların yanı sıra, çadırların çoğu direkliydi. Benzerliğinden dolayı Kızılay çadırı adı verilen çadırların yanı sıra, halk arasında “Alaman Çadırı” adı verilen kendinden tabanlı az sayıda da olsa çadırlar vardı. Çermikte Belediyenin görevlendirdiği, belli bir ücret karşılığı çadır kuran iki tane çadırcı vardı. Geç gelen bazı çadırlar saatlerce çadırcıların gelmesi için sırada beklerdi. Bazı çermik sakinleri kendi aralarında yardımlaşarak çadırlarını kendileri kurardı. Çadırcılar; açtıkları çukura çadırın direğini diker, birkaç yerden bağladıktan sonra giderlerdi. Diğer işlemler çadır sahipleri tarafından, biz gençler tarafından yapılırdı. O zamanlar belediye ne çadırlara ne de kuruldukları yerlere hiç karışmazdı. Bazı çermik sakinleri çadırlarının yan tarafına küçümsenemeyecek ölçülerde, çok amaçlı kullanmak üzere bir ek yapardı. Nitekim Belediye, çadırların büyüklüğüne bakmadan hepsinden sabit ücret alırdı. Çadırlar gergin iplerle kazıklara bağlanır; havlular, mayolar ve elde yıkanılan çamaşırlar bu iplere asılarak kurutulurdu. İplere takılıp düşenler de çok olurdu.

Akraba eş dost çok olduğundan çadır kurma, toplama, eşya taşıma işlerini biz gençler yapardık. Çadır düzenli kurulmaz, etrafına düzenli kanal açılmazsa yağan yağmur suları çadırın bir tarafından girer diğer tarafından çıkardı. O yıllarda yaz mevsiminde bile sık sık yağmur yağardı. Çadırlar suyu geçirmezdi ama parmak değen ve eşyaların çadıra değdiği yerlerden sular damlamaya başlardı. Islanan yatak, yorgan, kilim gibi eşyaların kuruması da çok zaman alırdı.

Çadırlar gündüzleri çok sıcak, geceleri çok soğuk olurdu. Adeta gündüzleri yaz, geceleri kıştı; zira çadırlar arasında gölge yapacak ağaç ve benzeri yapılanmalar yoktu. Gündüzleri “Ağaçların Altı” adı verilen piknik yerine gidilir, akşama kadar oturulurdu. Çadırlarda elektrik ve su yoktu, taşıma suyla bulaşık yıkanırdı. Herkes kendi imkânlarıyla çadırının önüne bulaşık yıkama yeri yapar, musluklu bidonlar yerleştirirdi. Suyun gideceği kanallar açılırdı. Yıllar sonra bulaşık yıkamak için aralıklarla Yıldız Irmağı’nın suyunun akıtıldığı çeşmeler yapıldı. Talep eden çadırlara, uzun kablo bağlı elektrik saati ve sigorta monteli tahta götürmeleri şartıyla elektrik verdiler. Fırından pide almak ve içme suyu almak için uzun kuyruklarda beklerdik. İçme suyu para ile satılırdı. Belediye bidonların büyüklüğüne bakmadan sabit ücret alırdı. bundan kaynaklı olarak su kuyruğunda; çocuk arabalarından, pazar arabalarından bozma tekerlekli aparatlar üzerinde çok büyük su bidonları dikkat çekerdi. Tuvaletlerde de çok kuyruk olurdu. Saat başı gelen belediye otobüsleri ve havuzlar çok kalabalık olurdu. \

Kapalı küçük bir havuz vardı. Sonradan iki tane üstü açık havuz yapıldı. Havuzlarda çoğu zaman insan kafalarından havuzdaki suyu göremezdik. Şifa Oteli’nin yanında bulunan “A” ve “B” banyoları o zamana göre çok moderndi. Dinlenmek amaçlı iki adet çok kaliteli şezlong, duvarda ayna, ayaklı askılık ve komidin vardı. Bu banyolardan sonra yapılanların hiçbiri ilk yapılanlar kadar kullanışlı ve güzel olmadı. Daha sonraları meydanda bulunan tuvalet, yapısı değiştirilerek “C” banyosuna çevrildi. İçerisinde çok rahatsız edici, farklı bir koku olan “C” banyosu halk arasında hiç tutmadı. Toplam banyo sayısı çok azdı. Bu nedenle her çadıra bir saatlik tek banyo bileti verilir, bu biletler de sabah erken saatlerde satışa çıkar ve hemen tükenirdi. Banyo biletini sabah namazına camiye giden büyüklerimiz alırdı. Daha sonraki yıllar; D – E – F – G – K – L banyoları ve yeni oteller yapıldı. Halk arasında üçlü havuz olarak adlandırılan büyük bir havuz daha eklendi.

Çermiğin Sivas girişinde, yolun sol tarafında, halk arasında Cehennemlik adı verilen, derinlere doğru uzanan bir mağara vardı. Birkaç metre içeri girince tavanda oluşan ve yere düşen su damlaları, kötü koku, derinden gelen uğultu dikkatimizi çekerdi, korkumuzdan ileri gidemezdik. Bu mağaraya ilişkin çeşitli hikayeler anlatılırdı. Cehennemlik Mağarası’nın girişini önce tahta, daha sonra da demir ızgaralarla kapattılar. Mağara girişinin yan tarafında kayalıklar vardı. Akşamları arkadaşlarımızla birlikte orada oturur, Sivas-Ankara karayolunu seyreder, son belediye otobüsünün gelmesini beklerdik. Sivas’tan gelen son belediye otobüsünü en heyecanlı bekleyenler ise çocuklar ve kadınlardı. İşten gelen babalarının getirdiği yiyecek içecekleri çadırlarına taşımalarına yardım ederlerdi. O koşuşturmayı, gelip gideni izlemek de ayrı bir zevkti.

Çermikte yaşama şartları o yıllarda çok zordu. Kadınlar için cefa, gençler ve çocuklar için sefa yeriydi. O fedakar annelerin o kadar mahrumiyet içerisinde nasıl yemek hazırladıklarını, buzdolabı olmadan besinleri nasıl muhafaza ettiklerini hala düşünürüm.

Ama sonuçta herkes mutluydu, çok güzel ve özel günlerdi. Çermik sevdalısı rahmetli büyüklerimiz Çermiğin bugünkü halini görseler ne düşünürlerdi acaba?

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Cemalettin Özyalçın Arşivi

SİVAS ESEN SİNEMASI

18 Eylül 2026 Cuma 10:19

EBE HAYRİYE ALTUNOĞLU

04 Eylül 2026 Cuma 14:20

BİR ORMAN YANGINI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

17 Ağustos 2026 Pazartesi 09:45

ALKOLMETRE KAZASI

02 Ağustos 2026 Pazar 11:13

YILDIZELİ’NDE BİR HİTİT KENTİ

17 Temmuz 2026 Cuma 15:23

AKLİ MELEKE RAPORLARI

06 Temmuz 2026 Pazartesi 12:21

FAYTONLARDAN HACI MURATLARA

25 Mayıs 2026 Pazartesi 13:49

NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR?

11 Mayıs 2026 Pazartesi 10:57

MEMMECİMİN GILİĞİ

24 Nisan 2026 Cuma 14:23