Cemalettin Özyalçın

Cemalettin Özyalçın

FAYTONLARDAN HACI MURATLARA

Sivas’ta il içi insan taşıma işini yürüten faytonlar vardı. Faytonlar iki at tarafından çekilen, körüklü ve dört tekerlekli, karşılıklı oturacak dört yetişkin için oturma yeri olan binek arabalarıydı. Faytonlarda günümüzdeki motorlu araçlarda yer alan amortisörlerin yerini alan kalın yaylar sarsıntıyı en aza indirir, fayton yaylandıkça da yolculara keyifli anlar yaşatırdı. Oturulacak yerler o zamana göre çok lüks bir şekilde döşenmişti. Bazı faytonların üstü yarıdan çok örtülü, bazılarınınki ise tamamen açıktı.

Fayton kullanacaklar belediyede bir çeşit mülakata alınır, uygun olanlara bir dizi nasihat verildikten sonra fayton kullanabileceğine dair bir belge verilirdi. Belediye yetkililerinin özellikle üzerinde durdukları konu, faytoncuların yolcuların konuştuklarını duymazlıktan gelmeleri ve her şeyi görmemeleriydi. Resmî kayıtlara göre bir ara Sivas Belediyesi’ne bağlı 155 adet fayton varmış. Faytonlar belediye tarafından belirlenen duraklarda yolcu beklerdi. Zengin ailelerin ve bazı resmî kurumların kendilerine ait faytonları olduğu gibi bazı ailelerin de özel günlerde, gezmeye, pikniğe gidildiğinde kullanmak amacıyla sözleştikleri aile faytonları vardı.

Sivas’ın dar ve dolambaçlı yollarında faytonlar insan taşırdı; atların çıkardığı nal ve tekerlek sesleri hala kulaklarımda. Karşısına birisi çıktığında veya yol istediğinde faytoncu lastik balonu sıkar, ucundaki metal borudan çıkan “vad vad” sesleri hafızalara kazınırdı. Fayton giderken arkasına asılan çocukları gördüğümüzde oynadığımız oyunu bırakır, belki de kıskançlığımızdan “yağlı yağlı” diye bağırırdık. Faytoncu bu sesi duyunca atları hızlandırmak için kullandığı kamçısını faytonun körüğünün üzerinden arka tarafa doğru sallardı. Bazen de arkada hiç asılan olmadığı halde “yağlı yağlı” diye bağırıp faytoncunun boşa kamçı sallamasını sağlar, katıla katıla gülerdik. Bazı faytonların arkalarına çocukların asılmaması için dikenli teller sarıyorlardı. Geceleri sokak aralarındaki aydınlatmalar çok zayıf olduğundan, faytoncunun yanındaki fenerler yakılarak atların önlerini iyi kötü görmeleri sağlanırdı.

Fayton giderken atların nal seslerine karışan tekerlek sesleriyle arada faytoncunun lastik kornasından çıkan “vad vad” sesleri birbirine karışır, dinleyenlerde sanki çok sevdiği bir müzik eserini dinliyormuş gibi bir zevk uyandırırdı. Hafif tümsek ve çukurları geçerken faytonun yaylanması bu zevki daha da artırırdı.

Faytona binen yolcular çok makul bir ücret öderdi. Kızılırmak Mahallesi’nde sokakta oyun oynarken büyükler bize seslenerek fayton getirmemizi isterlerdi. Hemen oyunu bırakır, ana caddede boş fayton geçmesini beklerdik. Çoğu zaman da topluca Mahkeme Çarşısı’na gidip faytona dolar, istenilen adrese kadar faytonda şakalaşarak, faytonu, atları inceleyerek gelirdik. Bazı yaramaz çocuklar da istenilen adrese götürmesi bahanesiyle faytona biner, ara sokaklarda fayton yavaşladığında atlayarak kaçardı. Kızılırmak Mahallesi’nde, kadınların bugünkü Yenişehir Kavşağı’ndan ellerinde bohçalarla faytona binerek Kurşunlu Hamamı’na gittiklerini çok iyi hatırlıyorum.

Faytonların Sivas ekonomisine de çok katkıları vardı. Faytonculuk yapanların yanı sıra; fayton imal ve tamir eden ustalar, atların nallarının bakımını yapan nalbantlar, yular ve koşum takımlarını yapan saraçlar, atların yiyeceği arpayı getirtip satan zahireciler ve ailelerinin geçim kaynağı faytonlardı.

Sivas’ta 1950 ve 1970 yılları arasında faytona olan ilgi çoktu. 1970’li yılların başında ülkemizde üretilen Murat 124 otomobillerin çoğalması, yaygınlaşması, taksi olarak yolcu taşımacılığında kullanılması sonucu faytonlara ilgi azaldı. 1971 ya da 1972 yılında Sivas Hükümet Meydanı’nda açılan “Arı Taksi” ve devamında perakende sebze halinde açılan “Hal Taksi” gibi taksi duraklarının artması, yaygınlaşması sonucu ömrünü tamamlayan faytonlar Sivas sokaklarından, caddelerinden birer birer çekilmeye başladı.

Taksilerin çok tutulma nedenlerinden birisi de ücretlerinin beş lira olmasıydı. Sivas’ın neresine götürürlerse götürsünler beş lira ücret alıyorlardı. Bu yüzden taksi olarak çalışan Murat 124’lerin adı halk arasında “Beşlik”e çıkmıştı. 1960’lı yılların ortalarında üretilmeye başlayan “Anadol” ve 1970’li yılların başında üretilen “Murat 124”lere ilgi çok büyüktü. Halk arasında “Hacı Murat” adı takılan Murat 124’ler daha çok tutulmuştu. Maddi durumu iyi olan aileler bu otomobillerden almaya başlamıştı. İleride işe başladığımızda bu yerli otomobillerden birisine sahip olmak bizim de en büyük hayallerimiz arasındaydı.

Kongre Lisesi’nde öğrenciyken -herhalde 1973 yılı ilkbaharıydı- arkadaşlarla birlikte iki tane beşlikle anlaşmış, Yıldız Irmağı’nın yanına pikniğe gitmiştik. Unutulmaz bir gün geçirdik. Gruptaki arkadaşlar arasında dayımın oğlu Nuri Kömürlüoğlu ve teyzemin oğlu Bekir Arda da vardı.

Günümüzde faytonlar, turistik amaçlı olarak bazı yörelerde hala kullanılmakta. Yeni yetişen gençlerin faytonu yakından gördüklerine hiç ihtimal vermiyorum. Atatürk ve Kongre Müzesi’nde, Mustafa Kemal Atatürk’ün Sivas’ta kaldığı süreçte kullandığı söylenen faytonlar bulunuyor. Modelleri eski olmasına rağmen yine de faytonları tanımak açısından, müzeyi gezen gençlere incelemelerini tavsiye ediyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Cemalettin Özyalçın Arşivi

NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR?

11 Mayıs 2026 Pazartesi 10:57

MEMMECİMİN GILİĞİ

24 Nisan 2026 Cuma 14:23

BİR SİVAS SEVDALISI

11 Nisan 2026 Cumartesi 14:29