Cemalettin Özyalçın

Cemalettin Özyalçın

MEMMECİMİN GILİĞİ

Çocukluk dönemimizde çok büyük bir heyecanla Sivas’ta Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı günlerinin gelmesini beklerdik. Bu dini bayramlar birlik, beraberlik ve dayanışma gibi çeşitli güzelliklerin bir arada yaşandığı çok müstesna günlerdi. Aile büyüklerimizin başımızda olduğu, yan yana, sırt sırta boncuk gibi dizilmiş irili, ufaklı bahçe içerisindeki evlerimizde, hiçbir sorumluluk duygusu taşımadan çocukluk günlerimizde yaşadığımız o bayramlar bambaşkaydı. Kişiliğimizin şekillenmeye başladığı, içerisinde yaşadığımız mahallenin, çevrenin ve toplumun milli manevi değerlerini yeni yeni öğrenmeye başladığımız o yıllardaki bayramlarda unutulmayacak çok hatıralarımız var.

Arife günü mahalledeki çocuklarla toplanır “memmecim” gezerdik. Memmecim gezme, son yıllarda unutulan, birlik ve beraberliğimizi pekiştiren gelenek ve göreneklerimizden birisiydi. Elimize aldığımız çok önceden özel olarak hazırladığımız değneklerle kapı kapı dolaşır, kapılara değneklerin ucuyla vurarak hep bir ağızdan “memmecimin gıliği” diye bağırarak maniler söylemeye başlardık. O yıllarda çoğu evin kapısında kapı zili yoktu. Kapı zili olan evlerde de kapı zilleri çocuklar yetişemesin, çalıp kaçmasın düşüncesiyle çok yüksekte olurdu. Değneği olmayanlar evlerindeki oklavayla veya benzeri küçük bir çubukla dolaşırdı. Yanımızda ayrıca bez torbalar da bulundururduk. O zamanlar poşetler yoktu. Torbalarımıza şekerleri ve değneğimize sığmaz hale gelen memmecim gıliklerini doldururduk. Her çocuk kendi mahallesinde gezerdi, başka mahallede memmecim gezmek hoş karşılanmazdı. Arife günü sabah başlayan memmecim gezme öğlene doğru son bulurdu. Topladığımız gılikleri ve torba dolusu şekerleri bir yerde oturur arkadaşlarımızla birlikte şakalaşarak, paylaşarak güle oynaya yerdik.

Gittiğimiz kapının önünde; “Memmecimin havası/ Badelerin tavası/ Gökten rahmet, yerden bereket/ Amin.. Amin.. Bir gılik” diye mani söylerdik. Ya da “Verenin aslan gibi bir oğlu olsun/ vermeyenin kel kızı olsun” diye dua ederdik. Bu sözleri duyan ev sahibi önceden hazırladığı gılikleri kendi eliyle değneklerimize, oklavalarımıza birer tane takardı. Bazı aileler çok hoşlarına gittiği için, söylediğimiz manileri, duaları tekrar tekrar söylettirirlerdi. Evlerinde gılik olmayan aileler bizlere şeker, üzüm, leblebi gibi yiyecekler veya para verirdi. Gıliği aldığımız zaman sevinerek grupla maniler söyleyerek diğer komşuların kapısına yönelirdik. Gılik veya benzeri bizleri sevindirecek bir şey vermeyen ailelere de hep bir ağızdan bağırarak “Kazanın dibi yana”, ”Kazanın dibi kurusun”, “Kazanın dibi bakır, itler sürüsün takır takır” gibi beddualarda bulunurduk.

Memmecimin gıliği Sivas’a özgü, çapı ortalama 5-7 santimetre olan tatsız, tuzsuz, susamsız kuru bir çeşit simitti. Dini bayramlar öncesi fırınlarda özel olarak yapılan bu gılikler 15-20 tanesi daire şeklinde bir ipe dizilmiş olarak çarşıdaki tezgahlarda yerini alırdı. Bayram öncesi bayram alışverişi yapan aileler bu giliklerden de alırdı. İstanbul’un kandil simitlerine benzeyen bu gılikler mahalle aralarında seyyar arabalarda da satılırdı. Çocukları daha çok sevindirmek, bayramlara tat katmak isteyen Sivas sevdalısı hanımlar, günler öncesinden yağlı ve yumurtalı hamurdan özenle kendileri hazırlarlardı.

Sivas’ta eski bayram adetlerinden biri olan, ancak artık unutulmaya başlamış geleneklerimizden birisi de memmecimin gıliğidir. Memmecim gıliği de bayram öncesi çocukları sevindiren, kendi aralarında paylaşma ve dayanışmayı artıran çok güzel adetlerimizden biriydi. Zamanla memmecimin gıliği unutuldu. Bayram öncesi artık çarşıda, pazarda tezgahlarda yer alan memmecimin gıliği yok artık. Arife günü gruplar halinde memmecim gezen çocuklara gıliğin yerine evlerden şeker, çikolata ve para verilmeye başlandı. Önceleri kenar mahallelere kayan bu adetimiz günümüzde tamamen kalktı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Cemalettin Özyalçın Arşivi

BİR SİVAS SEVDALISI

11 Nisan 2026 Cumartesi 14:29