Bedriye KARAHAN

Bedriye KARAHAN

Tükenen İnsan, Hızlanan Dünya


Sabah gözümüzü açar açmaz telefonumuza uzanıyoruz. Henüz güne başlamadan onlarca haber, yüzlerce paylaşım ve sayısız bildirimle karşılaşıyoruz. Günün daha ilk dakikalarında zihnimiz doluyor. Sonra işe, okula ya da günlük telaşımıza karışıyoruz. Akşam olduğunda ise "Bugün ne yaptım?" diye düşündüğümüzde çoğu zaman tatmin edici bir cevap bulamıyoruz.
Modern dünya bize sürekli daha hızlı olmamız gerektiğini söylüyor. Daha çok çalış, daha çok kazan, daha çok üret, daha çok paylaş... Sanki durmak bir suç, dinlenmek ise tembellikmiş gibi gösteriliyor. Oysa insan bir makine değil. Yorulur, dinlenmeye ihtiyaç duyar, bazen de sadece düşünmek ister.
Teknoloji hayatımızı kolaylaştırdı, buna şüphe yok. Fakat aynı teknoloji bizi birbirimize yaklaştırırken bir yönüyle de uzaklaştırdı. Aynı evin içinde yaşayan insanlar bile bazen saatlerce birbirleriyle konuşmadan, sadece ekranlarına bakarak vakit geçiriyor. Bir sofrada oturan dört kişinin dördünün de elinde telefon varsa, gerçekten birlikte miyiz, yoksa sadece aynı masada mı bulunuyoruz?
Eskiden komşuluk vardı. Kapılar kilitlenmez, çaylar habersiz içilirdi. Bir sıkıntı olduğunda insanlar birbirinin kapısını çalardı. Bugün ise aynı apartmanda yıllardır yaşayan komşular birbirinin adını bile bilmiyor. Güvenin yerini şüphe, sohbetin yerini mesajlar aldı.
Bu değişim sadece ilişkilerimizi değil, ruh sağlığımızı da etkiliyor. Sürekli başkalarının hayatlarına bakıyor, kendimizi onlarla kıyaslıyoruz. Sosyal medyada gördüğümüz mutlu karelerin arkasındaki gerçekleri çoğu zaman bilmiyoruz. Ama yine de eksik hissediyoruz. Daha iyi görünmek, daha başarılı olmak, daha çok beğeni almak için çabalıyoruz. Farkında olmadan kendi hayatımızı yaşamayı ikinci plana atıyoruz.
Oysa mutluluk çoğu zaman çok daha yakınımızda. Ailece edilen bir kahvaltıda, dostla içilen bir bardak çayda, çocuğun gülüşünde, yaşlı bir insanın duasında saklı olabilir. Bunlar parayla satın alınabilecek şeyler değildir ama hayatın en değerli anlarını oluştururlar.
Belki de artık kendimize şu soruyu sormanın zamanı geldi: Biz gerçekten mi yaşıyoruz, yoksa sadece yetişmeye mi çalışıyoruz?
Hayatın hızı hiç yavaşlamayacak. Teknoloji gelişmeye, dünya dönmeye devam edecek. Ama kendi hızımızı belirlemek hâlâ bizim elimizde. Bazen telefonu bir kenara bırakıp sevdiklerimize vakit ayırmak, bir kitabın sayfalarını çevirmek, doğada yürüyüş yapmak ya da sadece sessizce oturup düşünmek bile bize çok şey kazandırabilir.
Çünkü insanı ayakta tutan yalnızca çalışmak değildir; umut etmek, paylaşmak, dinlemek ve hissedebilmektir. Eğer bunları kaybedersek, ne kadar başarılı görünürsek görünelim içimizde büyüyen boşluğu dolduramayız.
Belki de bugün kendimize verebileceğimiz en büyük hediye, hayatın telaşına kısa bir ara verip etrafımıza dikkatle bakmaktır. Çünkü bazen en kıymetli anlar, peşinden koştuğumuz büyük hedeflerde değil; fark etmeyi unuttuğumuz küçük ayrıntılarda gizlidir. İşte gerçek zenginlik de belki tam olarak budur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bedriye KARAHAN Arşivi

Bayramdan Sonra Kalanlar

01 Haziran 2026 Pazartesi 14:28

Kırık Saat

25 Mayıs 2026 Pazartesi 08:43

Kardeş olmak...

23 Mayıs 2026 Cumartesi 11:12

Eski Bayramlar, Eksilen Sandalyeler

22 Mayıs 2026 Cuma 15:41

Anneler Günü

08 Mayıs 2026 Cuma 10:19

Kendine Dönmenin Vakti

30 Nisan 2026 Perşembe 11:39

18 Mart: Bir Milletin Diriliş Günü

18 Mart 2026 Çarşamba 09:52