GAZETECİ, YAZAR, DÜŞÜNÜR, MÜCADELE ADAMI MEHMET ŞEVKET EYGİ’Yİ ÖLÜM YIL DÖNÜMÜNDE RAHMETLE YÂD EDİYORUZ.

1977 yılında İstanbul’a üniversite okumak için gittiğimizde muhafazakâr camianın önde gelen fikir adamlarını, şair ve yazarlarını ziyaret ederek onların düşüncelerinden istifade ederdik. Zaman zaman bürolarına, yayınevlerine giderek onları dinler, kafamızdaki sorulara cevap arardık. O yıllarda muhafazakâr ve dindar diye vasıflandırılan aydın sayısı da çok fazla değildi. Ziyaretine gittiğimiz bu aydınlardan biri de merhum İslamcı yazar Mehmet Şevket Eygi’ydi.

1933-2019 yılları arasında yaşayan Mehmet Şevket Eygi, ömrünün sonuna kadar gazetecilik ve yazarlık yapan önemli bir fikir adamıdır. İslami hassasiyetleri ön planda olan, o dönemin en önemli yayın kuruluşu olan, âdeta bir okul görevi yapan Bedir Yayınevi’nin sahibiydi. İslami düşünceye sahip, Osmanlı kültürü hakkında eserleri, köşe yazıları, sohbetleriyle ömrünün son günlerine kadar tebliğ görevini sürdürmüştür.

Anarşinin çok yoğun olduğu, fakültelerde ders yapmanın zor olduğu o günlerde bizler; Necip Fazıl, Şevket Eygi ve Sezai Karakoç’u arkadaşlarla beraber ziyaret ederdik. Öğrencilerin bazı çevreler ve şahıslar tarafından farklı gayelere yönlendirip oyalandığı ve çok kıymetli olan gençlik yıllarının heba edildiği o dönemde farklı şeyler söyleyen nadir fikir adamlarından biriydi Mehmet Şevket Eygi.

Türk basın ve düşünce hayatının önde gelen İslamcı yazar, gazeteci ve mütefekkirlerinden olan Şevket Eygi ilk önce yeni İstiklal gazetesinin başına geçer. 1966 yılından itibaren Bugün gazetesini çıkarır. Daha sonra Babıali’de Sabah gazetesini satın alır. Necip Fazıl, Şule Yüksel Şenler gibi önemli isimler de bu gazetelerde yazı yazarlar. İslami düşünce ağırlıklı yayın yapmanın sıkıntılı olduğu o yıllarda geniş kitlelere ulaşır.

Hem fikir hem de aksiyon adamı olan Mehmet Şevket Eygi’nin yaptığı yayınlar ve teşvikleriyle on binlerce insanın bir araya geldiği sabah namazı buluşmaları çok ses getirir. Yazıları ve sabah namazı buluşmalarıyla hedef hâline gelen yazar Eygi, 1969 yılında Hac için Türkiye’den ayrılır. Arabistan, Ürdün, Lübnan ve Almanya’daki altı yıllık zorunlu ayrılık ve ikametten sonra çok sevdiği ülkesine döner.

Mehmet Şevket Eygi, Galatasaray Lisesi mezunu olması nedeniyle iyi bir eğitim almış, çok iyi Fransızca öğrenmişti. Bu iyi eğitimin devamında Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesini (Mülkiye) bitirir. O yıllarda bu iki okul da çok önemlidir. Hatta bazı çevreler Galatasaray Lisesi mezunu ve inançlı bir aydın olduğu için ona” imalat hatası” tabirini kullanırlar. Merhum Mehmet Şevket Eygi yazılarında ve bizimle olan sohbetlerinde o çevrelerin iddialarının doğru olmadığını, bu lisede belirli zamana kadar öğrencilerin tamamının cemaatle namaz kıldıklarını söyler ve “Ben değil, onlar imalat hatası!” derdi.

Yetmişli yıllarda gençliğimiz dış kaynaklı ideolojilere, anarşiye yönlendirilerek birçoğu harcanırken, Şevket Eygi yazılarında ve bizim gibi sohbetine ve ziyaretine giden üniversite öğrencilerine çok önemli tavsiyelerde bulunurdu. Özellikle iyi bir yabancı dil öğrenmemiz gerektiğini, mutlaka Osmanlı Türkçesini bilmemizi ve okumamızı tavsiye ederdi. Okuduğumuz fakültelerde kendi branşlarınızda en iyisi sizler olun ve iyi yetişin, derdi. Özellikle öğrencileri öğretmenlik ve akademisyenlik gibi mesleklere yönlendirmeye çalışırdı. Cağaloğlu’nda bulunan Bedir Yayınevi’ndeki ziyaretlerimizde hemen bir Osmanlı Türkçesi ile yazılmış kitap uzatır ve bize okuturdu. Konuşmaları çok kibar, davranışları nazik, her hareketi ölçülüydü, her davranışı ve hitabı, üslubu bir örnek niteliğindeydi. Her hâliyle bir İstanbul ve Osmanlı beyefendisiydi.

1991 yılından ölümüne yakın günlere kadar Milli Gazete’de “Takvimden Yapraklar” başlıklı makalelerinden hiç para almadığını yakınları söylediler. Bu özelliğinin de eşine az rastlanır, takdire şayan bir haslet olduğunu söyleyebiliriz.

Son olarak sohbetlerinde ve yazılarında ısrarla tekrar ederek vurguladığı hususları hatırlayalım. Çünkü bu dönemde yazarın üzerinde durduğu bu hususları öğrenmeye ve uygulamaya toplum olarak çok muhtacız.

Beş vakit namazı terk etmemek, adil olmak, helal kazanmaya gayret etmek, çok merhametli olmak,

Din, iman, Kur’an ticareti ve bezirgânlığı yapmamak,

İslam ahlakını hayatımıza ve ailemize uygulamak için gayret göstermek,

Çocuklarımızın iyi bir eğitim almalarını sağlamak,

Kibar ve zarafet sahibi, nazik olmak,

Osmanlı’nın, eski İstanbul’un görgü kurallarına sahip olmak,

Hat, tezhip, ebru gibi bize ait sanatlara sahip çıkmak, çocuklarımızın en az bu sanatlardan birini öğrenmelerini sağlamak,

Müslüman dürüst olmalı, yaptığı işin en iyisini yapmalıdır. İşini iyi ve temiz yaparsan gayrimüslimler dahi gelip senden alışveriş yaparlar. Yazarımız buna örnek olarak da Üsküdar’daki bir lokantayı anlatırdı. Hatta o lokantada yemek yerken iki kafadar müşterinin “Bu adam şu güzel yemekleri, bize rakısız yediriyor” diye konuştuklarını duyduğunu anlatmıştı,

Her Müslümanın evinde mutlaka hat ve tezhip sanatı örneklerinden, özellikle de peygamberimizin güzelliğinin ve vasıflarının anlatıldığı “hilye” adı verilen hat örneklerinden bulunmalı.

Ayrıca küçük camilerde hoparlör kullanılmasını ve çok yüksek seslerle ezan okunmasını çok eleştirirdi.

Sultanahmet Camisi yakınında mütevazi bir dairede ikamet eden Mehmet Şevket Eygi’yi, bu evde ziyarete gittiğimizde gayet güzel karşılar, özel olarak yaptırdığı gül şerbetinden hizmetinde bulunan bir genç ikram ederdi. Evin içi, Çince dâhil birçok dilde kıymetli eserlerle doluydu. Oturacak yerlerde dahi kitaplar bulunmaktaydı. Bu kıymetli eserlerini ölmeden önce Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi’ne bağışladığını öğrendik. Her gittiğimizde evinde mutlaka misafir bulunurdu. Dizinde oturmaya alışmış çok sevimli bir de kedisi vardı. Rahmetli olunca o sevimli kediyi vasiyeti doğrultusunda, bir profesör dostunun sahiplendiğini basınından okumuştum.

Ölüm yıldönümünde merhum Mehmet Şevket Eygi’yi rahmetle anarken, üniversitede okuyan gençlerimizin bulundukları şehirlerdeki bu tip değerli fikir ve düşünce insanlarını bularak onlardan faydalanmalarını tavsiye ediyorum.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Halis ALACAHAN Arşivi

TAŞLARA İŞLENMİŞ BİR MEDENİYET

30 Haziran 2026 Salı 16:14

KANUN HÂKİMİYETİ Mİ, EĞİTİM Mİ?

18 Mayıs 2026 Pazartesi 12:24

OKUMA ORANIMIZI YÜKSELTMEK ZORUNDAYIZ

06 Nisan 2026 Pazartesi 12:07

HÜZÜNLE DOLU BİR BAYRAM

19 Mart 2026 Perşembe 10:54