Halis ALACAHAN
TAŞLARA İŞLENMİŞ BİR MEDENİYET
Üzerinde yaşamaktan mutluluk duyduğumuz Sivas şehri köklü tarihi, kültürel zenginliği, tabii güzellikleriyle Anadolu’nun kalbinde yer alan kadim şehirlerimizden biridir. Günümüze kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapan şehrimiz tarihî birer miras olan eserleri günümüze taşımış, ziyaretçilerin zevkle ve ibretle gezip görmesi gereken eserlere sahip âdeta bir açık hava müzesi özelliğini taşımaktadır. Dimdik ayakta kalarak günümüze gelen tüm güzellik ve ihtişamıyla Çifte Minareli Medrese, Gökmedrese, Buruciye Medresesi, Ulu Cami, Yeni Cami, Yukarı Tekke ve Abdülvehhâb Gazi türbesi, Sıcak ve Soğuk Çermik ziyaretçilerini hayran bırakarak tarihleriyle buluştururlar. İl ve ilçelerindeki birçok tabii güzelliği de zikredilmeye değer. Millî Mücadele’deki yeri ve önemini de zaten bilmeyen insanımız olmasa gerek.
Sivas şehrini şiirinde en güzel şekilde anlatan ve tanıtan yakın zamanda kaybettiğimiz hemşehrimiz, şair yazar Yavuz Bülent Bakiler, şehri tüm güzellikleriyle tasvir ettiği şiirini şöyle tamamlar:
Bir gün Derviş gibi çıkıp gelirsem eğer,
Görürsem bir daha gönül gözüyle seni,
Anla bir rüzgâr gibi yüreğimden geçeni,
Ve sonra anam gibi sar beni Sultan Şehir.
Şairin memleket hasretini, tarihî değerlerini ve güzelliklerini anlattığı bu şiirinde kullandığı “Sultan Şehir” tabiri ne kadar da güzel yakıştı bu şehre.
Elbette Sivas’tan bahsederken, başlı başına bir değer ve şaheser olan Ulu Cami’yi bünyesinde barındıran Divriği ilçesini de gezmeden ve anlatmadan geçemeyiz.
Tarihî kaynaklarda en parlak dönemini 1150’li yıllardan itibaren Mengücek Beyliği döneminde yaşadığı belirtilen bu ilçemiz köklü bir medeniyete sahip. Yaklaşık yirmi gün önce bu ilçemizi gezme fırsatımız oldu. Yükseklerden bakılınca güzel bir konuma ve tabiata sahip olan bu ilçemize yaklaşık yirmi yıl önce görev icabı giderek gezmiştik. İlçeyi gezerken dikkatimizi daha çok tarihî eserler, tarihî konaklar çekiyor. Bu eserlerin bulunduğu mekânları gezerken âdeta tarihe bir yolculuk yapıyoruz. Bazı yerleşim yerlerindeki beton yığını evlerle ,hele estetikten nasibini almamış sokak ve mekânlarla, insan tabiatına daha uygun olan bu ilçemizdeki konakları ve mekanları kıyaslıyor, bu yerleşim alanlarına ve mekânlara özlem duyuyorsun.
Elbette bu seyahatimizin en önemli gayesi bir şaheser olan, Dünya Kültür Mirası arasında yer alan Ulu Cami ve Darüşşifa’yı görmekti. Bu anı yaşamak ikinci kez nasip oldu. İlk ziyaretimize göre bu ziyaretimiz elbette daha anlamlıydı. Eserin etrafı açılmış, aslına uygun bazı çalışmalar yapılmış, etrafı güçlendirilmiş, âdeta caminin ihtişamı açık bir şekilde ortaya çıkmış. Anadolu Selçuklu Devleti’nin bir Beyliği olan Mengücekler döneminde Ahmet Şah tarafından inşa ettirilen bu eseri anlatmakta kelimelerin yetersiz kalacağını ifade etmiştir Seyahatname müellifi Evliya Çelebi.
Öğle namazını caminin özelliklerini anlama merakıyla, duygu yoğunluğu içerisinde kıldıktan sonra dışarı çıkarak, tanıtım için görevlendirilen rehberi dinlemeye ve takibe başladık. Güzel bir üslupla, esprilerle anlatımını süsleyen rehberin başarısını da zikretmek lazım. Her kapının ayrı özelliği olduğunu, taşa nakşedilen motiflerin, hayvan figürlerinin, ayetlerde ifade edilen cennet nimetlerinin, Peygamberimizi sembolize eden gülün taşlara nakşedilişini, ağaç motiflerinin neyi ifade ettiğini, cami içerisindeki ayetlerin yorumunu rehberden zevkle dinleyerek ve harika taş işlemelerini bizzat görerek tetkik etme fırsatını bulduk. Akıl hastalarının tedavisinin yapıldığı Şifahane için bir değerler, sırlar manzumesi desek uygun olur. Bu bölüm o devirdeki tıp anlayışımızı, insana ve sağlığına verilen ehemmiyeti gözler önüne seriyor. Bu bölümün dışarısı ve içerisinde yapılan her şey ileri bir düşünceyle inşa edilmiş ve gelecek nesillerimize, tüm insanlığa miras bırakılmış.
Tarihî konakları, tabii güzelliği, tarihî eserleri, özellikle Türk-İslam mimarisinin zirvesi olan Ulu Camisi ile eşsiz bir değere sahip olan, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış Divriği ilçemizi gezmek, incelemek bizler için büyük bir kazanç oldu. Kısacası dopdolu bir gün geçirdik. Bu durumun şuurunda olan yurt içinden ve yurt dışından birçok insan, gelerek bu güzelliklerden nasiplerini alıyorlar.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.