EDEBİYATIMIZDA HAYAT DERSİ İFADE EDEN REHBER BEYİTLER III

Okuyucuyu düşündüren, bilinçlendiren seçme beyit ve dörtlüklere bu yazımda da Necip Fazıl Kısakürek’in şiirleriyle devam edeceğim. Yaşadığı dönem aydınları arasında Necip Fazıl farklı bir sestir. Özellikle Tanzimat Edebiyatıyla beraber birçok yazar ve şairimiz, kendi kültür ve değerlerimize muhalif düşünceleri savunurlar. Necip Fazıl’ın yaşadığı dönemde kültür erozyonu zirve noktadadır. Tarihî ve manevi değerlerimizi savunan aydınların bedel ödediği yıllarda bir cesur yürek çıkar. Zindanlarda çürümeyi dahi göze alan bu güçlü ses Necip Fazıl’dır. Kaleme aldığı ve büyük cesaret isteyen düşüncelerini, kendi tabiriyle; Ciğerinden kalemine kan çekerek ve Durun kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak haykırışıyla mukaddes emanete sahip çıkmıştır.

Sultanü’ş-Şuara unvanı sahibi, dava ve aksiyon adamı Necip Fazıl’ın şiirleri muhafazakâr camiada çok yankı bulmuş, çok etkili olmuştur. Tarihine, kültürüne, maneviyatına sahip camia üzerinde çok emeği ve etkisi olmuştur. Hatipler konuşmalarını O’nun şiirleriyle süslerler. Şimdi üstat Necip Fazıl’ın şiir sevdalılarının ufkunu açacağına inandığım seçme beyit ve dörtlüklerinden bir demet sunalım.

Sanatın, şiirin tek başına gaye olmadığını, insanı mutlak hakikate, Allah’a götüren bir vasıta olduğunu anlatan bir beyit:

Anladım işi, sanat Allah’ı aramakmış;
Marifet bu, gerisi yalnız çelik-çomakmış.

İnsan yetiştirmek için mutlaka çaba gösterip, mücadele etmenin bir görev olduğunu ifade eden bir beyit:

Tohum saç, bitmezse toprak utansın!
Hedefe varmayan mızrak utansın!

Düşmanlarımızın bizim çalışma azmimizi daha da artıracağını belirterek, düşman kavramına güzel bir yorum getiren bir beyit:

Ey düşmanım, sen benim ifadem ve hızımsın;
Gündüz geceye muhtaç, bana sen lazımsın.

Tüm inanışların devrini tamamlayacağını, çağları kuşatan tek sistemin İslam olduğunu savunan bir beyit:

Hem fikir, hem inanç, tek mevsimlik vesselâm;
Zaman ve mekân üstü birlik rejim, İslam…

İstikametini kaybetmiş, manevi değerlerden uzaklaşmış insanları, hatta toplumları, Peygamberimizin ümmeti olmaya davet eden bir dörtlük:

Beri gel serseri yol!
Onun ümmetinden ol!
Sel sel kümelerle dol!
Onun ümmetinden ol!

Sosyal adaletsizliğe, gelir dağılımındaki çarpıklığa isyan eden bir beyit:

Allah’ın on pulunu bekleye dursun on kul;
Bir kişiye tam dokuz, dokuz kişiye bir pul.

Cimri bir yaşantıya sahip olup, dünyada garipleri ve ebedi hayatı, ahireti düşünmeyen insanları âdeta çarpan bir beyit:

Hasis sarraf, kendine bir başka kese diktir!
Mezarda geçer akça neyse onu biriktir!

Bizler için bir hakikat olan, bazılarının korkuyla ve ürpererek baktığı ölüm gerçeğine güzel bir anlayış kazandıran bir beyit:

Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber…
Hiç güzel olmasaydı ölür müydü Peygamber?..

Necip Fazıl İstanbul âşığı bir şairdir. İstanbul’u tasvir ettiği bir şiirinin en güzel beyti şu olsa gerek:

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.

Şairin, asırlar önce yaşayan Yunus Emre’ye hayranlığını ve hasretini zenginleştirdiği dörtlük:

Rüzgâra bir koku ver ki bir yerden,
Geleyim izine doğru arkandan;
Bırakmam, tutmuşum artık yakandan,
Medet ey dervişim, Yunus’um medet!..

Gelecekle ilgili güçlü bir inancı ve ümidi, kararlı bir duruşu dile getiren bir beyit:

Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış ebed bizimdir!

Not: Beyit ve dörtlükler Necip Fazıl Kısakürek’in Çile adlı kitabından alınmıştır. (Büyük Doğu Yayınları-1987)

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Halis ALACAHAN Arşivi

NEDEN DAİMA GEÇMİŞE ÖZLEM DUYARIZ

20 Ekim 2025 Pazartesi 13:33

İNSAN YETİŞTİRMEK

24 Temmuz 2025 Perşembe 13:08