Halis ALACAHAN
HÜZÜNLE DOLU BİR BAYRAM
Milletimizi kaynaştıran, ayakta tutan değerlerimizden biri de bayramlarımızdır. Osmanlıdan günümüze Ramazan ve bayram, kültürümüzün en önemli unsurlarından biri olmuştur.
Hatta Süheyl Ünver, “Osmanlı bir Ramazan medeniyetidir” ifadesini kullanır. Şair ve yazarlarımız da Ramazan’ı medeniyetin asli unsurlarından biri hâline getirerek edebiyatımızı da bu ayın maneviyatından ve feyzinden faydalandırmışlardır.
Klasik edebiyatımızda “Iydiyye-Bayramiyye”adı verilen kasidelerle bayram konusu işlenerek nesillere aktarılmıştır. Şeyh Galip, Nedim, Fuzuli, Hayali Bey gibi büyük divan şairleri ve Yunus Emre gibi tasavvuf şairleri bu konuda gazel ve kasideler yazmışlardır.
Osmanlının son dönemlerinden günümüze kadar bu gelenek devam eder. Mehmet Akif, Necip Fazıl, Faruk Nafiz, Yahya Kemal, Sezai Karakoç gibi şairler de bayram konusunu işleyen başarılı şiirler yazmışlardır.
Çok da uzun sayılmayacak ömrümüz içerisinde her yıl Ramazanı bekler, manevi bir iklim içerisinde orucumuzu tutar, ibadetlerimizi yaparız.
Bayram hazırlıkları ve bayram günü âdetleri eskiden daha canlı ve daha farklı geçerdi; arife günü yemekler, tatlılar yapılırdı. Bayram günü, bayram namazı vesilesiyle şehirlerde ve küçük yerleşim alanlarında yaşayan insanımız, küçük büyük demeden camilerde toplanır ve namazlarını eda ederlerdi. Cami çıkışında durumu çok iyi olmayan insanlar grup grup evlere davet edilir, kapılar misafirlere açılır,yemekler ikram edilirdi. Daha sonra da bayramlaşmalar başlarlardı. Komşu ayrımı yapılmadan ziyaretler yapılır, büyükler saygı görür, küçükler şefkatle kucaklanırdı.
Yukarıda bahsetmeye çalıştığım bayramla ilgili âdet ve geleneklerimizin günümüzde zayıfladığına şahit olmaktayız. Bu geleneklerin unutulması toplumsal bütünlüğümüze de zarar verecektir. Bireyselliğin ön plana çıkıp, dayanışma ve kardeşlik ruhunun zayıflaması toplumun manevi temellerinin zayıflaması anlamına da gelir.
Her ne kadar “ah nerede o eski bayramlar” desek de, bize düşen görev; birlik ve beraberliğimizin harcı olan bayramlarımızı ve geleneklerimizi yaşayarak, bizden sonraki nesillere aktarmaktır.
Bu Ramazan’da daha farklı duygularla, gönlümüz hüzünle dolu, çaresizliğimizin verdiği karamsarlık ve ızdıraplaorucumuzu tuttuk. Çünkü İslam dünyası perişan hâlde. Kardeşlerimiz zulüm altında. Böyle bir ortamda bir bayrama daha kavuşuyoruz. Acaba ne kadar sevinçli olabiliriz?
İslam dünyasının zülüm ve sıkıntılardan kurtularak daha huzurlu bayramlara kavuşmasını Rabbimizden temenni ederekbayramınızı tebrik ediyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.