Halis ALACAHAN
YABANCI DİL EĞİTİMİ HAKKINDA DÜŞÜNDÜKLERİM
Ülkemizde eğitim gören çocuklarımıza üniversiteyi bitirinceye kadar yabancı dil eğitimi vermekteyiz. Yetmişli yıllardan günümüze kadar yabancı dil eğitimi hususunda zaman zaman program değişikliklerine gidildiğini hatırlıyoruz. Hatta merhum Özal’ın Millî Eğitim Bakanı Hasan Celal Güzel, bu dersleri seçmeli hâle getirmişti. Bu uygulamadan da kısa sürede vazgeçildi.
Günümüzde yabancı dil bilmek birçok insan için ihtiyaç hâline gelmiştir. Dünya ülkeleri ve bu ülkelerde yaşayan insanlar arasında iletişimin artması ve kolaylaşması bu ihtiyacı daha da artırmıştır. Özellikle bilimsel çalışmalar yapan, teknoloji alanında faaliyet gösteren insanımız için yabancı dil bilmek daha da zorunlu hâle gelmiştir.
Yabancı dil öğretimi hususunda tüm çabalara rağmen istenilen başarı düzeyine gelemiyoruz. Okullarımızda çocuklarımız yıllarca yabancı dil okuyor ama özel kabiliyeti ve çalışması olan çok az bir grup dışında iyi bir düzeyde dil öğrenebilen yok. Örnek verecek olursak, İmam Hatip okullarında gençlerimiz yedi sene Arapça okurlar. Bu süre zarfında çok az gencimiz Arapça öğrenir. Diğer eğitim kurumlarımızda da öğrencilerimiz yıllarca yabancı dil dersi alırlar ama gerçek manada öğrenenlerin sayısı oldukça azdır. O hâlde bu durumu nasıl izah edeceğiz? İllerimizdeki bazı seçme okullar ve kolejlerin dil öğrenimi konusundaki başarılarını da zikretmek durumundayız. Keşke bu başarıyı genele yayabilsek. Anadolu ve Fen Liselerinin ilk açıldığı yıllarda bu okulların sayıları azdı ama yabancı dil konusunda başarılıydılar. Bu öğrenciler üniversitelere bir yabancı dili öğrenmiş olarak gidiyorlardı.
Kendimize bazen şu soruları soruyoruz. Yabancı dil konusundaki bu tabloyu daha olumlu bir hâle nasıl getirebiliriz? Her öğrenciye mi yoksa kabiliyeti ve isteği olana mı yabancı dil eğitimi verelim? Bu hususta en önemli problem teorik bilgiden öteye gidemeyişimiz olsa gerek. Teorik bilgi uygulamanın önüne geçiyor, uygulamaya geçemiyoruz. Uzmanlar bu hususta kurallardan ziyade tatbikatın daha önemli olduğunu, öğrencilerin dili yaşayarak öğrenebilecekleri ortamların oluşturulması gerektiğini belirtiyorlar. Kısaca kısır döngü yerine daha faydalı, daha gelişmiş programları uygulamak zorundayız. Bu hâlde yöneticilerimize ve onların yönlendireceği uzmanlara çok iş düşmektedir.
Ayrıca liselerde uygulanan ikinci yabancı dil dersini de anlamış değilim. Bir tane yabancı dili öğrencilerimize öğretebilirsek ne mutlu bize.
Bu eksiklerimize rağmen, dil eğitimi konusunda birtakım ilerlemeler kaydettiğimiz de bir gerçektir. Ancak bunun yeterli olmadığını da biliyoruz. Okullarımızda sadece sınavlardan iyi not almaya yönelik bir dil eğitimi anlayışından ziyade dünyadaki ekonomik, bilimsel ve kültürel gelişmeleri rahatça takip edebilecek insanların yetişmesi için, geliştirilmiş eğitim metotlarının uygulamaya konulmasının gerekli olduğu kanaatindeyim.
İyi yetişmiş, bilgili, donanımlı, gayretli ve idealist yabancı dil öğretmenleri; iyi bir dil öğrenme çabasında olan azimli öğrencilerimiz için bir anahtar, bir öncü görevi yapacaklardır.
Eğitim ve öğretim çağındaki gençlerimizin tamamının hakiki manada yabancı dil öğrenmeleri elbette mümkün olmayacaktır. Ancak yabancı dile kabiliyeti olan, istekli, gelecekte ülkemiz için de faydalı olabilecek, ülkemize katkı sunacak şahsiyetlerin yetişmesi için her sahada olduğu gibi dil öğretimi konusunda da daha ileri seviyeleri yakalamak zorundayız.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.