Yunus BUDAKTAŞ

Yunus BUDAKTAŞ

BİR HAKAN, BİR YUSUF, BİR CÜMLE

Siyaset bazen uzun konuşmalarla, bazen büyük meydanlarla, bazen de küçücük bir kağıda yazılan tek cümleyle kendini anlatır.

AK Parti Sivas Milletvekili Hakan Aksu’nun öncülüğünde başlatılan “Sivas’a Dair 1 Fikir” çalışması da bunlardan biri.

Kent Meydanı’na bir stant kuruluyor. Vatandaşa kağıt uzatılıyor. Bir de WhatsApp hattı var. Sivas için fikrinizi, önerinizi, eleştirinizi yazıyorsunuz. Sonra bu fikirlerin toplanacağı, raporlanacağı ve değerlendirileceği söyleniyor.

Buraya kadar güzel.

Vatandaşa mikrofon uzatmanın, “Sen ne düşünüyorsun?” demenin yanlış bir tarafı olamaz. Hatta siyasetin belki de en fazla ihtiyaç duyduğu şey budur. Daha az konuşmak, biraz daha fazla dinlemek.

Ama dünkü açıklamalarda benim kulağıma başka bir ifade takıldı.

“Bir cümle…”

AK Parti İl Başkanı Yusuf Tanrıverdi, “Sivas için derdi olan, bir fikri olan gelsin; burada bir cümleyle fikrini beyan etsin” dedi. Hakan Aksu da vatandaşlardan öneri, eleştiri ve fikirlerini “çok uzun olmamak kaydıyla” birer cümleyle yazmalarını istedi.

İşte insan ister istemez düşünüyor:

Sivas gerçekten bir cümleye sığar mı?

Sığıyorsa ne güzel!

Demek ki meselelerimiz sandığımız kadar büyük değil.

Bir cümle ulaşım.

Bir cümle istihdam.

Bir cümle sanayi.

Bir cümle tarım.

Bir cümle göç.

Bir cümle turizm.

Bir cümle esnaf.

Noktayı koyduk mu mesele de kapanır.

Hatta durum buysa milletvekillerimizin gece gündüz çalışmasına da pek gerek kalmaz. Sosyal medyada “yoğun mesai”, “Ankara temasları”, “Sivas için gece gündüz durmadan çalışıyoruz” paylaşımlarına da ihtiyaç yoktur. Çünkü bir şehrin sorunları bir cümlelikse, çözümleri herhalde paragraf tutmaz.

Elbette meselenin teknik tarafının bu olmadığını biliyorum. “Bir cümle” denilmesinin amacı muhtemelen insanların fikirlerini kısa ve anlaşılır biçimde ifade etmesini sağlamak.

Benim takıldığım yer kağıdın büyüklüğü değil zaten..

Takvim…

Çünkü Hakan Aksu aynı açıklamasında son 3-3,5 yıllık dönemi anlattıktan sonra toplanacak fikirlerin değerlendirilip 2028 seçimlerine giderken yapılacak çalışmalara yansıtılacağını söyledi.

Tam da burada “alt metin” devreye giriyor.

Siyasette bazen söylenen kadar, ne zaman söylendiği de önemlidir.

Vatandaşın fikrini almak kıymetlidir.

Fakat burada küçük bir parantez açmak gerekiyor.

Hakan Aksu bugün vatandaşa, “Fikrinizi söyleyin, önerinizi getirin, eleştirinizi yazın” diyor. Güzel. Ancak aynı hoşgörünün gazetecilerin haber ve köşe yazılarına gösterilmediğine de zaman zaman şahit oluyoruz. Vatandaşın eleştirisini bir kutuda toplamak isterken, gazetecinin eleştirisinden rahatsız olmak kendi içinde küçük bir paradoks oluşturuyor.

Çünkü fikir dediğimiz şey yalnızca duymak istediğimiz cümlelerden oluşmaz.

Ortak akıl alkışı da içerir, itirazı da. Öneriyi de kapsar, eleştiriyi de. Hele siyasetçiyseniz, vatandaşın “bir cümlesine” talipseniz gazetecinin birkaç paragrafına da tahammül etmek gerekir.

Fikir istemek kolaydır; fikre tahammül etmek ise demokratik olgunluk ister.

Dolayısıyla “Söz sizde” deniliyorsa, o sözün nasıl bir söz olacağına da siyasetin karar vermemesi gerekir. Vatandaş konuşunca “katılımcılık”, gazeteci konuşunca “rahatsızlık” ortaya çıkıyorsa, orada fikir masasından önce eleştiriye bakışımızı yeniden gözden geçirmek gerekir.

Peki neden şimdi?

Sivas’ın fikri üç yıl önce daha mı az değerliydi?

Bu şehir bugün mü konuşmaya başladı?

Esnaf bugün mü siftah hesabı yapıyor, gençler bugün mü başka şehirlerde gelecek arıyor, çiftçi bugün mü maliyetleri düşünüyor, sanayici bugün mü yatırım ve ulaşım konuşuyor?

Üstelik Rukiye Toy da açıklamasında milletvekilleri olarak zaten sürekli sahada olduklarını, vatandaşların fikirlerini ve sorunlarını dinlediklerini söyledi.

O halde ortaya başka bir soru çıkıyor:

Zaten yıllardır vatandaş dinleniyorsa, bugün neden yeniden bir sandık kurup “Sivas’ın fikrini” topluyoruz?

Belki eksik kalanları görmek için.

Belki yeni fikirler bulmak için.

Belki gerçekten ortak aklı büyütmek için.

Bunların hepsi mümkün.

Fakat siyaset takvimden bağımsız okunmaz.

Bir milletvekili seçildiği gün yalnızca mazbatasını almaz, şehrin sorularını da teslim alır. O soruların cevaplarını seçim yaklaşırken değil, görevin başladığı günden itibaren araması beklenir.

Çünkü vatandaş seçimden seçime hatırlanacak bir fikir kutusu değildir.

Şehir de sandığa atılan küçük kağıtlardan ibaret değildir.

Sivas’ın derdi varsa, bazıları bir cümleye sığabilir.

“İş istiyorum.”

“Uçak seferleri artsın.”

“Çocuğum Sivas’ta kalsın.”

“Köyümün su sorununu çözün.”

Bakın, gerçekten birer cümle.

Ama o cümlelerin arkasında bazen yıllar ve süreçler vardır.

Mesele vatandaştan “1 fikir” almak değil.

Mesele o fikrin arkasındaki hayatı görebilmek.

Daha da önemlisi o cümleyi aldıktan sonra ne yapılacağını gösterebilmek.

Çünkü siyasetçinin görevi vatandaşın derdini güzel bir kutuda toplamak değil, mümkün olanlara çözüm üretmek. Mümkün olmayanların da neden mümkün olmadığını açıkça anlatmaktır.

O nedenle ben “Sivas’a Dair 1 Fikir” projesini kağıtlara yazılacak cümlelerden çok, o kağıtların daha sonra nereye gideceği üzerinden takip edeceğim.

Kaçı açıklanacak?

Kaçı projeye dönüşecek?

Kaçı hayata geçirilecek?

Kaçı bir sonraki seçimden sonra da hatırlanacak?

Çünkü Sivas’ın söyleyecek sözü çok.

Hem de bir cümleden çok daha fazla.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yunus BUDAKTAŞ Arşivi

Eleştiriye Tahammülsüzlük…

31 Ağustos 2026 Pazartesi 13:56

Rukiye Toy'a Bir Çiftçi Hesabı!

19 Ağustos 2026 Çarşamba 09:46

Çerçeve Yasanın Tek Çerçevesi PKK mı?

12 Ağustos 2026 Çarşamba 12:39

ŞEHİT ANALARININ DUASI KADAR AHI DA VARDIR

06 Ağustos 2026 Perşembe 11:05

PLANSIZLIĞIN BEDELİNİ SİVAS ÖDÜYOR

20 Temmuz 2026 Pazartesi 11:21

Asgari Değil, Asgariyet

24 Aralık 2025 Çarşamba 09:52

“Meydanı Boş Bulanlar Kulübü”

11 Aralık 2025 Perşembe 10:49

Sivas’ta Kısır Çekişmeler

08 Aralık 2025 Pazartesi 09:53