Yunus BUDAKTAŞ

Yunus BUDAKTAŞ

Eleştiriye Tahammülsüzlük…

Eleştiriden korkanlar, aynaları da yasaklar.

İnsan, kendisini en çok alkışların arasında kaybeder.

Çünkü alkış, insana kusursuz olduğunu düşündüren en kolay sestir. Oysa eleştiri… Eleştiri insanın yüzüne tutulan bir aynadır. Aynada gördüğümüz yüz hoşumuza gitmiyorsa, çoğu zaman aynayı suçlarız.

Bizde de tuhaf bir alışkanlık var: Eleştiriyi susturarak hatayı ortadan kaldırabileceğimize inanıyoruz.

Bir gazeteci sorar, rahatsız oluruz.
Bir vatandaş itiraz eder, “fitne” deriz.
Bir çalışan eksikliği söyler, “nankör” ilan ederiz.
Bir meslektaşımız yanlışımızı gösterir, onu karşımıza alırız.

Bir yerde yalnızca övgü duyuluyorsa, orada ya herkes mutludur ya da herkes korkuyordur.

Hangisi olduğunu anlamanın yolu basittir:
Yanlış yaptığınızda size kimlerin “yanlış yaptın” diyebildiğine bakın.


Eleştiri, insanın düşmanı değildir.

Tam tersine, insanın kendisini olduğundan daha büyük görmesini engelleyen son savunma hattıdır.

Ama makam büyüdükçe bazı insanların kulakları küçülür. Etrafında kalabalık arttıkça gerçek sesler azalır. Çünkü güç, beraberinde garip bir hastalık getirir: Kendi sesini toplumun sesi sanmak.

Bir süre sonra insan, kendisini eleştirenleri değil kendisini eleştirebilenleri sorun olarak görmeye başlar.

İşte tehlike tam burada başlar.

Eleştiriyi susturmak kolaydır.
Eleştireni susturmak daha da kolaydır.
Fakat eleştirinin doğurduğu sorunu susturamazsınız.

Çünkü gerçek, kapının önünden kovduğunuzda bacadan girer.



Bazen eleştiriye cevap vermek yerine eleştirinin sahibini hedef alıyoruz.

“Sen kimsin?”

“Sen ne yaptın?”

“Senin geçmişin temiz mi?”

“Senin niyetin ne?”

Oysa bunların hiçbiri söylenen sözün doğru veya yanlış olduğunu değiştirmez.

Bir insanın kusurlu olması, söylediği her şeyi yanlış yapmaz.

Günahkarın söylediği doğru, doğru olmaktan vazgeçmez.

Eleştiriyi yapan kişinin hayatına saldırmak, eleştirinin kendisine cevap vermek değildir. Bu, sorudan kaçmanın en eski biçimlerinden biridir.

Soruyu cevaplayamayan, soruyu soranı suçlar.



İnsan, kendisini eleştirenlerden çok kendisini hiç eleştirmeyenlerden korkmalı.

Çünkü gerçek dost, alkışlayan değil; gerektiğinde “Burada yanlış yaptın” diyebilendir.

Her söylediğinize başını sallayan bir çevre, sizi büyütmez.

Sizi küçültür.



Eleştiriyi engellemek, aslında eleştiriden daha büyük bir itiraftır.

Çünkü insan bazen “Beni eleştirmeyin” derken farkında olmadan şunu söyler:

“Söylediklerinizin bende karşılığı var ve bunu duymak istemiyorum.”

Kendinden emin olan insan eleştiriden kaçmaz.

Dinler.

Düşünür.

Gerekirse cevap verir.

Haklıysa savunur.

Haksızsa özür diler.

Çünkü özür dilemek makamı küçültmez; insanı büyütür.

Asıl küçüklük, yanlışını kabul etmemek için etrafındaki herkesi küçültmeye çalışmaktır.




Unutulmamalı ki...

Eleştirinin olmadığı yerde hata değil, hatanın görünürlüğü ortadan kalkar.




Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yunus BUDAKTAŞ Arşivi

Rukiye Toy'a Bir Çiftçi Hesabı!

19 Ağustos 2026 Çarşamba 09:46

Çerçeve Yasanın Tek Çerçevesi PKK mı?

12 Ağustos 2026 Çarşamba 12:39

ŞEHİT ANALARININ DUASI KADAR AHI DA VARDIR

06 Ağustos 2026 Perşembe 11:05

PLANSIZLIĞIN BEDELİNİ SİVAS ÖDÜYOR

20 Temmuz 2026 Pazartesi 11:21

Asgari Değil, Asgariyet

24 Aralık 2025 Çarşamba 09:52

“Meydanı Boş Bulanlar Kulübü”

11 Aralık 2025 Perşembe 10:49

Sivas’ta Kısır Çekişmeler

08 Aralık 2025 Pazartesi 09:53