Halis ALACAHAN
OKUMA ORANIMIZI YÜKSELTMEK ZORUNDAYIZ
Kitap okuma alışkanlığı doğuştan gelen bir özellik değildir. Çeşitli faktörlerin etkisiyle, hem toplumsal olarak hem de fert olarak sonradan kazanılan bir alışkanlıktır. Zaman içerisinde bu alışkanlık hem ülke genelinde hem de şahıslar olarak gelenek hâline gelir, hatta bazı ülkelerde kitap okumak hayatın bir parçası, sosyal bir alışkanlık ve üstünlük vasıtası olarak kabul edilir. Böyle toplumlarda kitap okuyanların oranı yükseldikçe okumayan insanlar üzerinde olumlu etki yapar. “Üzüm üzüme baka baka kararır” atasözü bu hususta da geçerlidir. Okuyarak aydınlanan insanlar, okumayan veya az okuyan gençlerimizi de aydınlatır ve teşvik ederler.
2024-2025 yıllarına ait kitap okuma oranlarıyla ilgili bazı istatistikler okudum. Ülkemizde kitap okumayanların oranı %70 civarında. Bu insanlar bir yıl içerisinde hiç kitap okumadıklarını ifade ediyorlar. Kitap okuyorum diyenlerin oranı ise %30 civarında. Kitap okuyorum diyen %30’luk bu grubun %10’u aktif okuyucuymuş. Diğerleri ise ara sıra okuyorlarmış. Tabii ki bu rakamlar, memleketimiz adına üzerinde düşünmemiz gerektiğini ortaya koyuyor.
Dünyada en çok kitap okuyan ülkeler arasında; Amerika Birleşik Devletleri, Hindistan, Fransa, Almanya, İtalya, Kanada, Japonya, İspanya gibi ülkeler başta geliyor.
Okumayan insan bilginin yanında düşünme gücünü de kaybeder. Bu durum toplum için de geçerlidir. Okumak ve araştırmak kendimizi ve dünyayı tanıyarak anlamamızı sağlayan en güçlü vasıtadır. Okumak, kişiye özgüven kazandırır. Her yerde saygı görmesini sağlar. Çok okuyan insanın kelime hazinesi zenginleşir, düzgün konuşur. Duygu ve düşüncelerini rahatlıkla ifade eder. Ufku genişler. Derin bir hayal gücüne ulaşır.
Ülkelerin gelişmişlik seviyeleri sadece ekonomik ve teknolojik göstergelerle ölçülmez. Aynı zamanda kültürel birikimleriyle de doğrudan bağlantılıdır.
Okuma oranının düşük olduğu ülkemizde bu oranı artırmak için hem fertler hem aileler hem de devlet olarak üzerimize çok büyük vazifeler düşüyor. Kitap okunan ailelerde yetişen çocuklar okumayı daha rahat benimserler. Okuma kültürü önce aileden başlamalıdır. Okumaya uzak bir anne ve babanın çocuğu bu alışkanlığı nasıl kazanacaktır? İnternet çağında, görselliğin öne çıktığı günümüzde, eğitim sistemimizde okuma alışkanlığını kazandırmak için yeni usuller ve metotlar geliştirmeliyiz. Okullarda öğrencilerin okuma saatlerini artırmalıyız. Kütüphanelerimiz daha cazip hâle getirilerek küçük yaşlarda çocuklarımızın kitapla ve kütüphaneyle tanışmasının ve sevmesinin yollarını ve tekniklerini araştırmalı ve geliştirmeliyiz.
Bu alışkanlıkları okuma çağındaki gençlere kazandıramazsak, okuma oranı gittikçe düşer, tüm enerjisini sosyal medyada harcayan, çoğunluğu sosyal medya bağımlısı bir toplum olma yolunda ilerlemeye devam ederiz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.