NAMAZDA SALLİ-BARİK DUALARI

“Salli-barik” diye bilinen dualara gelince; namazın bir parçası haline getirilen salli-barik dualarının, Nebi as’ın namazda okuduğu hususunda sahih bir kayıt yoktur. Görünen o dur ki asırlar sonra bazı kimseler, Nebi as’ı ve ailesini, İbrahim as’ı ve ailesini selamlamak ve hayırla yâd etmek amacıyla “salli-barik” diye bilinen duaları namaza eklemişlerdir. Salli-barik dualarının namaza ilave edilmesi sorunludur; zira -Nebi as da olsa- hiç kimsenin ailesi namazda anılacak/tazim edilecek kadar ayrıcalıklı değildir. Kaldı ki Nebi as’ın da böyle bir istekte bulunduğu söylenemez. Böyle bir ayrıcalıklı davranış, Nebi’ye isnat edilebilir mi? Evet, “Allah’ım! İbrahim ve ailesine salat ettiğin gibi, Muhammed ve ailesine de salat eyle” diyerek, Muhammed as’ın, İbrahim ve ailesini, kendisini ve ailesini ta’zim edip kıyamete kadar Müslümanlara selamlatması düşünülebilir mi? Düşünün! Allah’ın en çok sevdiği ve değer verdiği iki Nebiyi ve ailelerini kıyamete kadar övüp duracağız. Oysa Allah, zaten onları övmüştür ve rahmetiyle derecelerini yükseltmiştir. Bizim gibi günahkâr insanların dualarına bırakmamıştır. Dolayısıyla bizler, kendimizi düzeltmeye ve kurtarmaya çalışmalıyız. Öyle ise, namazlarımızda bilinçli hareket etmeliyiz. Ne okuduğumuza dikkat etmeliyiz. Okuduklarımız namazın ruhuna ve maksadına uygun olmalıdır. Hem Fatiha’dan sonra okuyacağımız ilave ayetler konusunda da hem de kaade denilen oturuşlarda da seçici olmalıyız. Daha ziyade dua formatındaki ayetleri tercih edilmeliyiz. En önemlisi de bilhassa namaz kılarken okuduğumuz duları anlayarak okumalıyız. O düalar ayet olsun veya Resulüllahın yptığı, Âlimlerin yaptığı duaların anlamlarını bilerek anlayarak okumalıyız. Yani Dua ederken Allah’tan neyi istediğimizi, neyi istemediğimizi bilmeliyiz. Çünkü Yüce Allah Kuranı Kerim de şöyle buyurur: “Ey inananlar! Sarhoşken ne söylediğinizi bilinceye (kendinize gelinceye) kadar, bir de -yolcu olmanız müstesna- cünüpken gusledinceye kadar namaza yaklaşmayın! (Nisa 43) Cemal Külünkoğlu Meali Nisâ Suresi 43. Ayet Açıklaması “Ne söylediğinizi bilinceye kadar” buyruğu, ilk bakışta sarhoşluk hâlinde namaza yaklaşılmamasına dair sınırlı bir yasak gibi görünse de ayetin asıl hedefi bunun çok ötesindedir. Bu ifade, namazın mahiyetine dair evrensel bir ilkeyi ortaya koyar: Namaz, yalnızca bedensel hareketlerden oluşan şekilsel bir ritüel değil; bilinç, idrak ve kalbi yönelişle anlam kazanan bir kulluk eylemidir. Kulun söylediği sözlerin farkında olmadan, sadece dil alışkanlığıyla yerine getirdiği bir ibadet, biçimsel olarak tamamlanmış olsa bile, ruhunu ve amacını yitirmiş sayılır. Zira Kur’an, Allah ile kurulan ilişkinin bilinç dışı tekrarlar üzerinden değil, farkındalık ve içten yöneliş üzerinden inşa edilmesini talep eder. Bu noktada hatırlanmalıdır ki Allah Samed’dir; yani her şey O’na muhtaçtır, O ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Dolayısıyla ibadetler, Allah’ın haşa bir eksiğini tamamlamak için değil; insanın kendi manevi tekâmülünü gerçekleştirmesi, iç dünyasını disipline etmesi ve dünya–ahiret dengesini bilinçle kurabilmesi için emredilmiştir. Bu açıdan bakıldığında ayet, namazı yalnızca sarhoşluk hâlinden korumaz; gafletten, otomatikleşmeden ve anlamdan kopuştan da korumayı amaçlayan güçlü bir bilinç çağrısı sunar. Namaz, insanın Rabbiyle kurduğu en sahici ve en özel iletişim anıdır. Bu esnada kul, sadece söz söylemekle kalmaz; aynı zamanda bir bilinç beyanında bulunur ve bir duruş ortaya koyar. Her Fâtiha’da dile getirilen “Yalnız sana kulluk eder, yalnız senden yardım dileriz” ifadesi, sıradan bir vaad olmanın ötesinde, bilinçli bir bağlılık ilanıdır. Mü’min bu sözü her rekâtta tekrar ederken, aslında başka hiçbir otoriteye, güce veya dünyevî merkeze kulluk etmeyeceğini beyan eder. Ancak bu cümlenin anlamı idrak edilmediğinde, sözün ruhu kaybolur ve beyan, içi boş bir tekrar hâline gelir. Bu itibarla ayet, yalnızca sarhoşluk gibi geçici bilinç kayıplarına değil; her türlü gaflete, dalgınlığa ve otomatikleşmiş ibadet alışkanlıklarına karşı da güçlü bir uyarı niteliği taşımaktadır. İlahi murat, ruhsuz bir tekrar yahut mekanik bir ritüel değil; bilinçli, idrakli ve dönüştürücü bir yöneliştir. Namaz, kulun hayatına sirayet etmeli, ahlakını şekillendirmeli ve davranışlarına yön vermelidir. Aksi hâlde ibadet, zaman dolduran bir alışkanlığa indirgenmiş olur. Kur’an’ın hedeflediği namaz, “ne söylediğini bilen” bir kulun niyazıdır. Zira ancak böyle bir ibadet, insanı kötülükten alıkoyar, ahlaki olgunluğunu artırır ve onu gerçek anlamda Allah’a yaklaştırır. Bilinmelidir ki kaade/teşehhüt oturuşlarında kişiler diledikleri duaları okuyabilirler. “Birinci oturuşta şu okunacak, ikinci oturuşta şunlar okunacak” şeklinde bir dayatma kabul edilemez. Fatiha hariç, diğer okumalarda kalıplaşmış, standart dualar okumak yerine, bilinçli/seçici dualar tercih etmek daha anlamlı olacak ve huzur verecektir. Ben şahsen yıllardır klişeleşmiş salli-barik duaları yerine Kur’an’dan bazı dua yetleri okuyarak namazı ikame ediyorum. Bilinçli okunan dualar, gerçekten insanı daha güçlü ve mutlu kılıyor. “Namazımdan bir tat, huzur alamıyorum” diyenlere önerim şudur: Klişeleşmiş ve namazın ruhuna uygun olmayan zammı sure ve salli-barik duaları yerine, “Kur’an’daki, Rabbena” (rabbimiz) şeklinde başlayan dua ayetlerini –anlamlarını öğrenerek- okuyunuz. Göreceksiniz ki namazınız (ta’zim ve duanız) daha anlamalı olacak ve size huzur verecektir. Şimdi, o duaların numaralarını veriyorum. Bakara suresi, 128, 201, 250, 286; Ali İmran suresi 8, 16, 147, 191-194; Araf suresi 125, 126; İbrahim suresi 40, 41; Furkan suresi 74, Haşr suresi 10 vb. Bu dualardan bir kaçını okuduktan sonra namazınızı şu ayetle bağlayınız: Subhane Rabbii Rabbil izzeti amma yasifun ve selamun alal murselin velhamdulillahi Rabbil âlemin. (İzzet sahibi olan Rabbim, onların nitelediği şeylerden münezzehtir. Gönderilen Nebilere selam olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a aittir.) Selam ve muhabbetlerimle…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir ÇÖL Arşivi

NAMAZ-NAME

05 Temmuz 2026 Pazar 10:54

ŞEFAAT YETLERİ: -4

01 Temmuz 2026 Çarşamba 10:28

ŞEFAAT YETLERİ: -3

22 Haziran 2026 Pazartesi 12:44

ALLAH İNDİNDE DİN İSLAMDIR:

01 Haziran 2026 Pazartesi 09:48

CUMA NAMAZI VEYA CUMA GÜNÜ NAMAZI:

17 Mayıs 2026 Pazar 11:52