İSLAMIN SERÜVENİ

BİRİNCİSİ: Ben uydurulmuş dine değil İndirilmiş Kuranın dinine iman ediyorum. Onun adı İslam’dır. Allah buyurur ki: "İslamdan başka dini kabul etmem. Siz ise Ehli Sünneti mezhep olmaktan çıkarmış, hadisler dini yapmışsınız.

İkincisi: Diyorsun ki: Neden 14 asırlık Ehl-i Sünnet birikimine, milyonlarca âlime ve ümmetin ortak anlayışına "uydurulmuş din" deme cesaretini gösteriyorsunuz? On dört asırlık birikimi terazinin bir gözü0ne koyacaksın. Diğer gözüne de Kuranı koyacaksın ve hangi konu da hüküm vereceksen evvela Kurana baş buracaksın. Allah'ü Teâla buyurur ki: Aralarında hüküm vereceğin zaman Allah'ın indirdiği ile hüküm ver. Sakın kendi hevana uyma. (Maide 48-49) -Ehlisünnet ne yapmış? Birçok konu da ayeti bırakmış uydurulan hadislerle hükümler icat etmiştir. Onları biraz sonra sana sayacağım:

Üçüncüsü: Evet, bir kuru slogan değildir diyorsun. Bir inancın takipçisinin çok olması onun her dediğinin doğru olmasını gerektirmez. İmam Ebu Hanife demiştir ki: Hadisle ayet birbirine zıt gelirse ayete uyulur" dediği halde sonraları gelen Hanefi mezhebi âlimleri hadisler ayetleri nesh eder diye fetvalar vermişlerdir, Ehlisünnet temel itikatlarında Hızıra inanırlar, Mehdinin geleceğine inanırlar, Hz. İsa’nın gökten ineceğine inanırlar, Mucizeye, keramete, himmete, şefaate inanırlar. Kadere kabir azabına, münkir nekre, kabirde sorguya ve sırata inanırlar. Ama bunların hiç birinin varlığına delalet eden bir ayet söyleyemezler. Hepsini sonradan uydurulan hadislerle ispata çalışırlar. Kuranda olmayan bir şeye iman edilmeyeceğini bir türlü anlayamamışlar.

Dördüncüsü: Ehlisünnet, modernist akımlarla, Meal okumakla, bireysel yorumlarla silinip gidecek kadar zayıf değildir" diyorsun. Keşke bütün mezheplerde ki yanlış inanışlar silinip yok olsaydı. Bu yanlış itikatlar ahirette insanları kurtarmaz. Aklınızı başınıza toplayı da önce Kuran deyin. Ben hadisleri reddetmem ama Kurana muhalif olanı da Peygamberin sözü olarak kabul etmem. Resulüllahın ayete muhalif söz söyleyeceğine inanmak en büyük sapıklıktır.

Beşincisi: Kuranda geçe Allah'a ve Resulüne itaat edin ayetlerinde Allah ve Resul geçer. Allah ve Nebiye itaat geçmez. Bu şu demektir: Allah'a ve Allah'ın emir ve nehiylerini size ulaştıran Resule (Elçiye) ve onun getirdiklerine itaat edin demektir. Allah kendi emirlerine ve o emirleri ümmetine duyuran Elçiye itaat edin diyor. Sizin anlayışınıza göre ise: Allahın gönderdiği Kurana Peygamberin söylediği sözlere itaat edin anlamı çıkıyor ki Allah peygamberin sözüne itaat edin demez. Dünyevi işler de Peygamberin söylediklerin başta Hz Ömer ve birçok Sahabe itiraz etmişlerdir. Peygamberimiz de dünyevi işlerde siz daha iyi bilirsiniz demiştir.

Altıncısı: Yüce Mevla şöyle buyurur: “Hep birlikte Allah’ın ipine (İslam’a/Kur’an’a) sımsıkı sarılın (hayatınızı ona göre düzenleyin) ve (İslam’la çelişen davranışlarınızla gruplara ayrılarak) birbirinizden kopmayın! Allah’ın üzerinizdeki (İslâm) nimetini düşünün ki, cahiliyet devrinde birbirinize düşmanlar iken O, sizin kalpleriniz arasında ülfet (yakınlık) meydana getirdi de O’nun nimeti sayesinde din kardeşleri oldunuz. Hem siz ateşten bir çukurun tam kenarında bulunuyordunuz da oraya düşmekten sizi (Kur’an ile) O kurtardı. İşte Allah size âdetlerini böylece açıklıyor ki, doğru yola eresiniz.

Cemal Külünkoğlu Açıklaması
Âyette geçen “hep birlikte” ifadesi, yalnızca bireysel bir yönelişi değil; aynı zamanda kolektif bir bilinci ve toplumsal sorumluluğu ifade eder. Bu vurgu, müminlerin Allah’ın rızasını kazanma yolunda birbirinden kopuk bireyler olarak değil; ortak bir istikamete yönelmiş, aynı sorumluluğu paylaşan bir bütün olarak hareket etmeleri gerektiğini ortaya koyar.

Hz. Muhammed’in önderliğinde şekillenen bu ilahî yürüyüşte, inananların kalplerinin aynı hedefe yönelmesi; bir bedenin uzuvları gibi birbirine bağlı, uyumlu ve dayanışma içinde olması ideal bir duruş olarak sunulur. Nitekim Kur’an’ın açık beyanıyla Hz. Muhammed yalnızca belirli bir topluluğun değil, bütün insanlığın peygamberidir (A’râf 7/158).

Onun getirdiği vahiy de zamana ve mekâna bağlı olmayan evrensel bir rehberliktir. Bu evrensel çağrının muhatapları olan mü’minlerin ortak değerlerde buluşması ve aynı sorumluluk bilinciyle hareket etmesi bu nedenle kaçınılmazdır.

Yukarıda ki ayette açıkça ortaya çıkan iki emir var. Birisi, Allah buyuruyor ki: İman eden büyük, küçük, genç ihtiyar, erkek ve kadın herkes Kuranı bırakmayacak vazıyette Kurana yapışsın onu anlayacak ve onunla amel edecek. Yani yaşamına katacak.

Kuran’ın çoğaltılıp insanlara ulaştırılmasında maalesef belki zamanın şartlarından dolayı geç kalınmış ve üçüncü Halife Hz. Osman zamanına kadar Kuran herkes ile buluşturulmamış. İnsanlar inançların da, ibadetlerinde sorularına cevapları Kuranda arayacakları yerde bu konu da peygamber ne demiştir diyerek cevaplar aramışlar. İşte böylece insanlar Kurandan uzaklaşmış, Hadis ilmi, fıkıh ilmi, Kelam-itikad ilmi doğmuştur. Böylece İtikatta mezhepler, amel de mezhepler, zahidler, Abidle

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir ÇÖL Arşivi

İYİ MÜSLÜMAN KİMDİR?

19 Temmuz 2026 Pazar 09:35

NAMAZDA SALLİ-BARİK DUALARI

11 Temmuz 2026 Cumartesi 15:13

NAMAZ-NAME

05 Temmuz 2026 Pazar 10:54

ŞEFAAT YETLERİ: -4

01 Temmuz 2026 Çarşamba 10:28

ŞEFAAT YETLERİ: -3

22 Haziran 2026 Pazartesi 12:44

ALLAH İNDİNDE DİN İSLAMDIR:

01 Haziran 2026 Pazartesi 09:48

CUMA NAMAZI VEYA CUMA GÜNÜ NAMAZI:

17 Mayıs 2026 Pazar 11:52