Bekir ÇÖL
ÇOK DERİN HOCAYA CEVAP: 3 HZ: MUHAMMED İÇİN UYDURULAN HURAFELER:
Peygamberimiz Hz. Muhammed’i yüceltmek için uydurulan hurafelerden birisi de Nuru Muhammedi deyimidir. Bir evvel ki yazım da belirttiğim gibi hurafelerden birisi “her şey Muhammed için yaratıldı” sözü idi. Burada da Nuru Muhammedi ile her şey Muhammed’den yaratıldı hurafesine giriliyor.
Bu Nuru Muhammedi sözünü de önce Hıristiyanlar Hz. İsa için üretiyorlar. İncil de Hz. İsa’yı ilahlaştırmak için delil bulamayan Hristiyanlar İsa’yı ilahlaştırmak için Allah söylemiş gibi birçok söz uydurmuşlardır. İşte onlardan bazıları:
Yeni Ahit, Koloseliler 1:15-17 görünmez Tanrı’nın görünümü, bütün yaratılışın ilk doğanı odur [İsa]. Nitekim yerde ve gökte, görünen ve görünmeyen her şey –tahtlar, egemenlikler, yönetimler, hükümranlıklar– onda yaratıldı. Her şey onun aracılığıyla ve onun için yaratıldı. Her şeyden önce var olan odur ve her şey varlığını onda sürdürmektedir.”
Yeni Ahit, Süleyman’ın Özdeyişleri 8:22-23, 30 Rab yaratma işine başladığında ilk beni yarattı. Dünya var olmadan önce, ta başlangıçta, öncesizlikte yerimi aldım. Baş mimar olarak onun yanındaydım.
Kitapların Arapçaya tercüme edilmesiyle Hz. İsa’nın kavmi tarafından nasıl ilahlaştırıldığını öğrenen yeni Zahid ve Sofiler neden bizim peygamberimiz daha üstün olmasın demişler ve uydurma yoluna girmişlerdir.
Eğer Hıristiyanların Hz. İsa için, Müslümanların da Hz. Muhammed’in söylediklerin doğru olduğunu kabul edecek olursak, ya Hz. İsa veya Hz. Muhammed yalan söylemiş demektir. Peygamberler yalan söylemeyeceğine göre bu sözleri Peygamberlerin ağzından uyduranlar veya hadi Kudsi diye Allah’a iftira edenler yalan söylüyor demektir
Bu söylentilere karşılık Kur’an’da yaratılışın nasıl başladığı ve niçin yaratıldı ile ilgili bir bilgi yoktur. Bilakis Kur’an’da her şey her kes için yaratılmıştır. Bu birçok ayette açıklanmıştır. İşte o ayetlere örnekler:
Kuran: O, yeryüzünde olanların tümünü sizin için yarattı. (Bakara 2:29) Ayrıca bkz: 14:32, 16:8,14,68-69,80, 43:12, 79:30-31, 80:31-32…
Allah, gökleri ve yeri yaratan, gökten yağmur indiren ve onunla size rızık olarak türlü meyveler çıkaran, emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri hizmetinize veren, nehirleri de (yararlanmanız için) akıtandır. Devamlı olarak yörüngelerinde seyreden güneşi ve ayı sizin emrinize veren, geceyi ve gündüzü de sizin yararınıza sunandır. (İbrahim 32-33)
Binmeniz için ve ziynet için atları, katırları, merkepleri yaratmıştır, daha da bilmediğiniz neler yaratır. (Nahl)
Ayetlerde de görüldüğü gibi varlıkların hepsi birbirini ihtiyacına karşılık yaratılmıştır.
Hristiyanların Hz. İsa için uydurmalarını gören tasavvufçular Kur’an’da Hz. Nebi’yi Hz. İsa gibi yüceltecek bir delil bulamayınca hadis uydurmaya başlamışlardır. Uydurulan hadisler ile de yetinilmemiş ve Dördüncü Hicri asrın başlarından itibaren bir de hadis Kudsi icat etmişlerdir.
Hadisi Kudsi: “Manası Allah’tan, sözü Peygamber tarafından” diye tarif edilen bir uydurma furyasıdır. İşte ilk yaratılışın nasıl olduğunu anlatmak için bilhassa uydurulan hadisi Kutsilerden istifade edilmiştir.
Muhammed Aleyhisselamın Evrenden Önce Yaratılması, Evrenin Onun Hürmetine Yaratılması
Hadis: “Sana elçilik ne zaman geldi” diye Nebiye sorulmuş, Peygamberimizde “Âdem ruhla beden arasındayken.” Diye cevap vermiştir. Tirmizi, Menakib 1 (3968).
Hadis böyle diyor, ayet aksini söylüyor: De ki: Ben Elçilerinin ilki değilim ve onlar gibi bende bana ve size ne olacağını bilemem, sadece bana vahyolunana uyarım. Çünkü ben sadece açık bir uyarıcıyım. (Ahkaf
Bu uydurmaları yapanlar Kur’an’dan bi haber oldukları için Kur’an da beş yerde yüce Allah’ın “Allah’a karşı yalan uydurandan daha zalim kim olabilir” buyurduğundan haberleri yoktur. (6/21-93; 10/17;11/18; 61/7)
Fakat bu uydurma söze bağlı olarak daha birçok hadisi kudsi ve hadis uydurmuşlar; o uydurmalarla peygamberi ilahlaştırma faaliyetine girişmişlerdir. İşte “Nuru Muhammedi, Hakikati Muhammedi ve İnsanı Kamil diye üretilen sıfatlar peygamberi ilahlaştırmaktan başka bir şey değildir.
Tasavvufçular, peygamberi övmek için diyerek bu kavramları hicri üçüncü, dördüncü asırda ve devamında şöyle açıklamışlardır.
“Bir kısım tasavvufi eserlerde ve Peygamberimizi övgü ile tanıtmak için kaleme alınmış kitaplarda «Nur-ı Muhammed-i veya «Hakikat-i Muhammediyye» diye bir mefhum yer almaktadır. Sehl et-Tüsteri (283/896), Hüseyin b. Mansur el- Hallac (309/ 922), Muhyiddin İbnü'l-Arabi (638/1240), Abdülkerim el-Cili (820 /1417), Kastalânî (923/1517), Yusuf b. İsmail en- Nephami (1350 /1923) eserlerinde bu görüşe yer verenlerden bazılarıdır. Ayrıca Nur-ı Muhammed’i görüşünün dini edebiyatımızda zengin bir ilham kaynağı olduğu da bilinmektedir.”
Nuru Muhammedi uydurması devam ediyor: “Allah’ın yarattığı ilk şey senin peygamberinin nurudur ey Cabir.”
Abdürrezzak bu sözü isnadıyla Cabir b. Abdullah’tan şu lafızla rivayet etmektedir:
Cabir, Ey Allah’ın Resulü! Allah’ın eşyadan önce yarattığı ilk şeyi bana söyler misin? Allah Resulü şöyle buyurdu:
Ey Cabir! Kuşkusuz Allah’ü Teâlâ, eşyadan önce kendi nurundan senin peygamberinin nurunu yaratmıştır. Ayrıca o nuru, Allah dilediği şekilde kudretle hareket eden bir nur eylemiştir. O vakit Levh, Kalem, cennet, cehennem, melek, gök, yeryüzü, güneş, ay, cin ve insan yaratılmamıştı.
Allah varlıkları murat edince de o nuru dörde ayırdı. İlk kısımdan kalemi, ikincisinden Levhi, üçüncüsünden Arşı yarattı. Dördüncü kısmı yine dört parçaya ayırdı.
Birinci parçadan Arşın taşıyıcı meleklerini, ikincisinden Kürsiyi, üçüncüsünden diğer melekleri yarattı ve dördüncüyü yine dörde böldü.
Birinciden gökleri, ikincisinden yerleri, üçüncüsünden cennet ve cehennemi yarattı. Derken bunun da dördüncü parçasını dörde böldü.
İlk kısmından müminlerin gözlerinin nurunu, ikinci kısımdan kalplerinin nurunu ki o da Marifetüllah’tır. Üçüncüsünden ünsiyetlerin nurunu ki o da tevhid yani La ilahe illellah Muhammedîm Resulüllah ’tır ki onu yarattı.
Keşfül Hafa’nın mütercimi dip notunda bu söz hakkında şunları yazmıştır: Tespit edebildiğimiz kadarıyla bu rivayet Abdürrezzak’ın hiçbir eserinde bulunamamıştır. Bu rivayetin metin açısından da temel İslami prensiplere aykırı olduğu için uydurma olarak kabul edilmiştir.
(Bak. Gumari el Muğir, s. 6-7; Elbani Silsiletül Ehadisüz Sahiha, 1 820.) Bu konu da günümüz hadisçilerinden Prof. Dr. Bünyamin Erul hoca geniş bir açıklar da bulunmuş. Şimdi ben oradan kısa bir alıntı yapacağım:
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.