KURAN DA HZ.MUHAMMED’İ ANLATAN AYETLER:

Allah'ü Teâlâ Kuranı Keriminde Resulüllahı şöyle anlatır: Allah’ın direk Muhammed ismi ile hitap ettiği ayetler:

Birinci ayet: Muhammed, sadece bir resuldür. Ondan önce de resuller gelip geçmiştir. (Ali İmran 144)

Cemal Külünkoğlu Meali Âl-i İmrân Suresi 144. Ayet Açıklaması “Muhammed” ismi, Kur’an’da bu âyetle birlikte toplam dört yerde geçmektedir: Âl-i İmrân 3/144, Ahzâb 33/40, Muhammed 47/2 ve Fetih 48/29. Bu kullanım, Hz. Muhammed’in konumunu yüceltirken aynı zamanda sınırlarını da net biçimde ortaya koyar. Söz konusu âyet, Hz. Peygamber’in diğer peygamberler gibi bir beşer olduğunu ve ölümün onun için de kaçınılmaz bulunduğunu açıkça vurgular. Bununla birlikte, Peygamber’in vefatıyla birlikte İslam’ın sona ereceği düşüncesi Kur’anî açıdan temelsizdir. Zira dinin sahibi Allah’tır; peygamberler ise bu dinin tebliğcileri ve örnek uygulayıcılarıdır. Dolayısıyla davet, şahıslara değil; doğrudan Allah’a yöneliktir.

Bu âyet, Hz. Peygamberin de diğer peygamberler gibi fani/ölümlü olduğunu ve onun da bir gün gelip mutlaka ukbâ âlemine/ahirette göç edeceğini ve Allah’ın dininin ve davasının onunla yok olup gitmeyeceğini anlatmaktadır. (İhsan Aktaş)

İkinci ayet: Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirisinin babası değildir; fakat Allah'ın Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah ise, her şeyi hakkıyla bilendir. (Ahzap 40)

Üçüncü ayet: Buna mukabil iman edip iyi ve güzel işler yapanların ve Rabbleri katından Muhammed’e hak olarak indirilen Kuran’a inanıp güvenenlerin kötülüklerini örtecek ve durumlarını düzeltecektir. (Muhammed 2)

Dördüncü ayet: Muhammed Allah’ın elçisidir ve Allah’ın elçisiyle beraber olanlar, doğruları inkâr edenlere karşı sert ve şiddetli oldukları halde, kendi aralarında merhametlidirler. Sen onları (Allah’a) saygı ile eğilirken (rükû ederken) ve yüzüstü secde ederken görürsün. Onlar Allah’ın razılığını kazanmak için lütfundan kendilerine (rızık) bağışlamasını isterler. Onların simalarını secde izlerinden tanırsın. Tevrat da ve İncil de onların benzerleri vardı. Filiz veren ekin gibi, Allah o filizi güçlendirir, gövdesi üzerinde sertleşir ve toplanacak duruma geldiğinde, çiftçilerin hoşuna gider ki, bu misalle Allah inkâr edenlerin öfkelerini artırır. Allah, onların içinden iman edip salih amel işleyenlere bağışlanma ve büyük bir mükâfat vaat etmiştir. (Feth 29)

Beşinci ayet: De ki: “Elbet ben de sizin gibi ölümlü bir insanım: Bana ilâhınızın bir tek ilâh olduğu vahyolunuyor. Artık kim Rabbinin (rahmetine) kavuşmayı umuyorsa, işte o imanıyla uyumlu iyilikler yapsın ve Rabbine kulluk ederken hiç kimseyi O’na ortak koşmasın!” (Kehf 110)

Altıncı ayet: De ki: “Ben (Allah’ın) resullerinin ilki değilim ve (onlar gibi) ben de bana da size de ne olacağını bilemem, sadece bana vahyolunana uyarım. Çünkü ben sadece açık bir uyarıcıyım.” (Ahkaf 9)

İhsan Aktaş Meali Ahkaf Suresi 9. Ayet Açıklaması “Ben Allah’ın resullerinin ilki değilim” ifadesi, Peygamberimizin de diğer elçiler gibi sadece bir elçi olduğunu, kendisinden önce nice peygamberlerin gelip geçtiğini ve dolaysıyla bu işi kendisinin başlatmadığını, elçilik bakımından da diğer peygamberlerden bir farkının bulunmadığını anlatmaktadır. “Ben, bana da size de ne olacağını bilemem” söylemi, “ben de sizin gibi bir insanım ne kendime ne de size ne olacağını asla bilemem, gaybdan da gelecekten de haber veremem ve ben sadece Allah’ın bana bildirdiği kadarını bilebilirim” demektir.

“Ben sadece bana vahyolunana uyarım.” Yani “ben yalnızca Allah’ın koyduğu sınırları gösteririm, kendime göre sınır getiremem. Sırat-ı Müstakim-i tanıtırım fakat yol yapamam. Rabbimin belirlediği hükümleri anlatırım ama kafamdan hüküm veremem, ilahi kanunları söylerim ama kanun koyamam, şeriati tebliğ ederim ancak şeriat ihdas edemem, her konuda görüşümü söylerim ama vahiy ile çelişen hiçbir şey asla söyleyemem.” anlamındadır. (C. Külünkoğlu Meal Açıklaması)

Yani ‘’Bana da size de ne yapılacağını ben de bilmem” cümlesi, “falanca geleceği biliyor” türünden tüm iddiaları mahkûm eden Kur’an’ı bir ilkeyi dile getirir. Çünkü kendisine yüce Allah’tan vahiy gelmesine rağmen Allah Resulü bile ‘’geleceği ve göz önünde olmayanı’’ bilmiyorsa, başkalarının bunu bilmesi asla mümkün değildir? Özetle, Yüce Allah Hz. Peygamber’in gaybı bilemeyeceği gerçeğini bu cümlede de ifade etmekte, böylece gelecekte herhangi bir şeyin olacağını bildiğini söyleyen her kim olursa, hepsinin bu ayete aykırı bir söylemde bulunduğunu ortaya koymuş olmaktadır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bekir ÇÖL Arşivi

BİR HOCAYA CEVAPLAR

17 Ağustos 2026 Pazartesi 09:53

KURAN DA DUA AYETLERİ:

10 Ağustos 2026 Pazartesi 11:47

HZ İSA NE İÇİN GELECEK?

02 Ağustos 2026 Pazar 09:12

İSLAMIN SERÜVENİ

27 Temmuz 2026 Pazartesi 15:00

İYİ MÜSLÜMAN KİMDİR?

19 Temmuz 2026 Pazar 09:35

NAMAZDA SALLİ-BARİK DUALARI

11 Temmuz 2026 Cumartesi 15:13

NAMAZ-NAME

05 Temmuz 2026 Pazar 10:54

ŞEFAAT YETLERİ: -4

01 Temmuz 2026 Çarşamba 10:28

ŞEFAAT YETLERİ: -3

22 Haziran 2026 Pazartesi 12:44