Eyüp YENEROĞLU
Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Okulları Bize Ne Söylüyor
Son günlerde Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Okulları hakkında kamuoyuna yansıyan tartışmalar; velilerin dile getirdiği kaygılar, öğretmenlerin uzun süredir maaşlarını alamamaları ve gelecek eğitim yılına ait okul ile kitap ücretlerini peşin ödeyen velilerin yaşadığı belirsizlik, yalnızca bir okulun değil, eğitim kurumlarına duyulan güvenin de tartışılmasına neden oluyor.
Velilerden erken kayıt kapsamında tahsil edilen ücretlerin okul faaliyetleri dışında kullanıldığı yönünde kamuoyuna yansıyan ciddi iddialar bulunmaktadır.
Bu iddialar, yalnızca mali bir tartışmayı değil, çok daha temel bir soruyu da gündeme getiriyor:
Bir eğitim kurumuna emanet edilen kaynaklar, gerçekten eğitimin ve öğrencilerin yararı için mi kullanılıyor
Aslında bugün konuştuğumuz mesele, tek bir okulun yaşadığı sorunlardan daha büyüktür. Çünkü konu yalnızca mali tablolar ya da idari süreçler değildir. Konu, toplumun çocuklarını emanet ettiği kurumlara duyduğu güvendir.
Bu nedenle hepimizin kendisine sorması gereken soru şudur:
Bir eğitim kurumu, ayakta kalmasını sağlayan şeyin ne olduğunu gerçekten biliyor mu
Bu sorunun hukuki cevabını mahkemeler verecektir.
İdari cevabını denetim mekanizmaları verecektir.
Fakat vicdanın sorduğu soru bambaşkadır:
Bir eğitim kurumu, kendisine emanet edilen güveni koruyabiliyor mu
Çünkü eğitim kurumlarını ayakta tutan yalnızca binalar, bütçeler ya da mali tablolar değildir.
Onları ayakta tutan; çocuklarını emanet eden velilerin güveni, eğitim emekçilerinin kuruma olan inancı ve toplumun o kuruma duyduğu itibardır.
Güven sarsıldığında bunun bedelini yalnızca mali tablolar ödemez.
Kaygıyı veliler hisseder.
Belirsizliği öğretmenler yaşar.
En büyük zararı ise çocuklar görür.
Çünkü eğitim, güven olmadan sürdürülebilecek bir faaliyet değildir.
Bir Okul Nasıl Çöker
Toplumlar çoğu zaman cehalet yüzünden çökmez.
Toplumlar çoğu zaman yoksulluk yüzünden de çökmez.
Bir toplum, çocuklarını emanet ettiği kurumlara güvenini kaybettiğinde çökmeye başlar.
Çünkü eğitim yalnızca bilgi aktaran bir faaliyet değildir.
Eğitim, bir medeniyetin kendisini bir sonraki nesle emanet etme biçimidir.
İnsan bir okula yalnızca çocuğunu göndermez.
Kendi yarınını gönderir.
Bu yüzden eğitim kurumları diğer kurumlara benzemez.
Bir fabrikanın ürettiği mal bozulabilir.
Bir şirket zarar edebilir.
Bir yatırım başarısız olabilir.
Ama bir okulun taşıdığı emanet zedelenmeye başladığında, kaybedilen yalnızca bir kurum olmaz.
Toplumun geleceğe duyduğu güven de yara alır.
Eğitimin En Büyük Sermayesi Güven
Modern dünya eğitimi çoğu zaman başarıyla ölçüyor.
Sınav sonuçlarıyla
Yabancı dille
Kampüs büyüklüğüyle
Teknolojiyle
Oysa bir okulun en büyük başarısı bunlardan hiçbiri değildir.
Bir okulun en büyük başarısı, velinin çocuğunu huzurla emanet edebilmesidir.
Çünkü güven, eğitimin görünmeyen müfredatıdır.
Bir çocuk matematiği öğretmeninden öğrenebilir.
Ama güveni, okulun karakterinden öğrenir.
İşte bu yüzden güven yalnızca bir duygu değildir.
Eğitimin ahlaki temelidir.
Emanetin Ağırlığı
İnsan bazen emanetin ne olduğunu unutuyor.
Emanet, yalnızca korumak değildir.
Emanet, kendine ait olmayan bir değeri kendi değerinden üstün tutabilmektir.
Bir okulun kasasındaki para okulundur.
Ama sınıftaki çocuk okulun değildir.
O, ailesinin umududur.
Toplumun geleceğidir.
İşte eğitimin ahlakı burada başlar.
Çocuğa öğrenci gibi değil…
Emanet gibi bakabilmekte.
Çöküş Sessiz Başlar
Hiçbir okul bir günde çökmez.
Önce güven azalır.
Sonra sorular cevapsız kalır.
Ardından şeffaflık zayıflar.
İnsanlar açıklamaları değil, söylentileri konuşmaya başlar.
Öğretmen umudunu kaybeder.
Veli endişe eder.
Çocuk anlam veremez.
Ve aynı bina yerinde durduğu hâlde…
Artık aynı okul değildir.
Çünkü kurumları ayakta tutan beton değil…
Karakterdir.
Asıl Soru
Belki bugün konuştuğumuz okul Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Okullarıdır.
Yarın başka bir okul konuşulacaktır.
Çünkü mesele isim değildir.
Mesele şudur:
Çocuklarımızı emanet ettiğimiz kurumlar, bu emanetin ağırlığını gerçekten hissediyor mu
Bir medeniyetin geleceği, yaptığı okul sayısıyla değil
O okullarda koruduğu ahlakla ölçülür.
Çünkü tarih bize aynı hakikati tekrar tekrar göstermiştir.
Bir toplum savaşla yıkılmadan önce güvenini kaybeder.
Bir kurum iflas etmeden önce karakterini kaybeder.
Bir okul kapanmadan önce emanetini kaybeder.
Ve belki de bugün kendimize sormamız gereken soru şudur:
Çocuklarımıza daha büyük okullar mı bırakacağız
Yoksa güvenle emanet edebileceğimiz daha ahlaklı kurumlar mı
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.