Eyüp YENEROĞLU
Nezaketle Tebessüm
İnsan Artık Kötülüğü Sert Yüzlerde Arıyor
Modern insanın en büyük yanılgılarından biri kötülüğün yalnız kaba, sert ve karanlık görüneceğini sanması. Oysa çağ değiştikçe kötülük de biçim değiştiriyor. Eskiden bağırarak gelen şey şimdi gülümseyerek geliyor. Eskiden korkutarak yaklaşan şey şimdi güven vererek yaklaşıyor.
Çünkü modern çağın kötülüğü kaba değil artık. Zarif. Kontrollü. Nezaketli. Estetik.
Ziya Paşa’nın sözü tam bu büyük maskenin ortasına düşüyor:
Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm
Şîrin dahi kasd etmesi câna gülerektir
Bu yalnız sahte gülümsemeler üzerine söylenmiş bir beyit değildir. Bu, insanın artık kötülüğü güzelliğin, kibarlığın ve zarafetin içine gizlediğini anlatan büyük bir medeniyet teşhisidir. Çünkü insan bazen sertlikten değil, güven duyduğu şeyden yara alır.
Ve çağın insanı bugün biraz da bu yüzden yalnız:
Kime gerçekten güveneceğini bilmiyor.
Nezaketle Tebessüm
Modern dünya görüntüyle çalışıyor. İnsanlar artık ne düşündüklerinden çok nasıl göründüklerine dikkat ediyor. Çünkü çağımız karakterden çok izlenim üretiyor.
Bu yüzden insanlar:
Kırarken bile nazik görünmeye. Çıkar peşinde koşarken bile ahlaklı görünmeye. Insan kullanırken bile samimi görünmeye çalışıyor.
Ve zamanla nezaket, karakterin değil stratejinin parçasına dönüşüyor.
Ziya Paşa’nın “nezaketle tebessüm” dediği şey tam da budur:
Yüzde zarafet, içeride hesap.
Bugün birçok insan doğrudan kötülük yapmıyor artık. Manipüle ediyor. Yavaşça tüketiyor. Sessizce değersizleştiriyor. Gülümseyerek kırıyor.
Bu yüzden modern insan açık düşmandan çok, sahte yakınlıklardan yara alıyor.
Yaktı Nice Canlar
Çünkü en derin yaralar çoğu zaman insanın kendini güvende hissettiği yerde açılıyor.
Bir söz. Bir bakış. Bir küçümseme. Bir ihmal. Bir sahte ilgi.
Ve insan bazen yıllarca kendisini gerçekten seven biriyle değil, yalnız güzel davranmayı bilen biriyle yaşadığını çok geç anlıyor.
Modern çağ bunu daha da büyüttü. Çünkü insanlar artık duygularını bile yönetim tekniğine çevirdi. İletişim biliyorlar ama temas bilmiyorlar. Etki kuruyorlar ama bağ kuramıyorlar.
Bu yüzden çağımızda ilişkiler çoğaldı ama samimiyet azaldı.
Ve insan en çok burada yoruluyor:
Gerçekle rolü ayırt edemediği yerde.
Şîrin Dahi Kasd Etmesi
“Şîrin” tatlı demek. Hoş. Çekici.
Ziya Paşa burada çok sert bir şey söylüyor:
İnsan bazen en büyük kötülüğü güzel görünen şeylerin içinden alır.
Modern dünya bunu sistem hâline getirdi artık.
Güzel konuşan herkes iyi sanılıyor.
Kibar olan herkes güvenilir.
Başarılı olan herkes değerli.
Etkileyici olan herkes derin.
Oysa insanın diliyle karakteri aynı şey değildir.
Bugün insanlar:
Doğru cümleler kurmayı öğreniyor. Empati dili kullanıyor. Hassas görünmeyi biliyor. Iyi insan imajı oluşturuyor.
Ama bütün bunların altında gerçek bir vicdan olmayabiliyor.
Bu yüzden çağımızın en büyük krizlerinden biri şu:
İnsanlar artık sahiciliği değil, performansı ödüllendiriyor.
Câna Gülerektir
Bu mısra beyitin en ağır yeridir.
Çünkü burada kötülük saldırarak değil, gülerek geliyor.
Modern çağın insanı da tam bunu yaşıyor. İnsanlar artık açık düşmanlık kadar pasif saldırganlıkla da yoruluyor. Küçük düşürülüyor ama nazikçe. Kullanılıyor ama incitmedenmiş gibi. Görmezden geliniyor ama kibar bir dil içinde.
Bu yüzden insan neye kırıldığını bile tam anlayamıyor bazen.
Çünkü modern kötülük kaba değil artık. İnce.
Ve ince kötülük daha yorucu.
Çünkü görünmüyor.
İspatlanmıyor.
Kolay anlatılamıyor.
İnsan çoğu zaman yaşadığı şeyin adını koyamadığı için daha derin yalnızlaşıyor.
Modern İnsan Neden Bu Kadar Güvensiz
Çünkü görüntü ile hakikat arasındaki mesafe büyüdü.
İnsan artık neyin gerçek olduğunu anlayamıyor. Sosyal hayatta başka yüzler, iş hayatında başka yüzler, ilişkilerde başka yüzler görüyor.
Herkes kontrollü. Herkes ölçülü. Herkes dikkatli.
Ama çok az insan gerçekten açık.
Bu yüzden çağımızda insanlar kalabalık içinde bile tedirgin. Çünkü kimsenin tam olarak kim olduğunu bilmiyorlar.
Ve insan sürekli maskeler arasında yaşadığında, zamanla kendi yüzüne de yabancılaşıyor.
Kötülük Neden Zarifleşti
Çünkü çağ değişti.
Artık kaba kötülük kolay teşhis ediliyor. İnsanlar açık saldırıya karşı savunma geliştirebiliyor. Ama estetikle paketlenmiş kötülük daha kolay kabul görüyor.
Bu yüzden modern dünya:
Sömürüyü kariyer. Kibri özgüven. Manipülasyonu iletişim. Duyarsızlığı profesyonellik gibi göstermeyi başarıyor.
Ve insan bir yerden sonra kendisine zarar veren şeyleri bile normal sanmaya başlıyor.
İşte çağın en büyük kırılması burada başlıyor.
Çağın En Büyük Yalnızlığı
Belki de modern insanın en büyük yalnızlığı düşmansız kalması değil; dost görünen şeylerden yara almasıdır.
Çünkü insan açık kötülüğe karşı kendini koruyabilir. Ama sevgiye benzeyen bir soğukluk, nezakete benzeyen bir kibir, ilgiye benzeyen bir çıkar karşısında ne hissedeceğini şaşırır.
Ve insanın ruhu en çok burada yorulur:
İçten olmayan yakınlıklarda.
Asıl Soru
İnsan neden bugün görüntüye bu kadar kolay inanıyor? Neden güzel görünen şeyi iyi sanıyor? Neden çağın bütün nezaketi insanı daha güvenli değil, daha yalnız hâle getiriyor? Ve neden insan artık açık düşmandan çok, sahte samimiyetten korkuyor?
Belki de insanı asıl yaralayan şey kötülüğün varlığı değil; gülümseyerek yaklaşmasıdır.
Ve belki de bugün gönle en çok lazım olan şey yeni bir nezaket değil, eski bir sahiciliktir:
Yaktı nice canlar o nezaketle tebessüm.
Çünkü insan bazen kendisini kıran şeyin sertliğiyle değil, sıcaklığıyla yanar.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.