Eyüp YENEROĞLU

Eyüp YENEROĞLU

Sivas'a Açık Mektup

Şehirleri büyük yapan yalnızca geçmişleri değildir; en zor zamanlarda gösterdikleri vicdandır.

Bundan bir hafta önce bu köşede bir soru sormuştum:

Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Okulları Bize Ne Söylüyor.

O gün amacım bir kurumu suçlamak değildi.

Birilerini hedef göstermek de değildi.

Sadece yaklaşan bir tehlikeyi işaret etmek istedim.

Aradan günler geçti.

Yazı okundu.

Paylaşıldı.

Konuşuldu.

Veliler okudu.

Öğretmenler okudu.

Siyaset okudu.

Bürokrasi okudu.

Üniversite okudu.

Ama bugün görüyorum ki...

Asıl okunması gereken yazı değilmiş.

Vicdanmış.

Bugün artık yeni bir yazı yazmıyorum.

Bugün yaklaşık 1.100 ailenin, yüzlerce öğretmenin ve binlerce çocuğun sesi olabilmek için yazıyorum.

Çünkü bugün konuştuğumuz mesele yalnızca Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Okulları'nın konkordato ilan etmesi değildir.

Bugün konuştuğumuz mesele...

Bir şehrin çocuklarına sahip çıkıp çıkmayacağıdır.

EMANET

Yaklaşık yedi bin yıllık tarihiyle Sivas...

Hititleri gördü.

Romalıları gördü.

Selçukluları gördü.

Osmanlı'yı gördü.

Cumhuriyet'i gördü.

Savaşlar gördü.

Kıtlıklar gördü.

Yangınlar gördü.

Nice acılar gördü.

Ama her defasında ayağa kalkmayı bildi.

Çünkü bu şehir yalnızca taş üstüne taş koymadı.

İnsan yetiştirdi.

Âlim yetiştirdi.

Devlet adamı yetiştirdi.

Vakıflar kurdu.

Medeniyet inşa etti.

Ve bütün bunların temelinde tek bir kelime vardı.

Emanet.

Çocuk emanetti.

İnsan emanetti.

Bilgi emanetti.

Güven emanetti.

Bugün ise en büyük tehlike yalnızca mali bir kriz değildir.

En büyük tehlike...

Emanetin zedelenmesidir.

Çünkü para yeniden kazanılır.

Binalar yeniden yapılır.

Kurumlar yeniden ayağa kalkar.

Ama güven...

Yıllarca inşa edilir.

Dakikalar içinde yıkılır.

BEKLEYENLER

Bugün yaklaşık 1.100 aile...

Binlerce anne ve baba...

Yüzlerce öğretmen...

Binlerce çocuk...

Hepsi aynı soruyu soruyor:

"Bize kim sahip çıkacak?"

Bu soru yalnızca okul yönetimine yöneltilmiş değildir.

Bu soru;

Milletvekillerinedir.

Valiliğedir.

Cumhuriyet Üniversitesi'nedir.

İl Millî Eğitim Müdürlüğü'nedir.

Belediyeyedir.

İş dünyasınadır.

Sivil toplum kuruluşlarınadır.

Ve en önemlisi...

Sivas'ın vicdanınadır.

Çünkü bazı zamanlarda sessiz kalmak tarafsızlık değildir.

Sessizlik...

Sorumluluğun ertelenmesidir.

Bu şehirde insanlar çocuklarını güvenerek bir okula emanet etti.

Kimisi yıllarca biriktirdiği parasını verdi.

Kimisi kredi çekti.

Kimisi altınını bozdu.

Çünkü mesele para değildi.

Mesele çocuktu.

Bir anne parasını yeniden kazanabilir.

Bir baba yeniden çalışabilir.

Bir öğretmen yeniden iş bulabilir.

Ama...

Kaybolan güven kolay kolay geri gelmez.

Çünkü eğitim...

Bir ticaret değildir.

Bir yatırım değildir.

Bir bilanço kalemi hiç değildir.

Eğitim, bir milletin geleceğine verilmiş sözdür.

Verilen söz tutulmadığında yalnızca kurumlar yara almaz.

Toplum yara alır.

Ve en çok da çocuklar...

VİCDAN

Bugün öğretmen maaşını bekliyor.

Veli belirsizliğin sona ermesini bekliyor.

Çocuk okulunun açılmasını bekliyor.

Peki...

Sivas daha neyi bekliyor?

Bir şehir...

Binlerce çocuğun geleceği belirsizliğe sürüklenirken sessiz kalabilir mi?

Bir üniversite...

Adını taşıyan bir kurum böylesine ağır bir kriz yaşarken yalnızca izleyebilir mi?

Bir siyasetçi...

Binlerce insanın endişesi karşısında tek bir cümle kurmadan görevini tamamlamış sayılabilir mi?

Bir bürokrat...

"Benim görev alanım değil." diyerek vicdani sorumluluğunu da devredebilir mi?

Bunlar hukukun değil...

Vicdanın sorularıdır.

Ve vicdanın cevabı hiçbir yönetmelikte yazmaz.

ÇAĞRI

Kimse bu yazıyı bir suçlama metni olarak okumamalıdır.

Bu yazı bir çağrıdır.

Sorumluluk çağrısıdır.

Sağduyu çağrısıdır.

Vicdan çağrısıdır.

Çünkü mesele artık yalnızca bir okul değildir.

Mesele...

Bu şehrin çocuklarına nasıl bir gelecek bırakacağıdır.

Mesele...

Yedi bin yıllık bir şehrin, tarihine yakışır bir duruş sergileyip sergileyemeyeceğidir.

TARİH

Belki yarın bu kriz çözülecek.

Belki okul yeniden açılacak.

Belki yeni bir yönetim göreve gelecek.

Belki bütün yaralar sarılacak.

Ama tarih başka bir soruyu sormaya devam edecek:

"Yaklaşık yedi bin yıllık geçmişe sahip Sivas, binlerce çocuğunun geleceği belirsizliğe sürüklenirken ne yaptı?"

İşte o gün...

Hiç kimse konkordato dosyasını hatırlamayacak.

Hiç kimse protokolleri hatırlamayacak.

Hiç kimse resmî yazıları hatırlamayacak.

Ama herkes...

Bir şehrin vicdanını hatırlayacak.

Çünkü şehirleri büyük yapan yalnızca tarihleri değildir.

Tarihlerine yakışır cesareti gösterebilmeleridir.

Çocuklar yarın büyüyecek.

Öğretmenler yeniden sınıflarına dönecek.

Bu kriz de bir gün sona erecek.

Fakat tarih...

Sivas'ın bugün çocuklarının yanında durup durmadığını asla unutmayacak.

Ve bugün...

Sınavda olan yalnızca Cumhuriyet Üniversitesi Vakfı Okulları değildir.

Sınavda olan, Sivas'ın vicdanıdır.

Tarih, bu sınavın sonucunu mutlaka yazacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum
Eyüp YENEROĞLU Arşivi

Cesaret

19 Ekim 2026 Pazartesi 09:33

Korku

12 Ekim 2026 Pazartesi 10:52

Sahihlik

05 Ekim 2026 Pazartesi 10:35

Haysiyet

02 Ekim 2026 Cuma 10:50

İç Özgürlük

28 Eylül 2026 Pazartesi 11:27

İç Sadakat

25 Eylül 2026 Cuma 13:43

Benlik

22 Eylül 2026 Salı 09:24

Vicdan

20 Eylül 2026 Pazar 10:05

Vicdan

19 Eylül 2026 Cumartesi 09:39

Hakikat

15 Eylül 2026 Salı 09:24