TARLADA BÜYÜYEN KRİZ: ÇİFÇİ ÜRETİYOR , AMA KAZANAMIYOR!

Mayıs ayı enflasyon rakamları henüz açıklanmadı açıklandığında ekranlarda yine oranlar konuşulacak. Ancak tarlada, harmanda, traktörün direksiyonunda olan üretici için açıklanan rakamların pek bir anlamı kalmadı. Çünkü çiftçi artık TÜİK'in açıkladığı enflasyonu değil, cebinden çıkan parayı ve ürününü sattığında eline geçen geliri hesaplıyor.

Bugün yıllık enflasyon yüzde 36 seviyelerinde açıklanırken gübre fiyatları yüzde 48, mazot fiyatları ise yüzde 40 civarında artmış durumda. Buna karşılık buğdaya verilen fiyat artışı yaklaşık yüzde 22'de kaldı. Geçen yıl 13,50 TL olan ekmeklik buğday fiyatının bu yıl 16,30 TL olarak açıklanması üreticinin beklentilerinin çok altında kaldı.

Çiftçi artık bir litre mazot alabilmek için dört kilogramdan fazla buğday satmak zorunda kalıyor. Tarımda kullanılan traktörlerin, biçerdöverlerin ve diğer ekipmanların yakıt tüketimi düşünüldüğünde üreticinin işi her geçen gün daha da zorlaşıyor.

Yıllardır mazot ve gübre desteği gibi çeşitli destekler veriliyor. Ancak gelinen noktada bu destekler artan maliyetler karşısında yetersiz kalıyor. Çiftçi artık yaptığı masrafı çıkarabiliyorsa kendisini kâr etmiş sayıyor. Oysa bu hesabın içinde harcanan emek, alın teri, risk ve aylar süren çalışma yok.

Türkiye bir tarım ülkesi olduğunu sık sık dile getiriyor. Ancak tarım ülkesi olmak sadece verimli topraklara sahip olmakla mümkün değildir. Tarım ülkesi olmak, üreticisini korumakla, desteklemekle ve geleceğe güvenle bakmasını sağlamakla mümkündür.

Bugün küçük ve orta ölçekli çiftçi ciddi bir borç yükünün altında eziliyor. Gençler köylerde kalmak istemiyor, üretimden uzaklaşıyor. Tarım giderek büyük sermaye gruplarının ve ithalat politikalarının gölgesinde şekilleniyor. Küçük aile işletmelerinin ayakta kalması her geçen yıl daha da zorlaşıyor.

Dünyanın en gelişmiş ülkeleri tarıma stratejik bir sektör olarak bakıyor ve üreticisini güçlü desteklerle koruyor. Çünkü gıda güvenliğinin milli güvenlik kadar önemli olduğunu biliyorlar. Türkiye'nin de üretimi artıran, çiftçiyi ayakta tutan ve kırsalı canlı tutan politikalara yönelmesi gerekiyor.

Çiftçi destek beklemiyor; emeğinin karşılığını almak istiyor. Üretici zarar ederek üretime devam edemez. Eğer tarımın geleceği düşünülmüyorsa, yarın sofralarımızdaki ekmeğin, unun ve gıdanın geleceği de tehlikeye girecektir.

Bugün çiftçinin sesi duyulmazsa, yarın kaybeden sadece çiftçi değil, 86 milyon vatandaş olacaktır.

Sivas’ın Türkiye’nin en önemli tahıl ambarlarından biri olduğu göz önünde bulundurulursa durumun vehameti bizim açımızdan ayrı bir anlam ifade ediyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Baler Fidan Arşivi

EDEP ve ADAP ÜZERİNE (1)

15 Nisan 2026 Çarşamba 12:50

SİVAS’TA EKMEK DAVASI

19 Şubat 2026 Perşembe 14:23

NEDEN YAZIYORUZ?

17 Şubat 2026 Salı 08:45