BİRKEZ DAHA ANLAŞILDI Kİ SİVASPOR BU ŞEHRİN KALBİ

Dün Sivas, sadece bir futbol maçına gitmedi.

Dün Sivas, aslında kendine gitti.

Ortada bir şampiyonluk maçı yoktu…

Bir final heyecanı, bir kupa ihtimali de yoktu…

Hatta sezonun büyük bölümünde umut vermeyen, son haftalara kadar ligde kalma mücadelesi veren bir takım vardı sahada.

Ama buna rağmen bir umut doğdu.

Bir ihtimal, bir inanç… Play-off kapısının aralanabileceğine dair bir heyecan…

Ve işte o heyecan, yıllardır görülmeyen bir kalabalığı 4 Eylül Stadı’nda buluşturdu.

Siyasi görüşler bir kenara bırakıldı.

Farklı düşünceler sustu.

STK’lar, kamu kurumları, farklı dünya görüşlerinden insanlar…

Hepsi tek bir amaç için oradaydı:

Sivasspor için.

Bu, sıradan bir kalabalık değildi.

Bu, siyasetten arınmış, samimi bir birliktelikti.

Bazıları için futbol gereksiz olabilir.

Hatta eleştirilebilir, küçümsenebilir…

Ama dün görüldü ki;

Sivas’ın böyle bir birlikteliğe, böyle bir ortak duyguda buluşmaya ne kadar ihtiyacı varmış.

Evet, stat tamamen dolmadı.

Evet, beklenen galibiyet gelmedi.

Ama dün Sivas kazandı.

Çünkü insanlar aynı duyguda buluştu.

Çünkü bir şehir, tüm hassasiyetlerini bir kenara bırakıp tek yürek olabildi.

Elbette mağlubiyet kimsenin kabul etmek istediği bir sonuç değil.

Hepimiz kazanmayı severiz.

Ama futbolun doğasında bu da var:

Yenmek de var, yenilmek de.

Asıl mesele;

Sahada mücadele eden bir takım,

Ve o takıma inanan bir taraftar kitlesidir.

Dün sahada her şey vardı aslında…

Tabir yerindeyse helva yapmak için tüm malzemeler hazırdı.

Ama eksik olan tek şey,

O ruhtu…

O inanç…

O mücadele…

Ne yazık ki Sivasspor sahada, tribündeki o inancı yansıtamadı.

Kazanmaya inanmayan bir takım görüntüsü verdi ve sonuç da buna göre şekillendi.

Ama asıl mesele dün değil.

Asıl mesele bugünden sonra…

Bu birliktelik devam edecek mi?

Bu sahiplenme kalıcı olacak mı?

İşte kritik soru bu.

Bu noktada önümüzde önemli bir örnek var: Bursaspor.

Bir dönem kapanmanın eşiğine gelen bir kulüp…

Ama taraftarı, şehri ve inancı sayesinde yeniden ayağa kalktı.

En alt ligden başlayarak,

Birlik ve inançla yukarıya doğru yürüyor.

Bu bir tesadüf değil.

Bu, sahip çıkmanın sonucudur.

Sivas da aynısını yapabilir.

Ama bunun için destek, bir günlük olmamalı.

Tepkisel değil, sürekli olmalı.

Sivasspor’a olan destek;

Azalmadan, artarak devam etmeli.

Çünkü bir takım, arkasında bir şehir olduğunu hissederse büyür.

Yönetim, o gücü arkasında hissederse doğru adımlar atar.

Futbolcu, o desteği hissederse sahada başka oynar.

Ve o zaman sadece saha içinde değil,

Rakipler üzerinde de psikolojik üstünlük kurulmaya başlanır.

Hedef net olmalı:

2026–2027 sezonu, Sivasspor’un yeniden Süper Lig’e yükseldiği sezon olmalı.

Ancak göz ardı edilmemesi gereken bir başka gerçek daha var.

Geçmişte yapılan hatalar…

Dün bir arkadaşımın anlattığı bir olay, aslında önemli bir kırılmayı gösteriyor.

Stada girerken, iyi niyetle çocukları içeri almak isteyen taraftarların

“kaçak seyirci” gerekçesiyle cezalandırılması…

Hayatında karakol yüzü görmemiş insanların,

Sivasspor yüzünden bu durumlarla karşı karşıya kalması…

Ve sonuç:

Kırılan gönüller.

Soğuyan taraftarlar.

“Bir daha maça gitmem” diyen insanlar…

Eğer bu şehir yeniden kenetlenecekse,

Bu kırgınlıklar da giderilmelidir.

Geçmişte yapılan hatalarla yüzleşmeden,

Geleceği inşa etmek kolay değildir.

Dün bir gerçek daha ortaya çıktı:

Sivasspor, Sivas’ın en önemli markalarından biridir.

Ve bu marka;

Sadece zor günlerde değil,

Her zaman sahip çıkılmayı hak eder.

Bir gün değil,

Bir sezon değil,

Her zaman…

Çünkü Sivasspor sadece bir futbol takımı değildir.

Sivasspor, bir şehrin ortak duygusudur.

Ve o duygu dün, yeniden hatırlandı….

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Baler Fidan Arşivi

SİVAS’TA EKMEK DAVASI

19 Şubat 2026 Perşembe 14:23

NEDEN YAZIYORUZ?

17 Şubat 2026 Salı 08:45