Eyüp YENEROĞLU

Eyüp YENEROĞLU

Uy Deli Gönül

İnsan Her Zaman Bilmediği İçin Yanılmaz

İnsan her zaman bilmediği için yanılmaz. Bazen insanı yoldan çıkaran şey, bilgisizliği değil, kendinden emin oluşudur. Yanlış bazen eksik akıldan doğmaz. Bazen fazla güvenden doğar. İnsan bazen hakikati aramadığı için değil, onu bulduğunu sandığı için kaybeder.

Asıl tehlike de burada başlar. Çünkü insanı yalnız cehalet bozmaz. Kibir de bozar. İnat da bozar. Kendi sesine fazla alışmak da bozar. Ama en çok, kendi içinden çıkan her sözü doğru sanmak bozar.

Ruhsatî tam buraya dokunur.

Kendi bildiğine doğrudur deme
Gel iki adama uy deli gönül.

Bu, sıradan bir öğüt değildir. Bu, kendi fikrini hakikatin yerine koyan insana söylenmiş sert bir sözdür. Kendi kanaatini son hüküm gibi taşıyan, kendi aklını ölçü sanan, kendi cümlesinden başka cümleye tahammül edemeyen insana indirilmiş bir ikazdır. Çünkü gönül bazen yanlış düşündüğü için değil, yanlışına kimseyi yaklaştırmadığı için kaybolur.

Kendi İçine Kapanan İnsan

Bugünün insanı çok şey biliyor olabilir. Ama çok az dinliyor. Çok konuşuyor olabilir. Ama az tartıyor. Herkesin fikri var. Ama pek azının istişaresi var.

Bir şey düşünüyor, doğru sanıyor. Bir karar veriyor, tek yol sanıyor. Bir kanaate varıyor, onu sadakat gibi taşıyor. Sonra başka bir söz duyunca rahatsız oluyor. İtirazı saldırı sayıyor. Uyarıyı küçültülmek sanıyor. Farklı bir bakışı tehdit gibi görüyor.

Oysa insanın en büyük körlüğü bazen budur. Kendi içinden çıkan sesi hakikatin sesi sanmak.

Ruhsatî’nin ilk darbesi bu yüzden büyüktür.

Kendi bildiğine doğrudur deme.

Yani bir dur. Bir geri çekil. Bir ihtimal bırak. Bir kapıyı aralık tut. Çünkü senin bildiğin şey doğru olabilir. Ama sırf sen bildin diye doğru olmaz.

Kibir Her Zaman Gürültüyle Gelmez

Kibir her zaman bağırmaz. Bazen fısıldar. Bazen sakin görünür. Bazen ölçülü konuşur. Bazen Ben zaten düşündüm cümlesine saklanır. Bazen Kimse beni anlamıyor diye görünür. Bazen de Ben farklı bakıyorum diyerek kendini yüceltir.

İnsan her zaman başkasını küçümseyerek kibirlenmez. Bazen sadece kendi aklını fazla büyütür. Ve insan kendi aklını büyüttükçe, başkasının sözünü gereksiz görmeye başlar.

Tehlike tam da burada doğar. Çünkü insan bazen yanlış bilgiyle değil, tek başına kalmış bir akılla felakete sürüklenir. Bir akıl kendi içine kapandıkça berraklaşmaz her zaman. Bazen bulanır. Bazen kendi yankısına mahkûm olur. Bazen aynı düşüncenin içinde döner durur. Bazen de kendi kurduğu cümlenin esiri hâline gelir.

İşte o zaman insan düşündüğünü sanır. Ama sadece kendini tekrar eder.

Gel İki Adama Uy

İkinci dize en az ilki kadar sarsıcıdır:

Gel iki adama uy deli gönül.

Bu söz, şahsiyetsiz ol demiyor. Kendi aklını bırak demiyor. Herkese teslim ol demiyor. Ama şunu çok net söylüyor: Kendini tek ölçü sanma. Kendini tek göz sanma. Kendini tek terazi sanma.

Çünkü insan başkasına kulak verince küçülmez. Aksine, kendi dar sınırlarından çıkar. Bazen bir dost, senin görmediğin yeri görür. Bazen bir yaşlı, acele hükmünü dağıtır. Bazen senden daha az konuşan biri, senden daha doğru bir söz söyler. Bazen insanı kurtaran şey büyük bir bilgi değil, tam vaktinde duyduğu sade bir ikaz olur.

Hakikat bazen daha çok düşününce değil, kendin dışındaki akıllara yer açınca görünür.

Çağın Büyük Yalnızlığı

Bugün insan sadece kalabalıklar içinde yalnız değil. Kendi hükmünün içinde de yalnız. Kendi kanaat odasında yaşıyor. Kendi fikrini besleyen sesleri seçiyor. Kendine benzeyenleri dinliyor. Kendi ön kabulünü doğrulayan sözleri seviyor.

Böyle olunca insan bilgiye yaklaşmıyor; kendini tekrar ediyor. Bu yüzden çağımızda yorum çoğaldı, hikmet azaldı. Söz çoğaldı, tartı azaldı. Kanaat çoğaldı, istikamet azaldı.

Herkes kendine danışıyor. Herkes kendi içine dönüyor. Herkes kendi yargısını derinlik sanıyor. Oysa insan kendi içine her döndüğünde hakikate varmaz. Bazen sadece kendi kuruntusunu büyütür.

İstişaresiz zihin zamanla kendi yanlışını karaktere dönüştürür. İnadını ilke sanır. Sertliğini tutarlılık sanır. Kapanışını vakar sanır. Ve en acısı şudur: İnsan tam da burada bozulur ama bozulduğunu fark etmez.

Haddini Bilmek de Bir Ahlaktır

Bu yüzden bu beyit sadece düşünmeye değil, haddini bilmeye çağırır. Çünkü insan her şeyi tek başına anlayamaz. Her şeyi tek başına tartamaz. Kendi nefsinden tamamen bağımsız karar veremez. Öfkesinin, korkusunun, gururunun, kırgınlığının düşüncesine nasıl sızdığını her zaman göremez.

Başkalarının sözüne ihtiyaç duymak zayıflık değildir. Olgunluktur. Kendi fikrini tartıya çıkarmak eksiklik değildir. Terbiyedir. Bazen susup bir başkasını dinlemek küçülmek değildir. İnsanın kendini aşmaya başlamasıdır.

Çünkü insanı insan yapan şey sadece düşünmesi değildir. Düşüncesini sınayabilmesidir.

Kendi Doğrusuna Tapan İnsan

Bugün birçok insanın problemi sadece yanlış düşünmek değil. Kendi doğrusuna tapmak. Bir fikri oluyor, sonra ona kimlik bağlıyor. Bir kanaati oluyor, sonra onun etrafında gurur örüyor. Bir yoruma varıyor, sonra ondan vazgeçerse kendinden eksileceğini sanıyor.

Bu yüzden haklı olmak istiyor, doğru olmak değil. Bu yüzden anlamak istemiyor, üstün gelmek istiyor. Bu yüzden istişare etmiyor, onay arıyor.

Oysa kendi doğrusuna tapan insan, zamanla hakikate değil; kendine bağlanır. İnsan kendine bağlandıkça da hakikate kapanır. Belki de gönlün en büyük deliliği budur: Kendi sesini bütün seslerin üstüne çıkarmak.

Asıl Terbiye Burada Başlar

Bugün en çok buna ihtiyacımız var. Daha fazla fikre değil. Daha fazla yoruma değil. Daha fazla kesinliğe değil. İstişare ahlakına.

Bizi düzeltebilecek söze açık olmaya. Kendimizi tek ölçü saymamaya. Başkasının bakışından rahatsız olmamaya. İtiraz duyunca savunmaya kaçmamaya. Uyarılınca öfkelenmemeye.

Çünkü insan bazen yanlış yaptığı için değil, yanlışını kimseye açmadığı için daha çok yıkılır. Ve bazen bir insanı kurtaran şey, kendi içinde bulduğu cevap değil; kendi dışından gelen doğru bir sözdür.

Asıl Soru

Kendi bildiğine niçin bu kadar güveniyorsun? Neden her hükmünü son söz gibi taşıyorsun? Neden başkasının cümlesini eksilme sayıyorsun? Neden yalnız kendi içine danışıyorsun?

Çünkü insanı her zaman bilgisizlik yıkmaz. Bazen kendinden fazla emin olmak yıkar. Ve bazen insanın hakikate yaklaşması için daha çok düşünmesi değil, biraz geri çekilip bir başkasını gerçekten duyması gerekir.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Eyüp YENEROĞLU Arşivi

Duman Çöker Serime

06 Nisan 2026 Pazartesi 09:46

Say Deli Gönül

04 Nisan 2026 Cumartesi 09:36

Hey Deli Gönül

03 Nisan 2026 Cuma 09:13

Yarılma: Petrodolar

02 Nisan 2026 Perşembe 13:53

Yarılma : Amerika, Hakikat Tekeli

30 Mart 2026 Pazartesi 09:37

Yarılma : İran, Korkunun Sertleşmesi

28 Mart 2026 Cumartesi 09:35

Yarılma : Gazze’de Düşen Maske

26 Mart 2026 Perşembe 10:16