İbrahim YASAK
Çiçek Sevmeyenler Korosu
Bazen insan, kendi yetenek ve potansiyelinin eskilerin ifadesiyle istidadının farkına vardığında bunun bir lütuf mu yoksa bir imtihan mı olduğunu ayırt edemez. Zira kabiliyet, çoğu zaman insanı yükseltmekten ziyade bulunduğu çevreyle arasına görünmez bir mesafe koyar. Açarsın ama açtığın yer sana ait değildir; konuşursun, ancak sesin kendi yankısını dahi bulamaz. İşte o vakit anlaşılır ki mesele var olmak değil, idrak edilmekmiş.
Bizim kültürümüzde sıkça rastlanan bir hakikat vardır: Her cevher, ehlinin elinde değer bulur. Ehli olmayana düşen cevher ya zayi olur ya da kıymetsiz bir taş zannedilir. Günümüz insanının en büyük yalnızlığı da sanırım burada yatmaktadır. Kalabalıkların ortasında, anlaşılmamış bir incelik olarak yaşamak… Bu, sıradan bir yalnızlık değil; derin, sessiz ve kemirici bir hâldir.
İnsanın kabiliyeti arttıkça sükûtu da artıyor. Zira her söz, karşısında onu tartacak bir mizan ister, değerinin bilinmesini ister. Mizan yoksa söz de yetim kalır. Ve yetim sözler, sahibinin içinde birikir; zamanla bir ağırlığa, sonra bir yorgunluğa dönüşür. Bu yorgunluk bedene değil, ruha çöker. İnsan konuşmamaktan değil, konuşacak bir zemin bulamamaktan yorulur.
Eskiler “söz gümüşse sükût altındır” demişler. Ne yazık ki bu söz, çoğu zaman yanlış anlaşılmıştır. Zira sükût, her zaman bir erdem değildir; bazen bir mecburiyettir. Anlaşılmayacağını bilen bir insanın susması, hikmetten değildir, yetim kalmış olmasındandır. Ve bu duygusal yalnızlık, zamanla insanın iç dünyasında derin çatlaklar oluşturur.
Ne tuhaftır ki insan, en çok da kendi çevresinde anlaşılmaz. Zira yakınlık, çoğu zaman bir körlük doğurur. Sürekli gördüğümüz bir şeyi fark etmeyiz; alışırız, sıradanlaştırırız. Yanımızda olanı anladığımızı sanırız belki de… Oysa her insan, içinde keşfedilmeyi bekleyen bir âlem taşır. O âlemi görmek için sadece bakmak ve fiziken yanında olmak yetmez; nazar gerekir, dikkat gerekir, gönül gerekir.
Bugün etrafımıza baktığımızda nice kabiliyetin, nice inceliğin ve potansiyelin kıymetinin bilinmediğini, heba olduğunu sonradan fark ederiz. Çünkü onları besleyecek, ortaya çıkaracak ve ondan yararlanacak bir zemin yoktur.
İnsan, içinde bulunduğu çevreyle şekillenir derler; doğrudur. Bazen de insan, o çevreye rağmen var olmaya çalışır. İnsanı sarsan ve üzen asıl yorgunluk burada başlar. Sürekli kendini törpülemek, biraz daha anlaşılır olmak için biraz daha kendinden vazgeçmek, sadeleştirmek ve azaltmak zorunda kalır… Her vazgeçiş, insanın ruhundan kopan küçük bir parçadır. Toplum olsun insan olsun, sahip olduğu şeyin kıymetini ancak onu kaybettiğinde idrak eder. Bu yüzden nice kıymetli insan, yaşadığı çevrede sıradan bir varlık gibi görülür. Varlığı alışkanlığa dönüşür, yokluğu ise tahayyül bile edilmez. İşte bu, fark edilmemekten daha ağır bir durumdur.
“Zerre kadar kıymet bilmeyenlere cevher sunulmaz” sözü boşuna söylenmemiştir. İnsan kalbi, bu hikmeti bilse de uygulamakta zorlanır. Çünkü paylaşmak, insanın tabiatında vardır. Anlatmak, anlaşılma arzusunun bir tezahürüdür. Ve insan, en çok bu arzunun karşılıksız kalmasıyla incinir, yıkılır ve içine kapanır. Buna rağmen insan, bulunduğu yerden tamamen kopamaz çoğu zaman. Kökleri vardır; hatıraları, alışkanlıkları, mecburiyetleri, özlemleri vardır… Bazen kalmak bir tercihten ziyade bir kaderdir. Ve insan, kaderine razı olurken bile içten içe başka ihtimallerin yasını tutmaktan kurtulamaz.
Yine de insan, her şeye rağmen kendisi olarak kalabildiği ölçüde değerlidir. Anlaşılmamak, değersiz olmak demek değildir. Kıymet, çoğu zaman kalabalıkların tasdikiyle değil, hakikatin kendisiyle ölçülür. Belki de mesele, herkes tarafından anlaşılmak değildir. Belki mesele, bir kişi tarafından sahiden görülmektir. Zira bazen tek bir nazar, yılların suskunluğunu bozar. Tek bir idrak, insanın içindeki o ağır yükü hafifletir.
Demem o ki: Açtığın yer seni anlamıyorsa, bu senin eksikliğin değildir. Belki de henüz mevsimi değildir. Ya da atalarımızın dediği gibi “Bazen dünyanın en güzel çiçeği olarak açsan da kader seni çiçek sevmeyenlerin içinde yaşatır.” Değil mi?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.