İbrahim YASAK
Ve İnsanın, İnsan Kalabilme Çabası
Ramazan, takvim yapraklarında işaretlenmiş sıradan bir zaman dilimi değildir; o, insanın kendi kalbine doğru çıktığı derin ve sarsıcı bir yolculuktur. Günümüz dünyasında hızın, tüketimin ve yüzeysel ilişkilerin gölgesinde savrulan insan için Ramazan, bir duruş çağrısıdır. Gürültünün ortasında yükselen sessiz bir davettir… “Yavaşla” der, “kendine dön, kalbini yokla, bağlarını gözden geçir.”
İlişkilerin hızla kurulup hızla tüketildiği bir çağda yaşıyoruz. İnsan, çoğu zaman anlaşılmadan konuşuyor, dinlemeden cevap veriyor, hissetmeden hüküm veriyor. Oysa Ramazan, bu aceleciliğin içine bir sükûnet bırakır. Açlık ve susuzluk yalnızca bedensel bir eksiklik değildir; insanın ruhuna dokunan, ona kırılganlığını hatırlatan öğreticidir. Bir lokmanın kıymetini bilen insan, başkasının yokluğunu da hisseder. Susuzluğu yaşayan, bir başkasının çorak kalmış hayatına daha dikkatli bakar.
İşte bu yüzden Ramazan, yalnızca bir ibadet ayı değil; insan olmanın anlamını yeniden idrak etme mevsimidir.
Oruç, insanın nefsine çizdiği bir sınırdır. “Her istediğin sana ait değil” der. “Her arzu hemen karşılanmak zorunda değil.” Bu sınırlılık, insana haddini öğretirken aynı zamanda kalbini genişletir. Sabırla beklenen bir iftar vakti, insanın içindeki aceleciliği terbiye eder. O bekleyişte insan, yalnızca yemeği değil; kendini de bekler. İçindeki taşkınlıkların durulmasını, kırgınlıklarının yumuşamasını, kalbinin yeniden incelmesini bekler. İnsan olmanın antrenmanıdır bir bakıma…
Modern hayat, ilişkileri çoğu zaman menfaatin terazisinde tartıyor. Kim ne kazandırır, kim ne katkı sağlar hesabı yapılıyor. Oysa Ramazan sofraları bu hesabı bozma iklimidir. Aynı sofrada oturan insanlar yalnızca ekmeği değil; hatıralarını, dertlerini, umutlarını da paylaşmayı hisseder. Bir hurmanın ikiye bölünmesi, bazen en büyük cömertliktir. Çünkü asıl paylaşım, kalbin bölünmesidir.
Ramazan, insanın kendine tuttuğu bir aynadır. Bu aynada yalnızca kusurlar değil; ihmaller de görünür. İhmal edilen dostluklar, ertelenen özürler, söylenmeyen güzel sözler yeniden hissedilir… İnsan o aynaya bakarken şu sorularla karşılaşır: “Birinin yükünü hafiflettim mi?”, “Bir kalbi incitmeden yaşayabildim mi?” Bu sorular rahatsız eder düşünen ve oruç tutan insanı. Ama işte tam da bu rahatsızlık, dönüşümün başlangıcıdır. Çünkü iyi insan olmak, kendini kusursuz görmek değil; kusurunu fark edip düzeltmeye niyet etmektir.
Ramazan’ın en büyük kazanımlardan biri zamanın yavaşlamasıdır. Günlük koşuşturmanın arasında fark etmediğimiz küçük güzellikler, bu ayda daha görünür hale gelir. Bir selamın sıcaklığı, bir tebessümün içtenliği, bir sofrada bekleşen sessizliğin huzuru hissedilir… İnsan, aslında ne kadar az şeye ihtiyaç duyduğunu ve ne kadar çok şeye muhtaç olduğunu fark eder. Az şeye ihtiyaç duyar; ama merhamete, anlayışa, sevgiye derinden muhtaç olduğunu yeniden idrak eder. Zira iyi insan olmanın erdemi, tam da burada yeniden filizlenir. Başkasının acısını duyabilmek, onun suskunluğunu anlayabilmek, sevincine ortak olabilmek… Bunlar büyük söylemlerle değil; küçük ama samimi davranışlarla mümkün olur. Ramazan, insana gösterir ki en büyük ibadet bazen bir gönlü onarmaktır. En büyük zenginlik ise bir kalpte yer bulabilmektir.
Bu mübarek ay, insanın yalnızlığını aşmasına imkân tanır. Çünkü insan, kendini ancak başkasına temas ederek tamamlar. Paylaşarak çoğalır, sabrederek olgunlaşır, affederek hafifler. Ramazan, bu hakikati hatırlatır: İyi insan olmak, en büyük erdemdir. Ve bu erdem, bir ayla sınırlı kalmamalıdır anlar ama…
İşte asıl mesele, Ramazan bittiğinde kalbimizde neyin kaldığıdır. Açlığın öğrettiği sabır, sofraların öğrettiği paylaşım, aynanın gösterdiği hakikat… Eğer bunları yılın geri kalanına taşıyabiliyorsak, işte o zaman Ramazan gerçekten yaşanmış olur.
Dünya hızla değişebilir, ilişkiler yüzeyselleşebilir, kalpler katılaşabilir. Ama insan, dilerse yeniden incelmeyi seçebilir. Ramazan, bu seçimin adıdır. Kalbin yeniden merhameti hatırlamasıdır. Ve insanın, insan kalabilme çabasıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.