Eyüp YENEROĞLU
Hz.Yusuf: Kardeşlerin Perspektifinden
Toplumsal Kıskançlığın Anatomisi
Bir toplum çoğu zaman düşmanları yüzünden yıkılmaz.
Toplumlar çoğu zaman içeriden çözülür.
Tarihin en büyük ihanetleri, yabancılar tarafından degil, en yakınlar tarafından yapılmıştır.
Yusuf kıssasında da ilk saldırı saraydan gelmez.
İlk saldırı bir evin içinden gelir.
Ve bu saldırının adı nefretten önce kıskançlıktır.
Çünkü kıskançlık, insanın başkasının kötülüğünü istemesi değildir. Kıskançlık, başkasının iyiliğine tahammüll edememektir.
Kıskançlık En Sessiz Toplumsal Zehir
Kardeşler Yusuf’u öldürmek istemez.
Onlar Yusuf’un ayrıcalığını yok etmek ister.
Kıskançlık çoğu zaman yok etmeye değil, esitlemeye çalışır. Ama bu eşitleme adaletle değill, aşağı çekmeyle olur.
Toplumların en tehlikeli hastalıklarından biri budur. İnsanlar çoğu zaman başarılı olanı taklitt etmek yerine, onu aşağı çekmeye çalışır.
Çünkü başarı, çoğu insan için ilham değil, tehdit üretir.
Yusufun kardeşleri de tam olarak bunu yaşar. Onlar Yusuf’un kötülüğünü görmez. Onlar Yusufun iyiliğini hazmedemez.
Toplumsal Rekabetin Karanlık Yüzü
Modern toplum rekabeti kutsallaştırır.
Rekabetin gelişim getirdiği söylenir.
Rekabetin üretkenliği artırdığı anlatılır.
Ama rekabet ahlakla sınırlandırılmazsa, dayanışmayı yok eder.
Yusuf’un kardeşleri rekabet ederken şu hatayı yapar
Yarışmayı başarıyla değil, sevgiyi kontrol ederek kazanmaya çalışırlar.
Sevgi kontrol edildiğinde aile yıkılır
Adalet kontrol edildiğinde toplum yıkılır
Kalabalıkların Ahlakı Suçun Paylaştırılması
Yusuf’un kardeşleri tek başına suç işlemez.
Suç kolektif hale gelir.
Bir grup içinde ahlak çoğu zaman erir. Çünkü kalabalık, bireysel vicdanı susturur.
Tarih boyunca toplumsal kötülüklerin büyük kısmı bireysel nefretle değil, kolektif sessizlikle gerçekleşmiştir.
Hiç kimse ilk taşı attığını düşünmez.
Ama taş mutlaka atılır.
Yusuf kıssasında kardeşler birbirini cesaretlendirir. Ve suç, paylaşıldıkça hafiflediğini zanneder. Oysa suç paylaşıldıkça derinleşir.
Meşrulaştırılan Kötülük
Kardeşler Yusuf’u kuyuya attığında kendilerini zalim olarak görmez. Onlar yaptıklarını gereklilik olarak görür.
Toplumlar kötülüğü doğrudan savunmaz. Toplumlar kötülüğü genellikle gerekçelendirir.
Denge sağlanmalı
Adalet kurulmalı.
Haksız ayrıcalık giderilmeli
Kötülük çoğu zaman hak arayışı maskesi takar. İşte bu, ahlak çöküşünün en tehlikeli aşamasıdır.
Kıskançlık Neden Bu Kadar Güçlüdür
Çünkü kıskançlık yalnız başarıya değil, kimliğe yönelir.
İnsan başarısızlığı kabul edebilir.
Ama başkasının kendisinden üstün olmasını kabul etmek zordur.
Kıskançlık insanı yalnızca başkasına karşı değil, kendi varlığına karşı da düşmanlaştırır. Çünkü kıskanç insan başkasının ışığını söndürerek kendi karanlığını azaltacağını zanneder.
Oysa karanlık, ışık söndürülerek azalmaz.
Modern Toplumun Görünmeyen Kuyuları
Bugün insanlar kuyulara atılmıyor olabilir. Ama insanlar hâlâ sosyal, psikolojik ve itibari kuyulara atılıyor.
İtibar suikastları
Kurumsal dışlamalar
Sosyal medya linçleri
Liyakat düşmanlığı
Modern dünyanın kardeşlik krizidir.
Bugün birçok toplumda başarı ödüllendirilmiyor. Başarı şüpheyle karşılanıyor. Çünkü başarı, ortalamayı rahatsız eder.
Toplumsal Kıskançlık ve Liyakat Krizi
Bir toplumda kıskançlık arttığında, liyakat zayıflar. Çünkü liyakat üstünlüğü kabul etmeyi gerektirir.
Kıskanç toplumlar şu soruyu sormaz:
Kim daha iyi
Onlar şu soruyu sorar
Kim daha az rahatsız edici
Bu zihniyet ilerlemeyi değil, durgunluğu üretir. Ve durgun toplumlar en sonunda çöküşle yüzleşir.
Kardeşler Aslında Kimi Yok Etmek İstedi
Kardeşler Yusuf’u yok etmek ister. Ama farkında olmadan şunu yok etmeye çalışırlar:
Erdemi
Masumiyeti
Umudu
Geleceği
Her toplum, kendi Yusuflarını susturduğunda aslında kendi geleceğini susturur.
Toplumun En Büyük Testi
Bir toplumun olgunluğu düşmanlarına nasıl davrandığıyla değil, başarılı ve erdemli insanlarına nasıl davrandığıyla ölçülür.
Çünkü düşman korku üretir.
Ama erdem, kıskançlık üretir.
Ve kıskançlık, korkudan daha yıkıcıdır.
Her Toplum Kendi Kardeşleriyle Sınanır
Yusuf kıssası bize şunu öğretir:
Toplumlar çoğu zaman dış tehditlerle değil, iç rekabetle çöker.
Her toplum, kendi içindeki kıskançlıkla mücadele etmek zorundadır. Çünkü kıskançlık yalnız bireyleri değil, ahlaki düzeni yok eder.
Ve tarih boyunca en büyük trajedi hep aynı olmuştur:
Erdemli insanlar çoğu zaman düşmanları tarafından değil, en yakınları tarafından kuyuya atılmıştır.
Ama asıl soru hala geçerliidir
Bir toplum, kendi Yusuflarını koruyabilecek kadar olgunlaşabilir mi
Yoksa her nesil, kendi kuyularını kazmaya devam mı edecektiir
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.