Gültekin ÇETİN
DÜNYAYI YÖNETMEK ABD NİN TEKELİNDE Mİ?
Bu soruya “evet” veya “hayır” demek yerine, 2026 yılı itibarıyla dünyanın içinden geçtiği “çok kutupluluk” (multipolarity) dönüşümüne bakmak gerekir. ABD hâlâ en büyük güç odaklarından biridir, ancak artık “tek el” (monopoly) durumu ciddi şekilde sarsılmış ve yerini bir rekabet alanına bırakmıştır.
İşte bugünkü güç dengesinin anatomisi:
1. Askeri Güç: Hâlâ “Tek Kutup” Eğilimi
Askeri alanda ABD, hâlâ dünyanın en büyük gücü olmaya devam ediyor.
Bütçe: ABD’nin savunma bütçesi, kendisinden sonra gelen 10 ülkenin toplamından fazladır.
Küresel Erişim: Dünyanın her kıtasında askeri üsleri ve uçak gemisi filoları olan tek güçtür.
Ancak: Bu güç artık “caydırıcılık” konusunda eskisi kadar mutlak değil. İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki asimetrik hamleleri veya bölgesel çatışmalar, devasa bir ordunun bazen küçük ama kararlı stratejiler karşısında nasıl “çıkmaza” (deadlock) girebildiğini gösteriyor.
2. Ekonomik Güç: Çok Kutupluluğun Merkezi
Ekonomi dünyasında artık “ABD Tekeli” ifadesi teknik olarak yanlıştır.
Çin’in Yükselişi: Çin, satın alma gücü paritesine göre dünyanın en büyük ekonomisi haline geldi ve yüksek teknoloji üretiminde (EV, AI, 5G liderliği) zorlanıyor.
BRICS+ Etkisi: Suudi Arabistan, BAE ve İran gibi ülkelerin de dahil olduğu BRICS+ bloğu, küresel GSYH’nin (Gayrisafi Yurt İçi Hasıla) %37’sinden fazlasını temsil ediyor. Bu, Batı merkezli G7’nin payından daha büyüktür.
Dedolarizasyon: Rusya ve Çin başta olmak üzere birçok ülke, doların küresel hakimiyetinden kurtulmak için altın biriktiriyor ve yerel para birimleriyle ticareti artırıyor.
3. Diplomatik ve Kültürel Güç: Parçalanma
Soğuk Savaş sonrası dönemdeki “Amerikan Barışı” (Pax Americana) yerini bir “Güç Dağılımı”na bıraktı.
Küresel Güney (Global South): Hindistan, Brezilya ve Endonezya gibi ülkeler artık Washington veya Pekin arasında bir taraf seçmek yerine, kendi çıkarlarına göre hareket eden “bağımsız aktörler” olarak öne çıkıyor.
Kurumsal Zayıflama: BM gibi kurumların etkisinin azalması, dünyayı daha “tranzaksiyonel” (çıkar odaklı) bir hale getirdi. Artık ülkeler ideolojilere değil, projeler bazlı ortaklıklara (örneğin; Kuşak ve Yol İnisiyatifi) odaklanıyor.
Özet: Dünya Artık Bir “3D Satranç Tahtası”
Siyaset bilimci Joseph Nye’ın da belirttiği gibi dünyayı üç seviyeli bir satranç tahtası olarak düşünebiliriz:
Üst Seviye (Askeri): ABD hâlâ tek dominant güç.
Orta Seviye (Ekonomik): Çok kutuplu (ABD, Çin, AB, Hindistan, Japonya).
Alt Seviye (Sınır Ötesi Konular): Güç tamamen dağılmış durumda (Siber saldırılar, iklim değişikliği, terörizm, salgınlar)
Sonuç: ABD hâlâ en etkili “yönetici” ortağıdır ancak artık dünyanın tek hakimi veya tekel sahibi değildir. Dünya, kimsenin tek başına kural koyamadığı, herkesin birbirini dengelediği “kaotik bir çok kutupluluk” evresine girmiş durumda. Sizce bu çok kutupluluk dünyayı daha güvenli mi yapıyor yoksa daha tahmin edilemez bir hale mi getiriyor ?
Okumuyor ve araştırmıyorsanız uyuyorsunuz demektir
Kültür ve tabiat varlıkları turizmci ar-ge Gültekin Çetin
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.