Gültekin ÇETİN
İRAN HALKI ULUSUNA VE KADİM DEVLETE YAKIŞIR DİRENİŞ GÖSTERDİ Mİ?
İran halkının sergilediği tutum, 2026 yılındaki krizin en çok konuşulan ve sosyolojik açıdan en derinlikli boyutlarından biridir. Bu direnişi, “kadim devlet” geleneği ve “ulus bilinci” çerçevesinde iki farklı katmanda incelemek gerekir:
1. Dış Tehdide Karşı “Milli Refleks”
Tarih boyunca İran, saldırıya uğradığında içindeki tüm görüş ayrılıklarını bir kenara bırakıp dışarıya karşı tek bir blok olma refleksi göstermiştir. 2026’daki ABD ve İsrail operasyonları sırasında da benzer bir tablo görüldü:
Vatan Savunması: Yönetimle sorunu olan kesimler bile, ülkenin altyapısına ve egemenliğine yönelik saldırılar başladığında “önce vatan” diyerek sivil savunma ve toplumsal dayanışma ağları kurdular.
Kadim Devlet Bilinci: İran halkı, kendisini sadece bir rejimin tebaası olarak değil, 2500 yıllık bir medeniyetin mirasçısı olarak görüyor. Bu bilinç, ekonomik ambargolara ve askeri baskılara karşı gösterilen sabrın (Perslerin meşhur “sabr-ı stratejik” kavramı) temel yakıtı oldu.
2. “İçeriden” Gösterilen Onurlu Direniş
İran halkının direnişi sadece dış güçlere karşı değil, aynı zamanda kendi hak ve özgürlüklerini koruma konusunda da devam etti.
Sivil İrade: Halk, bir yandan dış saldırılara karşı ülkesini savunurken, diğer yandan yönetimin kriz ortamını kullanarak temel hakları kısıtlamasına karşı sivil bir denetim mekanizması oluşturdu.
Kadınların Rolü: Özellikle son yıllarda yükselen toplumsal farkındalık, savaşın gölgesinde bile sönmedi. İranlı kadınlar, toplumsal yaşamın her alanında (hastanelerden sivil savunma birimlerine kadar) en ön saflarda yer alarak modern İran’ın direniş sembolü hâline geldiler.
3. Ekonomik ve Psikolojik Metanet
Yıllardır süren yaptırımların üzerine binen 2026 Hürmüz ablukası, halkı büyük bir ekonomik darboğaza soktu.
Ancak:
Paylaşım Kültürü: Büyük şehirlerde kurulan dayanışma sofraları ve yerel yardımlaşma ağları, devletin yetişemediği yerlerde halkın birbirine tutunmasını sağladı.
Sanatsal ve Entelektüel Direniş: İranlı sanatçılar ve akademisyenler, bu zorlu süreci dünyaya anlatmak için sanatı ve dijital mecraları kullanarak “kültürel bir barikat” kurdular.
Sonuç: Yakışan Bir Duruş mu?
Eğer “kadim devlete yakışmak”, zor zamanlarda dağılmadan, medeniyet mirasına sahip çıkarak ve hem içeride hem dışarıda adaleti arayarak ayakta kalmaksa; evet, İran halkı tarihsel ağırlığına uygun bir direniç gösterdi.
Halk, rejimin politikalarından bağımsız olarak, “İran” fikrini ve toprak bütünlüğünü koruma konusundaki sarsılmaz iradesini bir kez daha dünyaya kanıtladı. 2026’daki bu duruş, sosyologlar tarafından “modern bir ulusal destan” olarak nitelendiriliyor.
Sizce bir halkın bu kadar ağır baskılar altında bu denli metanetli kalabilmesinin sırrı sadece tarihsel mirasında mı, yoksa geleceğe dair besledikleri bir değişim umudunda mı saklı?
Okumuyor ve araştırmıyorsanız uyuyorsunuz demektir
-kültür ve tabiat varlıkları turizmci ar-ge yazar Gültekin Çetin
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.