Baler Fidan
SİVAS’TA EKMEK DAVASI
İnsan sormadan edemiyor: Sivas’ta ekmek neden bu kadar acı?
Türkiye’nin tam ortasında, yıllarca ülkenin tarım ambarı olarak anılan; şeker pancarı ve patates üretiminde zirveleri görmüş, hayvancılığın neredeyse bir yaşam biçimi olduğu bir şehirde bugün bambaşka bir tabloyla karşı karşıyayız: Sivas artık üreten değil, tüketen bir şehir.
Köyden şehre göç var ama bu göç İstanbul, Ankara ya da İzmir’e değil; köyden Sivas’ın şehir merkezine. Köyler boşalıyor, ilçeler yerinde sayıyor, merkez şişiyor. Ortaya çıkan manzara net: tarım yok, hayvancılık yok, sanayi sınırlı…
Geriye ne kalıyor? Emekli, memur ve ne yazık ki vasıfsız – hatta kısmen diplomalı – işsizler ordusu.
Bugün Sivas’ta gençlerin önemli bir kısmı ya markette, ya AVM’de, ya da mağazalarda çalışıyor. İnşaat sezonu kapandığında ise şehirdeki işsizliğin gerçek boyutunu kimsenin merak etmediği bir tablo ortaya çıkıyor. Hayat pahalılığı zaten belimizi bükmüşken, bütün bu yapının içinde en temel gıda maddesi olan ekmek üzerinden yaşananlar ise tam anlamıyla düşündürücü.
Aynı şehir, aynı gün, dört farklı ekmek fiyatı olur mu?
Bir şehirde aynı somun ekmek nasıl olur da 7,5 TL, 8 TL, 10 TL ve 12,5 TL gibi farklı fiyatlarla satılabilir? Gramajı belli değil, standardı belli değil. Bir fırında 8 TL’ye satılan ekmekten para kazanılabiliyor, başka bir yerde aynı ekmek 12,5 TL’ye satılıyor ve orada da “zarar ediyoruz” denmiyor.
Daha da garibi: Market ya da bakkalda 9–10 TL olan ekmek, ekmeğin üretildiği fırında 12,5 TL olabiliyor.
Bu nasıl bir piyasa düzenidir?
Bu nasıl bir denetimsizliktir?
Zaman zaman “tek fiyat” kararı alındığını duyuyoruz. Belediye mi alıyor, fırıncılar odası mı, başka bir kurum mu bilmiyoruz. Bildiğimiz tek şey şu: O kararlar birkaç gün ya da birkaç ay içinde deliniyor. Sonra herkes kendi kafasına göre fiyat belirlemeye devam ediyor.
Sorumlu Kim?
Burada mesele sadece ekmeğin fiyatı değil; adalet duygusu.
Bu şehirde ekmek fiyatını kim denetliyor?
Belediye mi?
Valilik mi?
Tarım İl Müdürlüğü mü?
Fırıncılar Odası mı?
Her kim sorumluysa, açıkça söylemek gerekir ki görevini layıkıyla yerine getirmiyor. Çünkü denetim varsa bu kadar başıboşluk olmaz. Fiyat belirleme varsa bu kadar keyfiyet olmaz.
Biz burada ekmeğin lezzetini, şeklini, gramajını, kalitesini bile konuşmuyoruz. Sadece fiyatındaki uçurumu konuşuyoruz. Herkesin her gün almak zorunda olduğu en temel gıda maddesinden söz ediyoruz. Bu yüzden ekmek meselesi, Sivas’ta artık sadece bir ekonomik konu değil; bir sosyal adalet ve yönetim meselesidir.
Ramazan Öncesi Pide Meselesi
Sanırım Sivas’ta somun ve pide iki farklı sektörmüş gibi davranılması, somunu konuşup Ramazan arifesinde pideye zam yapılması da kabul edilebilir bir durum değil.
Bugün gelinen noktada;
Pide hamuru 200 gram, Lahmacun hamuru yaklaşık 100 gram,
Pide fiyatı 16 TL, Lahmacun ve etli ekmek için pide 20 TL.
Yani ihtiyaç oldu, 10 lahmacun yaptırdınız: 1.000 TL.
Biri çıkıp “Parası olmayan yaptırmasın” demesin. Bu kafayla biz enflasyonla da hayat pahalılığıyla da mücadele edemeyiz. Her geçen gün biraz daha ezilir, biraz daha susar, sonunda da kabullenir gideriz.
Sonuç Yerine
Sivas bugün üretimden kopmuş, tüketimle ayakta durmaya çalışan bir şehir görüntüsü veriyorsa; bunun sonuçlarını en net şekilde bir somun ekmeğin fiyatında görüyoruz. Denetimsizliği, sahipsizliği ve plansızlığı ekmekte okuyoruz.
Bu şehir bunu hak etmiyor.
Bu halk, aynı ekmeği neden daha pahalıya aldığını sormak zorunda kalmamalı.
Ve en önemlisi:
Serbest piyasa denmemeli sorumlular, her kimse artık sorumluluklarını hatırlamalı.!.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.