Baler Fidan
19 MAYIS: BİR MİLLETİN DİRİLİŞİ, BİR GENÇLİĞİN ARANIŞI!
19 Mayıs 1919…
Bir milletin kaderinin değiştiği gün.
Bir vapurun yalnızca Samsun’a değil, esarete karşı direnişe doğru yol aldığı tarih.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Bandırma Vapuru’yla Samsun’a çıkarak Kurtuluş Savaşı’nın ilk adımını attığı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş meşalesini yaktığı gün…
Atatürk’ün “doğum günüm” dediği 19 Mayıs, yalnızca bir tarih değildir.
Bu gün; umudun, bağımsızlığın, fedakârlığın ve yeniden ayağa kalkışın sembolüdür.
Ve belki de bu yüzden Atatürk, bu anlamlı günü gençlere armağan etti.
Çünkü o, bir milletin geleceğinin gençliğin omuzlarında yükseleceğini biliyordu.
Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller hayal ediyordu.
Sorumluluk sahibi, ideal sahibi, vatanını ve milletini seven gençler…
Bugün ise ne yazık ki o ideallerden her geçen gün biraz daha uzaklaşan bir toplum görüntüsüyle karşı karşıyayız.
Kafasını telefondan kaldırmayan, sosyal medya akımlarının peşinde sürüklenen, birkaç saniyelik videolara hayatını sığdıran bir gençlik büyüyor.
Hayat gayesi olmayan, ülkesine, milletine, ailesine, çevresine karşı sorumluluk hissetmeyen; üretmekten çok tüketmeye yönlendirilen bir nesil oluşuyor.
Elbette bütün gençleri aynı kefeye koymak haksızlık olur.
Bugün hâlâ okuyan, araştıran, mücadele eden, ahlaklı ve bilinçli gençlerimiz var.
Ancak toplumun genel gidişatı bizlere önemli bir tehlikeyi gösteriyor: Kimliksizleşme.
Daha da üzücü olan ise bu kopuşun yalnızca gençlerden kaynaklanmaması…
Aileler çocuklarına vakit ayırmıyor.
Kimisi kendi yaşam tarzını dayatıyor, kimisi tamamen ilgisiz kalıyor.
Gençler yön ararken yalnız bırakılıyor.
Bir tarafta milli ve manevi değerlerden uzaklaşma, diğer tarafta ise bu değerleri gençlere sevdirme yerine baskıyla dayatma hatası…
Üstelik bazı çevreler, ideolojik hesaplarla milli bayramları, milli değerleri ve Atatürk’ü itibarsızlaştırmaya çalışırken aslında gençleri tamamen köksüz bırakıyor.
Oysa milli değerlerinden kopan toplumların ortak geleceği de zayıflar.
Tarihçi İlber Ortaylı’nın şu sözü tam da bu gerçeği anlatıyor:
“Milli bayramlarını kutlamayan milletler, dini bayramlarını kutlayacak vatan bulamazlar.”
Çünkü milli bayramlar sadece tören değildir.
Bir milletin hafızasıdır.
Ortak acının, ortak mücadelenin ve ortak geleceğin adıdır.
19 Mayıs; gençlere bırakılmış bir emanet olduğu kadar, büyüklere de verilmiş bir sorumluluktur.
Gençliği eleştirmek kolaydır. Zor olan; onlara örnek olabilmektir.
Vatan sevgisini anlatmak değil, yaşatmaktır.
Milli ve manevi değerleri sloganla değil; adaletle, ahlakla, merhametle ve samimiyetle gösterebilmektir.
Bugün 19 Mayıs’ın ruhuna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.
Çünkü bir millet ancak geçmişini unutmadan geleceğe yürüyebilir.
Ve unutulmamalıdır ki;
Bandırma Vapuru yalnızca Samsun’a çıkmadı…
Bir milletin yeniden ayağa kalkışını başlattı.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.