Baler Fidan
SİVAS’IN KIYMETİ BİLİNMEYEN DEĞERLERİ VE KAÇAN FIRSATLAR
Bazı şehirler sahip oldukları değerlerle büyür, bazı şehirler ise sahip oldukları değerleri seyretmekle yetinir.
Ne yazık ki Sivas, uzun yıllardır ikinci grupta yer alıyor.
Bunu bir eleştiri olsun diye söylemiyorum. Bunu, doğup büyüdüğü topraklara sevdalı bir Sivaslı olarak, içimdeki burukluğu paylaşmak için söylüyorum.
Çünkü bu şehirin sahip olduğu potansiyele baktıkça, ortaya çıkan sonuç insanın içini acıtıyor.
Sivas’ın üç büyük marka değeri var.
Bunlardan biri Sivasspor.
Diğer ikisi ise Allah’ın bu memlekete lütfu olan Kızılırmak ve Sıcak Çermik.
Peki bugün dönüp baktığımızda bu üç değeri ne kadar değerlendirebildik?
Maalesef cevap iç açıcı değil.
Yıllarca Gaziantep’te yaşadım. Orada şunu öğrendim; bazı şehirler ellerindeki en küçük değeri bile ekonomik, kültürel ve turistik bir değere dönüştürmeyi başarabiliyor.
Eğer Kızılırmak Gaziantep’ten geçseydi bugün üzerinde gezi tekneleri olurdu.
Kıyılarında yürüyüş yolları, restoranlar, sosyal alanlar bulunurdu.
Akşamları ışıklandırılmış köprüler nehre yansır, insanlar aileleriyle vakit geçirmek için oralara akın ederdi.
Sadece şehir halkı değil, çevre illerden gelen insanlar da o atmosferi görmek için kilometrelerce yol kat ederdi.
Biz ise Türkiye’nin en uzun nehrine sahibiz ama çoğu zaman onu sadece yanından geçip gittiğimiz bir akarsu olarak görüyoruz.
Nehrimiz var ama nehir kültürümüz yok.
Potansiyelimiz var ama vizyonumuz eksik.
Kızılırmak Samsun’a doğru akıp gidiyor; biz ise arkasından bakıyoruz.
Sıcak Çermik’in hikâyesi de farklı değil.
Yıllardır aynı cümleleri duyuyoruz.
“Çermik gelişecek.”
“Termal turizm merkezi olacak.”
“Seracılık yapılacak.”
“Sivas’ın ekonomisine büyük katkı sağlayacak.”
Peki sonuç?
Aradan geçen onca yıla rağmen hâlâ olması gereken yerde değiliz.
Oysa bugün Afyon’a, Kozaklı’ya, Yalova’ya bakıyoruz.
Termal suyun etrafında şehirler kurulmuş.
Binlerce insan ekmek yiyor.
Esnaf kazanıyor.
Oteller doluyor.
Ticaret dönüyor.
Biz ise hâlâ elimizdeki değerin ne kadar büyük olduğuna insanları ikna etmeye çalışıyoruz.
Sıcak Çermik, Sivas’ın ekonomik kaderini değiştirebilecek bir güçken yıllardır kurumlar arasındaki yetki tartışmalarının, siyasi çekişmelerin ve bürokratik engellerin arasında sıkışıp kaldı.
Kaybeden ise yine Sivas oldu.
Aslında sorun sadece Kızılırmak veya Çermik de değil.
Sorun, Sivas’ın yeni semboller üretememesinde.
Çocukluğumuzun Sivas’ında Kent Meydanı’ndaki “Tek Ağaç” vardı.
Belki sıradan bir ağaçtı ama şehirle özdeşleşmişti.
Dışarıdan gelen insanlar önünde fotoğraf çektirirdi.
Buluşmalar onun yanında yapılırdı.
Bir anlamı vardı.
Bugün o ağaç yok.
Peki yerine ne koyduk?
Şehri temsil edecek yeni hangi sembolü oluşturduk?
Dışarıdan gelen bir misafiri hangi yapının önüne götürüp “İşte burası Sivas” diyebiliyoruz?
Elbette Gök Medrese’miz var.
Şifaiye’miz var.
Kongre Binamız var.
Bunlar bizim tarihimiz ve gururumuz.
Ancak 2026 yılının dünyasında sadece geçmişle ayakta kalmak mümkün değil.
Yeni hikâyeler üretmek zorundayız.
Yeni semboller oluşturmak zorundayız.
Yeni cazibe merkezleri kurmak zorundayız.
Çünkü gurbetçi sayısı ile övündüğümüz Sivas’ta çok önemli bir tehlike kapımızda bekliyor.
Bugün memlekete gelenler anne-baba hasretiyle geliyor.
Köyünü görmek için geliyor.
Kabir ziyareti yapmak için geliyor.
Çocukluğunu yaşadığı sokakları görmek için geliyor.
Peki onların çocukları neden gelecek?
Onları burada tutacak ne var?
Onlara göstereceğimiz hangi yeni hikâyeyi ürettik?
Bir AVM mi?
Birkaç kafe mi?
Yoksa her geçen yıl biraz daha boşalan sokaklar mı?
Bunu sormak zorundayız.
Çünkü bir nesil sonra gurbetçi bağının bugünkü kadar güçlü olmayacağını görmek için kâhin olmaya gerek yok.
Sivasspor’un yaşadıkları da aslında bu tablonun başka bir yansımasıdır.
Sivas’ın en büyük marka değerlerinden biri olan Sivasspor yıllardır yönetim krizleri, ekonomik sıkıntılar ve bitmek bilmeyen tartışmalar arasında savruluyor.
Şehrin reklamını yapan, Avrupa’da Sivas adını duyuran, milyonlarca insanın tanıdığı bu değer bugün adeta kaderine terk edilmiş görüntüsü veriyor.
İşin en üzücü tarafı ise herkes sorunun farkında olmasına rağmen çözüm konusunda aynı kararlılığı göremememiz.
Sivasspor düşerse sadece bir futbol takımı düşmez.
Sivas’ın tanıtım gücü düşer.
Sivas’ın marka değeri düşer.
Sivas’ın özgüveni düşer.
Bu yüzden Kızılırmak’a sahip çıkmak da, Çermik’e sahip çıkmak da, Sivasspor’a sahip çıkmak da aslında aynı mücadeledir.
Bu mücadele Sivas’ın geleceğine sahip çıkma mücadelesidir.
Çünkü mesele sadece bir nehir değildir.
Mesele sadece bir termal kaynak değildir.
Mesele sadece bir futbol kulübü değildir.
Mesele, her geçen yıl biraz daha kabuğuna çekilen bir şehrin yeniden ayağa kalkabilmesidir.
Sivas’ın eksiği para değil.
Sivas’ın eksiği insan da değil.
Dünyanın dört bir yanında başarılı olmuş yüz binlerce Sivaslı var.
Asıl eksik olan şey ortak akıl, ortak hedef ve ortak heyecandır.
Bu şehir artık sahip olduklarını konuşmayı bırakıp onları nasıl değerlendireceğini konuşmalıdır.
Çünkü Sivas, sahip olduğu değerlerin çok daha fazlasını hak ediyor.
Ve açık konuşmak gerekirse; artık kaybedecek bir neslimiz daha yok.
Hayırlı Cumalar
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.