Baler Fidan
HANİ TERÖRİSTE TAVİZ YOKTU !
Sürecin geldiği noktada kamuoyunda en büyük tartışmalardan biri de yetkililerin kullandığı dil ve verilen çelişkili mesajlardır.
Adalet Bakanının kamuoyuna yansıyan, “Şu an genel af yoktur. PKK mensuplarına yönelik özel bir çalışma vardır.” yönündeki açıklaması, toplumun önemli bir kesiminde yeni soru işaretleri doğurmuştur. Özellikle aylardır “Terör örgütüne hiçbir taviz verilmeyecek.”, “Pazarlık yok.”, “Devletin temel niteliklerinden taviz verilmeyecek.” söylemleriyle kamuoyuna güven vermeye çalışanların, bugün farklı ifadeler kullanması ister istemez şu soruları gündeme taşımaktadır: Özel çalışma nedir? Kapsamı nedir? Hukuki dayanağı nedir? Sınırları nelerdir?
Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Devlet yönetiminin temel dayanağı Anayasa’dır. Kanun yapma yetkisi ise hiçbir kişi veya kuruma değil, doğrudan Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne aittir. Hukuk devletinde toplumu ilgilendiren böylesine önemli düzenlemeler, kapalı kapılar ardında yürütülen belirsiz süreçlerle değil; Anayasa’nın çizdiği çerçevede, TBMM’nin iradesiyle ve milletin bilgisi dâhilinde gerçekleştirilmelidir.
Ne var ki aylardır “Hiçbir taviz verilmiyor.” diyerek toplumu rahatlatmaya çalışanların, bugün kullanılan ifadeler karşısında adeta top çevirir gibi söylem değiştirmeleri, kamuoyundaki güven duygusunu ciddi şekilde sarsmaktadır. Devlet ciddiyeti, kelimeler üzerinden algı yönetmekle değil; açık, net ve tutarlı bir duruş sergilemekle korunur.
Benzer şekilde, terör örgütü PKK’nın kurucusu ve hükümlüsü Abdullah Öcalan’a atfedilen, suça karışmamış örgüt mensuplarının rehabilite edilerek topluma kazandırılması yönündeki değerlendirmeler ile bazı siyasetçilerin kamuoyuna yansıyan açıklamalarında, yürütülen düzenlemelerin bu süreçle ilişkilendirildiği yönündeki ifadeler de toplumda ciddi rahatsızlık oluşturmaktadır. Bu tür açıklamalar, ister doğru ister yanlış olsun, açık ve net biçimde izah edilmediği sürece devletin yürüttüğü sürece olan güveni zedelemektedir.
Türkiye Cumhuriyeti’nin terörle mücadelesi kırk yılı aşan ağır bedeller üzerine kurulmuştur. Binlerce şehidin aziz hatırası, binlerce gazimizin fedakârlığı ve milyonlarca vatandaşımızın yaşadığı acılar; günlük siyasi hesapların veya belirsiz açıklamaların konusu olamaz.
Bu nedenle, terörle mücadeleye ilişkin yapılacak her hukuki düzenleme yalnızca Anayasa’nın, kanunların ve Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin iradesiyle şekillenmelidir. Hiçbir terör örgütünün, hiçbir terör hükümlüsünün veya silahlı yapının görüşünün ya da beklentisinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin hukuk düzeni üzerinde belirleyici olduğu yönünde bir algının oluşmasına dahi izin verilmemelidir. Böyle bir algı, yalnızca Türk milletinin vicdanını yaralamakla kalmaz; aynı zamanda Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin saygınlığına, devletin hukuk düzenine ve yıllardır büyük fedakârlıklarla sürdürülen terörle mücadeleye gölge düşürür.
Türk milleti terörle mücadelede ödenen ağır bedellerin unutulmasını istememektedir. Devletin görevi de bu konuda yürütülen her süreci şeffaf, hukuk içinde ve millet vicdanını tatmin edecek açıklıkta yürütmektir. Aksi hâlde kullanılan ifadeler, toplumun önemli bir kesimi tarafından kendi hassasiyetlerinin dikkate alınmadığı ve aklıyla alay ediliyormuş gibi algılanacaktır.
Terör gibi milletimizin ortak hafızasında derin yaralar açmış bir konuda ihtiyaç duyulan şey; laf cambazlığı, muğlak ifadeler ve birbirini tamamlamayan açıklamalar değil, hukukun üstünlüğüne bağlı, şeffaf, tutarlı ve millet vicdanını rahatlatacak bir devlet dilidir.
Çünkü bu devletin gerçek sahibi millettir; egemenlik kayıtsız şartsız milletindir…
Sahi bu kadar kritik bir konuda bebek katiline soruluyorda neden Türk Milletine sormuyorlar.!?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.