SUNİ GÜNDEMLER GERÇEKLERİ PERDELİYOR

Memleketin gerçek meselelerinin konuşulmaması için adeta görünmez bir el devrede. Mübarek Ramazan ayındayız; dayanışmanın, paylaşmanın, yoksulun halinden anlamanın öne çıkması gereken bir zaman dilimi. Ama ne yazık ki gündem yine gerçeklerden kopuk, suni tartışmalarla meşgul ediliyor.

Geçim sıkıntısının, işsizliğin, yoksulluğun, artan borçluluğun konuşulması gerekirken; günlerce “bu kadar araba varsa nasıl yoksulluk olur”, “marketler doluysa demek ki herkesin durumu iyi” gibi yüzeysel ve meseleyi saptıran söylemler tartışılıyor. Çarşılar kalabalık, AVM’ler dolu, kafelerde yer yok… Peki bu görüntülerin ardında nasıl bir hayat var, kim borçla yaşıyor, kim günü kurtarmaya çalışıyor, kim ay sonunu getiremiyor? İşte bunlar konuşulmuyor.

Ana akım medya ve yandaş yayıncılık bu tartışmaları köpürtürken, gerçek sorunlar görünmez kılınıyor. Oysa TÜİK sadece enflasyon rakamları açıklamıyor; memleketin sosyo-ekonomik fotoğrafını ortaya koyan çok sayıda veri ve istatistik de yayımlıyor. Ancak bu veriler ya birkaç milletvekilinin, birkaç akademisyenin ya da sınırlı erişimi olan sosyal medya kullanıcılarının gündemine giriyor. Toplumun geniş kesimlerine ulaşamıyor.

Çünkü biz, kendimize anlatılanı tartışmayı seviyoruz. Gerçekleri değil; tarafımıza uygun olanı, hoşumuza gideni, bizi rahatsız etmeyeni konuşuyoruz. Muhaliflik ya da taraftarlık üzerinden meseleleri ele alıyor, rakamların ve gerçeklerin bizi sarsmasına izin vermiyoruz.

Geçtiğimiz günlerde TÜİK verilerine dayanan bir istatistiğe denk geldim. Açıkçası üzüldüm. Sivas, yaklaşık 35 il ile birlikte sosyal yardıma muhtaç iller arasında yer alıyordu. Ancak başka bir istatistikte, devletin sosyal yardımlarından en çok faydalanan iller sıralandığında Sivas’ı göremiyoruz. Bu çelişki üzerinde durulması gereken ciddi bir mesele.

Burada mesele, sosyal yardımlarla ayakta kalmaya çalışan insanları suçlamak değil. Asıl konuşmamız gereken; neden kendi ayakları üzerinde durabilen, üreten, istihdam sağlayan bir şehir olamadığımızdır. Sivas, uzun yıllardır “memur şehri” kimliğiyle anılıyor. Sanayi gelişimi sınırlı, özel sektör zayıf, üretim kapasitesi düşük. Gençler ya kamuya atanma hayali kuruyor ya da şehri terk ediyor.

İstatistikler başka bir gerçeği daha gösteriyor: Doğu ve Güneydoğu’daki bazı iller, sosyal yardımlardan yoğun şekilde faydalanırken; vergi ödeme oranlarının en düşük olduğu iller arasında da yine bu bölgelerdeki şehirler öne çıkıyor. Büyükşehirlerde, yoksulluğun derinleştiği yerlerde vergi ödeme oranları yüzde 90’lara yaklaşırken; bazı illerde bu oran yüzde 25-30 seviyelerinde kalıyor. Bu tablo tesadüf değil. Ama bilinçli şekilde tartışılmıyor.

Çünkü bu veriler konuşulursa, altında yatan politik tercihler, yıllardır sürdürülen yanlış kalkınma anlayışı ve koltuk sevdası da sorgulanmak zorunda kalır. Oysa herkes bir dönem daha makamını korumanın, mevcut düzeni sürdürmenin hesabında.

Sonuçta olan yine Sivas’a, emekliye, işçiye, köylüye, dar gelirliye oluyor. Gerçek meseleler konuşulmadan, haber bile olmadan günler geçip gidiyor. Biz ise kalabalık market görüntülerine bakıp “demek ki sorun yok” demeye devam ediyoruz.

Oysa sorun var. Hem de derin, yapısal ve ertelenemez bir sorun. Ve Sivas, bu sorunların tam ortasında sessizce bekliyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Baler Fidan Arşivi

SİVAS’TA EKMEK DAVASI

19 Şubat 2026 Perşembe 14:23

NEDEN YAZIYORUZ?

17 Şubat 2026 Salı 08:45