Bedriye KARAHAN
Geç Kalmışlık Hissi: Gerçek mi, Bahane mi?
Bazen insanın içine sessizce yerleşen bir duygu vardır:
Geç kalmışlık.
Öyle yüksek sesle gelmez…
Bağırmaz, çağırmaz.
Ama tam da en sakin anında fısıldar:
“Artık çok geç.”
Neye geç kaldığını net olarak söyleyemezsin çoğu zaman.
Bir hayale mi, bir aşka mı, bir başlangıca mı?
Ama içinde tuhaf bir eksiklik hissi büyür.
Sanki herkes bir yerlere yetişmiş de sen bir yerde oyalanmışsın gibi…
Sabah telefonunu eline alırsın.
Birileri terfi almış, birileri evlenmiş, birileri yeni bir hayata başlamış.
Hayatlar akıyor, değişiyor, ilerliyor.
Sen ise kendi hayatının içinde duruyormuş gibi hissedersin.
İşte tam burada başlar o tanıdık cümle:
“Ben geç kaldım.”
Ama gerçekten öyle mi?
Belki de sorun zaman değil, kıyaslamadır.
Çünkü biz çoğu zaman kendi hayatımızı yaşamıyoruz;
başkalarının hayatına bakarak kendi hikayemizi eksik ilan ediyoruz.
Oysa hayat bir yarış değil.
Kimsenin aynı anda başlamadığı, aynı yolda yürümediği bir yolculuk bu.
Kimi erken keşfeder kendini, kimi yıllarca arar.
Kimi 25’inde “oldum” sanır, 35’inde yeniden başlar.
Kimi 40’ında cesaret eder, ama bir ömre bedel işler yapar.
Geç kalmak dediğimiz şey…
Belki de sadece başkasının saatine bakmaktır.
Ama burada dürüst olmamız gereken bir nokta var.
Bu duygu bazen bir sığınak haline de gelebilir.
“Zaten geç kaldım” diyerek adım atmamak,
denememek, risk almamak…
İnsanın kendine kurduğu en sessiz tuzaklardan biridir bu.
Çünkü geç kalmış olmakla, vazgeçmiş olmak aynı şey değildir.
Ama biz çoğu zaman bu ikisini birbirine karıştırırız.
Oysa hayatın acı ama net bir gerçeği var:
İnsan, gerçekten geç kaldığında değil;
başlamaktan vazgeçtiğinde kaybeder.
Belki de asıl mesele şu soruyu kendimize sormaktır:
Ben gerçekten geç mi kaldım,
yoksa başlamaktan mı korkuyorum?
Çünkü korku çoğu zaman “geç kaldım” kılığına girer.
İnsanı koruyor gibi yapar ama aslında durdurur.
Ve şunu kabul etmek gerekir:
Evet, bazı şeyler için zaman geçebilir.
Bazı trenler gerçekten kaçabilir.
Ama hayat tek bir trenden ibaret değildir.
Her gün yeni bir başlangıç ihtimali taşır.
Her sabah, “yeniden” demek için bir fırsattır.
Belki bugün başladığın şey,
dün başlasaydın bu kadar anlamlı olmayacaktı.
Belki de geç kaldığını sandığın yer,
aslında tam olman gereken yerdir.
Çünkü hayatın garip bir matematiği var:
Doğru zaman diye bir şey yoktur…
Doğru karar vardır.
Ve o karar verildiği an,
zaman her zaman doğrudur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.