Bedriye KARAHAN
Bugün de Geçti, Ya Biz Ne Kadar Kaldık?
Zaman, en sessiz akan nehir gibi… Ne sesi var ne kokusu, ama geçip giderken ardında bir ömür bırakıyor. Bir bakıyorsun, takvimden bir yıl daha eksilmiş. Aynadaki yüz biraz daha değişmiş, çocukken büyük gelen hayat, şimdi bazen dar geliyor insana.
Eskiden zaman boldu sanki. Yazlar uzundu, kışlar karla doluydu, akşamlar aileyle geçerdi. Her şey daha yavaştı, daha içtendi. Şimdi her şey koşturmacada. Sabah kalk, akşam ol, hafta geçsin, ay bitsin… Yıllar akıyor ama biz çoğu zaman sadece "vakit geçiriyoruz." Oysa yaşam dediğimiz şey, o geçirdiğimiz anların toplamı değil mi?
Kaç defa gerçekten derin bir nefes aldık? Kaç kez sevdiklerimize “iyi ki varsın” dedik? Kaç gün, içimiz huzurla uyandık? Hep yarına bıraktık güzellikleri. Bir çayı yalnız içtik, bir sözü yarım söyledik, bir sarılmayı erteledik. Çünkü zamanımız var sandık. Ama zaman, kimseyi beklemiyor.
Bir fotoğrafa bakınca geçmişin içinde kayboluyoruz. Çünkü zaman geçtikçe insanlar gidiyor, evler sessizleşiyor, sesler yankı oluyor. Anılar kalıyor ama onların içindeki sıcaklık eksiliyor. Geçmişin kıymetini, bugün yaşarken fark etsek, belki de her şey daha dolu olurdu.
Şimdi durup düşünmenin vaktidir belki de. Bugün de geçti, evet. Ama biz bu günün neresindeydik? Kalbimizle mi yaşadık, yoksa sadece zamanı mı tükettik?
Zaman geçiyor… Biz de geçiyoruz. Fakat iz bırakmak, anlam katmak, bir yüreğe dokunmak elimizde. Geriye dönüp baktığımızda, sadece takvim yaprakları değil; bir tebessüm, bir iyilik, bir dua kalsın isteriz ardımızda.
O hâlde bir kez daha soralım kendimize:
*Bugün de geçti… Peki biz, bu günde ne kadar kaldık?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.