Bedriye KARAHAN
Kendine Dönmenin Vakti
Hayatın telaşı içinde çoğu zaman herkese yetişmeye çalışıyoruz. Birinin beklentisi, diğerinin düşüncesi, bir başkasının yargısı derken fark etmeden kendimizden uzaklaşıyoruz. Oysa insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, çoğu zaman başkaları değil; kendi iç sesidir.
Ne garip değil mi? Herkesin ne düşündüğünü önemserken, kendi kalbimizin ne söylediğini çoğu zaman duymuyoruz. “El âlem ne der?” cümlesi, nice hayalin önüne duvar örüyor. Halbuki asıl soru şu olmalı: “Ben ne hissediyorum, ben ne istiyorum?”
Bazen insanın biraz durmaya, biraz yoruldum demeye, biraz da kendine naz yapmaya hakkı vardır. Sürekli güçlü olmak zorunda değiliz. Her şeye yetişmek, herkesi memnun etmek zorunda da değiliz. Bazen bazı işleri ertelemek, bazı insanlardan uzaklaşmak, bazı yükleri yere bırakmak gerekir. Çünkü ruh da dinlenmek ister.
Zihnimizi kemiren kaygılar, içimizi daraltan kuruntular, geceleri sessizce omzumuza çöken düşünceler… Hepsi birikir. Ve insan, fark etmeden kendi içinde kaybolur. İşte tam da bu yüzden bazen durup içimizi havalandırmamız gerekir. Tıpkı eski eşyaları güneşe sermek gibi; düşüncelerimizi de bir ipe asıp kurutmalıyız. Beklesinler biraz. Hafiflesinler. Belki de o kadar büyütülecek şeyler olmadıklarını fark ederiz.
Unutmamalıyız ki insan, düşündüğü şey olur. Sürekli korkuyu besleyen huzuru bulamaz. Sürekli eksiklerine bakan, sahip olduklarının güzelliğini göremez. Gülü düşünen insanın kalbi de güzelleşir; dikene odaklanan ise her yerde acıyı görür.
Belki de bugün, yeniden kendine dönmenin günüdür. Kendini affetmenin, kendini anlamanın, kendine daha şefkatli davranmanın günü… Çünkü en uzun yolculuk, insanın kendine vardığı yoldur.
Ve bazen en güzel başlangıç, sadece şu cümledir:
“Bugün biraz da kendim için yaşayacağım.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.