Cemalettin Özyalçın

Cemalettin Özyalçın

NEREDE O ESKİ BAYRAMLAR?

Sivas’ta, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı günleri yaklaştığında, evlerde bayram öncesi ev temizliği, bayram alışverişi ve bayramlarda ziyarete geleceklere yapılacak ikramların hazırlığının da yer aldığı tatlı bir telaş, tatlı bir koşuşturmaca başlardı. Kurban Bayramı’nda bu telaş, içinde kurban hazırlıkları da olduğu için çok daha fazlaydı.

Birbirine dargın olan insanların barıştığı, sevenlerin ve çok uzakta olanların bir araya geldiği bu bayram günlerinde üzümlü çorba, yaprak sarması ve büyük doğranmış kuru soğanla pişirilen parça etli yahni, Sivas’ta bütün evlerde kesinlikle olması gereken bayram yemekleriydi. Kurban Bayram’ında yaprak, kurban eti geldikten sonra kurban etiyle sarılırdı. Bayram tatlısı olarak genellikle evlerde sonradan adı kalburabastı olan hurma, sonradan adı oklava tatlısı olacak olan Kırım baklavası ya da sarığıburma (sarıburma) hazırlanırdı.

Bayram öncesi biz çocuklara düşen görevler de vardı. O yıllarda bayram günlerinde fırınlar kapalı olduğu için bayram süresince evin ihtiyacı olan ekmek, arife gününden alınmak zorundaydı. Fırınlardan alınan ekmekler çok kısa sürede bayatladığı için, en son gün olan arife günü tercih edilirdi. Bu nedenle arife günü fırınların önünde oluşan uzun kuyruklarda sıra beklemek bayram hazırlıklarının bir parçasıydı. Ürettiği ekmeklerin çok geç bayatladığı söylenen İstasyon Caddesi’ndeki Lojmanlar Ekmek Fırını önündeki kuyruk çok fazla olurdu. Her mahallede bulunan tatlı su çeşmelerinin başında üstten kulplu beyaz bidonlarla sıra beklemek de biz çocukların, gençlerin görevleri arasındaydı.

Bayram öncesi özellikle çocuklar için bayramlık kıyafet alışverişi de yapılırdı. Kıyafetler genellikle Sümerbank’tan, Sirer Caddesi’ndeki esnaflardan, bayram öncesi belediyenin yer gösterdiği yerlerde tezgâh açan seyyar satıcılardan karşılanırdı. Ayakkabılar Kunduracılar Çarşısı’ndaki esnaflardan özellikle de Hızırlar’dan alınırdı. Şeker çeşitleri ve yemeklik malzemeler halk arasında Şıracı Hanı olarak adlandırılan Subaşı Hanı’ndan karşılanırdı.

Arife günü Yukarı Tekke Kabristanı’na gidilerek aile büyüklerinin mezarları ziyaret edilirdi. Bazı erkekler de Kabristan ziyaretini bayram namazını kıldıktan sonra yapardı. Kabristana gidenler Abdulvahabi Gazi’nin türbesine de muhakkak uğrar bir Fatiha okurdu.

Bayram sabahı geldiğinde evin erkekleri, bayram namazına giderdi. Camide çocuklar bir araya geldiklerinde alçak sesle konuşup, gülüştükleri için büyükler biz çocukları aralarına alırdı. Vaazı dinleyerek namaz vaktinin gelmesini beklerdik. Kurban Bayramı vaazında konu ağırlıklı olarak kurban odaklı olurdu. Bayram namazı senede iki defa kılındığı için hatırlanması zordu. Cami hocası namaz öncesi bayram namazının nasıl kılınacağı hakkında ayağa kalkarak cemaate yüzü dönük bir şekilde uygulamalı olarak açıklama yapardı. Namaz bitiminde cemaat birden dağılmaz, cami içinde bayramlaşma yapılırdı.

Bayram sabahı bayram namazı kılındıktan sonra ailenin en büyüğünün olduğu evde kahvaltıda aile bir araya gelirdi. Kahvaltıdan sonra günler öncesinden alınan bayramlıklarımızı giyer, büyüklerimizin ellerini öperdik. Aile içi bayramlaşma yapılırdı. İlk bayram harçlıklarımızı büyüklerimiz verirdi. Ramazan Bayramı’nın birinci günü davulcular davul çalarak evlerin kapısının önlerine gelir, Ramazan ayı boyunca davul çalarak sahura kaldırdıkları için hak ettikleri bahşişlerini alırlardı.

Bayramın birinci günü büyüklere, komşulara ve yakın akrabalara ziyarete gidilirdi. Büyüklerimiz bayram gezisi planı yapar, sırasıyla hangi evlere gitmemiz gerektiğini belirlerdi. Gidilen her evde ısrarla yemek teklifi yapılır, teklif kabul edilmezse tatlı ikram edilirdi. Genellikle bütün evlerde yanında bayat ekmekle ikram edilen menü aynıydı. Kurban Bayramı’nda ek olarak kavurma ikramı yapılırdı.

Sivas’ımızda bir de yıllardır devam eden “Yas Bayramı” adı verilen köklü bir geleneğimiz var. Yıl içerisinde vefat eden olduğunda, onu izleyen ilk dini bayram o ailenin Yas Bayramı olarak kabul ediliyor. Yas Bayramı’nın birinci gününde o ailenin yakınları, büyükleri de o evde toplanarak tekrar edilen taziyeleri kabul ediyor. En çok Yas Bayramı önündeki zaman dilimi çok uzun olduğu için Ramazan Bayramı’nda oluyor. Sonradan komşu ilimiz Tokat’ta da bu adetin olduğunu, adının “İlk Bayram” olduğuna şahit oldum.

Günümüzde eskisi gibi dini bayramlarda ziyaretler olmuyor. Bayram kutlamaları sosyal medya platformlarında mesajlarla ya da telefonlarla yapılıyor. İnsanlarımız bayramları tatil, kafa dinleme ve dinlenme günleri olarak görüyor. Büyüklerini ziyaret etmek yerine tatil beldelerine, başka memleketlere gezmeye ya da pikniğe gidiyorlar. Bunun sonucu olarak insanlar birbirinden uzaklaşıyor. Sonuç olarak da çocuklarımız bizleri bir arada tutan gelenek ve göreneklerimizden, çok güzel adetlerimizden birer birer kopuyor.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Cemalettin Özyalçın Arşivi

MEMMECİMİN GILİĞİ

24 Nisan 2026 Cuma 14:23

BİR SİVAS SEVDALISI

11 Nisan 2026 Cumartesi 14:29