Dervişoğlu: Bu cüretkarlık nereye kadar gidecek

Dervişoğlu: Bu cüretkarlık nereye kadar gidecek
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "Tıpkı birinci ihanet sürecinde olduğu gibi yine bayrağımıza el uzatıldı. Bayrak indirene edilecek muamele nasıl unutulmuştur? Bu cüretkarlık nereye kadar gidecek, bu mevzi nereye kadar çekilecektir?" dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, TBMM'de partisinin grup toplantısında konuştu. Dervişoğlu, dünyada ve bölgede önemli değişimlerin hızla gerçekleştiğini belirterek, "Hangisinin hayır hangisinin şer getireceği ise henüz oldukça belirsiz. Belirsizlik ise risk demektir. Her sahada paylaşım mücadeleleri yaşanmaktadır. Bu mücadelelerin hemen hepsi ise sıcak çatışma ihtimalleri barındırmaktadır. Defaatle dile getirdiğimiz üzere, dünya eskiyle yeninin kesişim alanında geçiş sancılarını yaşamaktadır. İYİ Parti'nin birinci önceliği ise Türkiye'ye ve milletimize çektirilen acıların, sancıların sona erdirilmesidir. Türk milleti, 25 yıldır aynı bahaneleri dinliyor. 'Suriye'de savaş var, hele durun', 'Rusya'da durum kritik, şimdi bekleyin', 'Biz büyük işler peşindeyiz, aman dayanın'; oysa insanımız, tüm hayatını, en basit ihtiyaçlarına, en temel haklarına ulaşmayı bekleyerek geçiriyor. Açık söyleyeyim, kimse de bu numaraları yutmuyor. Aç karınlar yalanlara tok, bu sözlerle karın doymuyor. Allah aşkına; asli görevinize, milletin refahını, güvenini ve mutluluğunu sağlamak vazifenize ne zaman ne olunca döneceksiniz? Sabır, gelip geçici olaylarda dilenir. Metanet, istisnai olanı atlatmaya ilişkindir. Siz, acılara alışmamızı bile değil, çileyi huy edinmemizi istiyorsunuz" diye konuştu.

'HER GÜNAHI HELAL KILDILAR'

Türkiye'de hem güvenlik hem de emniyet sorunu olduğunu söyleyen Müsavat Dervişoğlu, "Türkiye, genel bir asayiş krizi yaşamaktadır. Mafya dizisi çeke çeke, akşamları da bunları izlete izlete, çocuklarımızı bu rollere özendire özendire, sokakları mafya düzenine mahkum ettiler. Türkiye'yi Latin Amerika'ya çevirdiler. Meşru olanı, makul olanı, muteber olanı bitirdiler. Diplomasına güvenmiyor çocuk, iş bulacağına inanmıyor, yuva kurmayı hayal dahi edemiyor. Cebi boş, babasına bakıyor, pazarda sebze arayan annesine bakıyor, sürünen dedesine bakıyor. Diğer yanda da plazaları izliyor, spor arabalara, villalara, teknelere bakıyor ve diyor ki orada 'Sizi bu hayattan kurtaracağım. Size bunu yaşatan ülkeden intikam alacağım'. Kumar reklamları düşüyor önüne, bahis sitelerinin mesajları geliyor. 'Neden olmasın' diyor, 'Ne kaybederim' diyor. Çünkü seçimle iş başına gelenler, onlara kaybedecek bir şey bırakmadı. Onlara seçenek bırakmadı. Kazanmanın her yolunu mübah, her günahı da helal kıldılar. Bu sebeple ortada kırılması gereken, katılaşan bir döngü vardır. Şahısları, siyaseti, partileri, ideolojiyi, mezhepleri veya etnik kimlikleri bir kenara bırakın. Hepimizin, gözümüzden sakındığımız evlatlarımız var. Buna bir baba olarak isyan ediyorum. Ant olsun, yemin olsun. Türkiye'yi bir suç cennetine çevirenleri, masumlara her gün kabus yaşatanları affetmeyeceğim. 3 yılda bir af çıkartanları, katili, torbacıyı, sapığı baş tacı edenleri, talimatla iş yapanları, yasaları uygulamayıp, devlet gücünü kendilerine zırh yapanları asla affetmeyeceğim. Siz de affetmeyin. Çocuğunuz ekmek almaya giderken, okula, işe giderken eliniz yüreğinizdeyse, affetmeyin. Sorumsuz yetkili iktidarı affetmeyin. Yetkisiz sorumlu ortaklarını affetmeyin" ifadelerini kullandı.

'BU CÜRETKARLIK NEREYE KADAR GİDECEK'

Dervişoğlu, 'Terörsüz Türkiye' sürecine ilişkin, "Bu orta oyununda yine aynı yere geldik, tam da tahmin ettiğimiz gibi tam da ikaz ve ihtar ettiğimiz gibi. Tıpkı birinci ihanet sürecinde olduğu gibi yine bayrağımıza el uzatıldı. O gün Diyarbakır'da kolordumuzun nizamiyesindeki bayrağımızı indirenler, bu kez de Nusaybin'de aynı ihanete cüret ettiler. Bu durumdan daha vahimi ise o bayrağı indirenlere karşı ne yapıldığıdır. Türkiye'de devlet refleksi bu kadar mı körelmiştir? Bayrak indirene edilecek muamele nasıl unutulmuştur? Bu cüretkarlık nereye kadar gidecek, bu mevzi nereye kadar çekilecektir? Her iki ihanet sürecinin sebebi de sonucu da aynıdır. İlk günden söyledim; 'PKK Kürtlerin temsilcisi değildir. Bu ülkenin Kürtlerini PKK'yla özdeşleştirmeyin' dedim. 'Böyle giderse, örgütün 40 yılda yapamadığını, 1 yılda siz yaparsınız' dedim. Allah'tan Kürt kardeşlerimizin feraseti, bu akılalmazlığa direndi. Şimdi kalkmış, Suriye'deki gelişmeleri sanki zafermiş gibi sunmaya kalkıyorlar. İçindeki en etkili silahlı unsur olan PKK'yı perdelemek için uydurdukları SDG, Fırat'ın batısından süpürülünce, bunu uluslararası bir başarı gibi sunuyorlar. SDG'nin dağılması, içindeki YPG unsurlarının süpürülmesi elbette gereklidir. Ama dikkatinizi çekerim, yine mutfakta biri var ve yine bize başka bir film izletiyorlar. Şam hükümetiyle mutabakata varamayan YPG, kendine 'Doğal bölge' ilan ettiği alana çekiliyor. PKK, 'medya' diye ilan ettiği alanlarda Türkiye'ye 40 yıl kan kusturdu. 'Yeni bir alan mı yaratılıyor' diye kimse sormuyor mu? Bu iş, federatif bir yapıya, bir terör devletinin kuruluşuna doğru gidiyor. Türkiye'yi yeni ve daha büyük bir beka sorununa doğru itiyor" açıklamasında bulundu.

Kaynak:Demirören Haber Ajansı

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.